Optisyen ve Gözlükçülere Özel

Gözlük Camı Hakkında Herşey

Aşağıdaki sorular yıllar içinde Akay Optik'in kurucusu Mehmet Akay'a iletilen ve kendisinin cevapladığı sorulardır. Deneyimle verilen bu cevaplar tüm gözlükçü ve optisyenler için önemli bir bilgi dağarcığı oluşturmaktadır.

Progresif Camlar

Satışını yaptığım progresif gözlüklerden birçok müşterim memnun olurken bazıları da olmamaktadır. Birçok kişiyi memnun ederken bazılarını edememenin nedeni nedir?


Gerek geleneksel, gerekse FreeForm progresif camların kullanımında karşılaşılan sorunlar benzerdir. Tecrübeler gösteriyor ki, sorunların en önemli nedeni, kullanıcının yeterince bilgilendirilmemesi neticesinde performans beklentisinin yüksek olması ve montajın kurallara göre yeterince hassas olarak yapılmamasıdır. Kişiye özel progresif camlar sipariş edilirken de çerçeve parametreleri verilmediği zaman camlar tasarımcının önceden belirlediği parametrelere göre üretileceğinden, camlar tam anlamıyla “Gerçek Kişiye Özel” olmamakta ve maksimum performans elde edilememektedir. Örneğin pantoskopik açısı 2 derece olan bir çerçeveye monte edilen, sipariş anında bu açı verilmediği için standart parametrelere göre üretilen “Kişiye Özel” +2.00 Sph. 2.00 Add progresif camlar inanınız ki pantoskopik açısı 10 derece olan çerçeveye monte edilen “Standart Freeform” camlardan özellikle orta mesafe ve yakın kullanımda daha verimsiz olacaktır.

Müşteri memnuniyetsizliğine neden olan diğer yaygın nedenler de reçete (muayene) ile ilgili sorunlar ve adaptasyon sorunlarıdır. Camların üretimi ile ilgili sorunlar (örneğin camların arızalı olarak üretilmesi) yok denecek kadar ender rastlanan bir durumdur. Üretim makinelerinin bakımı ve kalibrasyonları rutin olarak yapıldığı takdirde bir gün üretilen bir cam mükemmel iken ertesi gün üretilen camın tasarımının farklı veya hatalı olması mümkün değildir. Fakat mutlaka “Kişiye Özel” progresif camların kullanılması gereken durumlarda “Standart” progresif camların kullanılması ile elde edilen gözlükler, birçok kez yeterli performansa sahip olmamakta ve kullanıcı memnuniyeti daha düşük seviyede olmaktadır. Önceden daha düşük adisyonlu “Kişiye Özel” progresif cam verilen kişiye, daha sonra, daha yüksek adisyonlu “Standart” progresif camların verilmesi durumunda da birçok kez müşteri memnuniyetsizliği ile karşılaşılmaktadır. Adisyonun artması ile cam üzerindeki deformasyonlar arttığından ve orta mesafe koridoru daraldığından, yenilenen progresif camların daha iyi bir tasarımla üretilmesi ve daha kısa koridorlu camların tercih edilmemesi, müşteri memnuniyeti açısından önem taşımaktadır.

Türkiye’de Progresif gözlüklerle ilgili sorun yaşadığı zaman birçok optikçimiz, sorunun büyük olasılıkla camların üretiminden kaynaklanabileceği düşüncesiyle camları çerçeveden çıkarıp incelenmesi için üretici firmaya göndermektedirler! Yukarıda da ifade ettiğim gibi, Progresif cam kullanımı ile ilgili sorunlarda hatanın camlardaki üretim hatalarından veya hammaddeden kaynaklanma ihtimali çok düşüktür.

Progresif gözlük kullanacak olan kişinin sipariş anında, camların yapısı ve kullanımı hususunda bilgilendirilmesi, gözlüklerin teslimatı esnasında yaşanabilecek sorunları azaltır. En son teknoloji ürünü Kişiye Özel Freeform Progresif camları taksanız ve en hassas ölçüm ve işçilik makinelerini kullansanız dahi, %100 oranında müşteri memnuniyeti garantisinde bulunamazsınız. Sipariş anında, Orta Mesafe Koridorunun iki yanındaki flu görüntü veren astigmatik bölgelerden, Orta Mesafe Koridorundan ve Yakın Görme Alanlarından bakarken rahatsız edebilecek görüntünün dalgalanma olayından söz edilmesi ve bunun geçici bir sorun olduğunun anlatılması da tavsiye edilir. Daha önceden progresif gözlük kullanan ve özellikle okuma adisyonları arttığı için camlarını yenileyen kişilerin de Orta Mesafe koridorunun daralması ve periferideki aberasyonların artması nedeniyle, ilk günlerde bazı olumsuzluklar yaşayabilecekleri onlara söylenmelidir.

Örneğin, bilgisayar ekranına bakarken başın yukarıya kaldırılması gerektiği, baş hizasından yüksekte asılı olan küçük puntolarla yazılmış bir ilanı okurken zorlanabilecekleri (başlarını iyice yukarıya kaldırmaları gerektiği), yatarken okumakta veya televizyon izlemekte zorlanacakları ve arabayı park etmek için geriye bakarken sorun yaşayabilecekleri konusunda uyarılmaları yararlı olur.

Progresif camları önerdiğiniz zaman, “ben zaten uzakta gözlük kullanmıyorum” veya “ben gözlüksüz okuyabiliyorum” gibi ifadeler kullanıp çok isteksiz olan kişileri sonradan ikna etseniz dahi bu şahıslar birçok kez yapılan progresif gözlükten tam anlamıyla memnun kalmayacaktır.

Optikçinin inceleme için üretici firmaya gönderdiği sorunlu progresif camları inceleyen firma yetkilisinin, sorununun nedeni hakkında değerlendirme yapabilmesi birçok kez mümkün değildir. Gözlükçü progresif camları çerçeve üzerinde monte edilmiş olarak gönderse dahi, kalite kontrol yetkilisi ancak çerçeve bombesinin normal sınırlar dahilinde olup olmadığını ve diğer birkaç hatayı görebilir; montaj yüksekliklerinin, pupilla mesafelerinin, pantoskopik açının ve verteks mesafesinin doğru olarak uygulanıp uygulanmadığını bilemez! Esasında optikçi, gözlüğün kullanımında sorun yaratabilecek nedenler varsa bunları önceden fark edebilmeli, gerekli tedbirleri almalı ve karşılaşılan sorunları kendisi çözebilmelidir.

Ölçüm ve montaj kuralları doğru olarak uygulandığı zaman optikçilerin en çok problem yaşadığı camlar olan progresivlerle ilgili sorunları minimuma düşecektir. İnanınız ki progresif cam satışında başarılı olan optikçilerin başarı nedeni sadece çok pahalı cam satışı yapmaları veya pahalı ölçüm cihazları ve son teknoloji ürünü işçilik makineleri kullanmaları değildir.

Progresif cam montajında başarılı olmak isteniyorsa tüm kurallara mutlak surette uyulmak zorundadır. Orta mesafe koridoru gerçekte birçok firmanın kataloglarında gösterildiği kadar geniş değildir. ( Lütfen aşağıdaki şekillere bakınız). Örneğin 2.50 adisyon, kaliteli bir progresif camda, koridor içerisindeki aberasyon değeri 0.50 Cyl. altında olan “temiz” kanalın genişliği, en dar yerinde 4 mm. den daha geniş değildir! Adisyon değeri yükseldikçe hatalara daha az tolere edilmesinin esas nedeni budur. Adisyonu 3.00D. olan bir çift progresif camda yatayda her camın ½ mm. hatalı olarak monte edildiği durumda orta mesafedeki binoküler görme alanı kaybı %10’dan daha fazladır. Hatanın her camda 2 mm. olduğu durumda ise binoküler görme alanı kaybı %60’a ulaşmaktadır.

Bu nedenle, başarılı montaj için Sağ/Sol pupilla mesafesinin MUTLAKA dijital ölçüm aleti ile teyit edilmesi gerekmektedir. Montajı, sadece asetat kalemle işaretlenen pupilla pozisyonlarına göre yapmak yeterince hassas bir ölçüm tekniği değildir. Pupilla mesafe ölçümlerini bu yöntemle yapanlar daha fazla sorun yaşamaktadırlar. Pupilla mesafesini ölçeceğimiz aletin 0.5 mm hassaslıkta olması yeterlidir. Son zamanlarda yaygın olarak kullanılan bazı tablet bilgisayarlarla yapılan ölçümlerin yeterince hassas olmadığını görüyoruz. Pupilla mesafe ölçümü ile ilgili kuşkunuz olmaması için tablet bilgisayarla almış olduğunuz ölçüleri eski tip pupilometre ile teyit etmenizi tavsiye ederiz. Progresif cam satışında yüksek müşteri memnuniyet oranı hedefleniyorsa, kullanıcılar arasında eleme yapılması gerekmektedir. Bazı durumlarda kullanıcının Genel Amaçlı progresif camlardan yüzde yüz olarak memnun olması mümkün olmamaktadır. Bu kişilere birçok kez Genel Amaçlı progresif camlar yerine değişik tasarımlı camların verilmesi daha uygun olur. Bu durum hakkında müşterilerin uyarılması ve onlara reçetelerine ve mesleki çalışmalarına en uygun olacak olan gözlüklerin verilmesi müşteri memnuniyeti açısından daha isabetli olur. Eğer istenirse, gerekli bilgilendirme yapılarak bu gözlüklere ek olarak ayrıca Genel Amaçlı Progresif gözlükler de verilebilir. Örneğin,
  1. Uzak numarası V.P. (veya +0.25 veya benzer küçük bir diyoptri) ve Okuma Adisyonu 00 olan bir Ofis çalışanının “Genel Amaçlı” progresif camlardan %100 memnun olması neredeyse imkânsızdır. Bu kişiye “Ofis Progresif” camları vermek genellikle daha iyi bir çözüm olur.
  2. Aynı şekilde örneğin bir diş hekiminin “Genel Amaçlı” progresif gözlükle diş tedavisi veya ameliyat yapması çok zordur. Bu kişiye klinik ortamında kullanmak üzere Ofis Progresif gözlük yapmak daha isabetli olur.
  3. Uzak numarası -2.00 veya -2.50 civarında olan 50-60 yaşlarındaki, bilgisayar kullanmayan ev hanımı, yakını gözlüksüz olarak görebildiği için progresif camlar onun için bir avantaj olmayabilir.
Müşterinizi dürüstçe bilgilendirdiğiniz zaman, çerçeve duruşu ile ilgili üç parametreye dikkat ettiğinizde ve pupilla pozisyonlarını hassas bir şekilde belirleyip camların yatay ve dikey montajını da hassas olarak yaptığınız zaman yaşadığınız sorunların çok azaldığını göreceksiniz. Daha önce de belirttiğimiz gibi progresif cam kullanımında %100 başarı elde etmek mümkün değildir. Hassas ölçüm ve montaja ve kaliteli tasarımlı camların kullanımına rağmen, bazı kişilerin Progresif camlara tam anlamıyla adapte olamadığını, bazılarının da bu camları sadece belirli zamanlarda kullandığını hepimiz bilmekteyiz.




Progresif cam montajında sorunlara neden olabilecek başlıca hatalar nelerdir?


Çerçeve ile ilgili olanlar:

1. Çerçeve pantoskopik açısı toleranslar dışında olabilir. Pantoskopik açının küçük veya büyük olması nedeniyle, camların diyoptrisine bağlı olarak özellikle orta mesafe ve yakın görüşte ciddi deformasyonlar ve görme alanında daralma olabilir. Progresif cam montajında optikçilerin bazen dikkate almadığı, fakat sorunlara büyük ölçüde neden olan, PANTOSKOPİK açının küçük olmasıdır. İdeal pantoskopik açı değeri, 8-12 derece arasındadır. Progresif cam takılacak çerçevenin sap açısı mutlaka ayarlanabilmelidir. Okumada sorun olduğu zaman pantoskopik açı mutlaka kontrol edilmeli, açı tamam değilse artırılmalı veya azaltılmalıdır. Tabii ki Kişiye Özel progresif camlar çerçeve pantoskopik açısına göre üretildiği zaman, bu açının küçük veya büyük olmasının camların performansı açısından herhangi bir önemi yoktur.

2. Özellikle yakın okumada sorunlara neden olabilecek diğer çerçeve parametresi de “Çerçeve Bombe Açısı” dır. Çerçeve çok bombeli veya çok düz olabilir. Bu nedenden dolayı hem camların diyoptrik etkisi değişikliğe uğrar ve hem de görüntüde deformasyon oluşur. Çerçeve bombesinin 10 derecenin üzerinde olduğu durumlarda hemen her zaman yakın okuma sorunu yaşanmaktadır. Mümkün olduğu durumlarda, çerçevenin orta yerinden dışa doğru katlanarak bombe açısının azaltılması birçok kez sorunu çözmektedir. Pantoskopik açıda olduğu gibi, çerçeve bombesi normal değerler dışında olduğu zaman da, ancak Kişiye Özel progresif camlar çerçeve bombesi dikkate alınarak üretildiği takdirde camların performansında bir olumsuzluk olmamaktadır.

3. Üçüncü önemli parametre, verteks mesafesidir. Verteks mesafesi minimum olan çerçeve verilmesi, progresif camların performansını her zaman artıracaktır. Uzakta duran progresif camda oluşabilecek en önemli sorun, aradaki mesafe nedeniyle görüş alanının daralmasıdır. Uzakta duran camların diğer olumsuzluğu da mesafe farkı nedeniyle etkili diyoptrik gücün artması veya azalmasıdır.

4. Saplar eğik veya çerçeve duruşu herhangi bir nedenden dolayı yanlış olabilir. Yanlış duruş nedeniyle birden fazla parametre yanlış olacağı için sorun yaşanması olasıdır.

5. Çerçeve ayarları tamam olmadığı zaman gözlük öne kayabilir, orta mesafe koridoru yanlış bir pozisyona gelebilir ve ayrıca verteks mesafesi arttığı için camların diyoptrik etkisi toleransların dışına çıkabilir. Ayrıca, yukarıda madde 3’te de belirtildiği gibi öne kayan gözlükte özellikle orta mesafe ve yakındaki görüş alanı daralır.

Camlarla ilgili olanlar:

6. Sağ ve sol Montaj Artı’ları sağ ve sol pupilla pozisyonları ile yatayda çakışmayabilir. Böyle bir hata olduğu zaman, orta mesafe koridorları ve yakın okuma alanları yanlış pozisyona gelir.

7. Sağ ve sol camların Montaj Artı’ları sağ ve sol pupilla pozisyonları ile dikeyde çakışmayabilir. Gözlerden birisi diğerinden daha yüksekte ise o taraftaki camın da daha yüksek olarak monte edilmesi gerekmektedir. Bu yapılmadığı zaman orta mesafe koridorlarının yanlış pozisyonda olması nedeniyle gözlükte dengesizlik olabilir. Ayrıca diyoptriler yüksekse, montaj yüksekliklerindeki bu hata neticesinde oluşacak istenilmeyen diferansiyel dikey tabanlı prizmatik etki de sorun yaratabilir.

8. Montajın birçok kez gerektiğinden daha yüksek yapıldığını görüyoruz. Çok az okuyan ve gözlüğünü daha ziyade uzak görüşünde kullanan kişilerde montaj +’sını pupilla merkezine (yükseklik olarak) monte etmekle, kişi için daha önemli olan uzak görüş alanı daraltılmaktadır. Montajın, pupilla merkezinden örneğin 1.5-2 mm daha aşağıda yapılması, uzak görüş alanını genişletecektir. Çok uzun boylu olan veya yüksek araç kullanan kişilerde de montajın normalden alçak yapılması (pupilla merkezinden biraz aşağıda), kullanım rahatlığı açısından tavsiye edilir. Yalnız bu şekilde aşağı yönde desantrasyon yapıldığı zaman çerçeve pantoskopik açısının mutlaka artırılması gerekmektedir.

9. Montaj Artı’larının alçak takılması da sorun yaratabilir. Böyle bir hata yapıldığı zaman, kişi, okurken başını daha fazla yukarıya kaldırma ihtiyacı duyacak ve dolayısıyla kullanım konforunda olumsuzluk yaşanacaktır. Alçak olarak monte edilen progresif camlarda ayrıca Yakın görme alanı daha dar ve yakın mesafe kullanımı daha sıkıntılı olacak. Böyle bir durumda çerçeve pantoskopik açısının artırılması görüş konforunu bir miktar artırabilir. Montaj yüksekliği ile ilgili ölçü alınırken, herhangi bir hata ihtimalini azaltmak için, müşteri ile gözlükçünün gözlerinin aynı hizada olması dikkat edilmesi gereken bir husustur. Örneğin, gözlükçü ile progresif kullanıcısı arasındaki mesafe 40 cm. ve boy farkı da 4 cm. ise ( tedbir alınmazsa) montaj yükseklik ölçülerinde oluşacak hata 3 mm civarında olur.

10. Camlardan birisi veya her ikisi dönük olarak monte edilmiş olabilir. Böyle bir durumda gözler orta mesafe koridorunun kenarından veya dışından bakacağından kişi (hatanın miktarına ve reçete değerlerine, özellikle de adisyon miktarına bağlı olarak) az veya çok sorun yaşayabilir. Dönük camların (camlar silindirik ise) aks yönü de değişikliğe uğrayacak ve ayrıca istenilmeyen prizmatik etki de oluşabilecektir.


11. Çerçevedeki montaj yüksekliğine kıyasla camların asgari montaj yüksekliği uzun ise, camların okuma bölümleri kısmen veya tamamen çerçeve dışında kalacağından, kullanıcı yakın mesafede sorun yaşayacaktır.


12. Eğer iki göz arasında, dikey meridyende numara farkı 1.00 Diyoptriden fazla ise, oluşan diferansiyel dikey prizmatik etki orta mesafedeki görüşte ve okumada sorun yaratabilir. Britanya’da yapılan bir araştırmaya göre, dikey yöndeki anisometrinin 1 Diyoptriyi geçtiği durumlarda böyle bir sorun yaşanma ihtimali %50 civarındadır. Anisometri çok fazla değilse, biraz daha yüksek olarak monte edilecek olan daha kısa koridorlu progresif camların kullanılması durumunda diferansiyel prizma azalacağından progresif gözlüklerin kullanılabilme ihtimali artacaktır.

13. Bazı hassas kişiler, yukarıdaki tüm detaylar tamam olduğu halde, camların bombesi veya indeksindeki değişiklik nedeniyle rahatsız olabilmektedirler. Bu sorun daha ziyade yüksek diyoptrili, yüksek adisyonlu ve aksların çapraz yönlerde olduğu durumlarda oluşmaktadır. Yüksek indeksli olan özellikle yüksek diyoptrili camlarda “Abbe Değeri” düşük olduğundan, oluşan “Kromatik Aberasyon” rahatsız edici olabilmektedir.

Daha estetik camlar elde etmek için daha düz baz kullanılması da bazen sorun yaratabilmektedir. Daha düz olan camlar yakın için daha iyi olurken; uzakta kullanılacak gözlüklerin genelde daha bombeli olması gerekmektedir. Fazla bombeli olarak üretilen progresivler de hem daha kalın olacak, hem de bombeden dolayı daha itici bir görüntüleri olacaktır. Ancak camlar Kişiye Özel freeform olarak üretilecekse camların değişik bazlarda olması kayda değer bir fark oluşturmamaktadır.

14. Her yeni reçetede, adisyon arttığı için (genelde adisyon artıyor) progresif camlarda orta mesafe koridoru daralıyor ve camların yanal alanlarındaki görüntü kalitesi düşüyor. Bu nedenle, sorunların minimum düzeyde olması için, yenilenen camların en az eskileri kadar iyi bir tasarıma sahip olmaları gerekir. Adisyonun artması ile oluşan olumsuzluklara (orta mesafede görme alanının daralması ve yanal alanlardaki görme kalitesinin düşmesi) bir de daha düşük kaliteli tasarım eklenmemelidir.

Progresif cam satışında yüksek müşteri memnuniyet oranı hedefleniyorsa, kullanıcılar arasında eleme yapılması gerekmektedir. Bazı durumlarda kullanıcının Genel Amaçlı progresif camlardan yüzde yüz olarak memnun olması mümkün olmamaktadır. Bu kişilere birçok kez Genel Amaçlı progresif camlar yerine değişik tasarımlı camların verilmesi daha uygun olur. Bu durum hakkında müşterilerin uyarılması ve onlara reçetelerine ve mesleki çalışmalarına en uygun olacak olan gözlüklerin verilmesi müşteri memnuniyeti açısından daha isabetli olur. Eğer istenirse, gerekli bilgilendirme yapılarak bu gözlüklere ek olarak ayrıca Genel Amaçlı Progresif gözlükler de verilebilir. Örneğin,

  1. Uzak numarası V.P. (veya +0.25 veya benzer küçük bir diyoptri) ve Okuma Adisyonu 00 olan bir Ofis çalışanının “Genel Amaçlı” progresif camlardan %100 memnun olması neredeyse imkânsızdır. Bu kişiye “Ofis Progresif” camları vermek genellikle daha iyi bir çözüm olur.
  2. Aynı şekilde örneğin bir diş hekiminin “Genel Amaçlı” progresif gözlükle diş tedavisi veya ameliyat yapması çok zordur. Bu kişiye klinik ortamında kullanmak üzere Ofis Progresif gözlük yapmak daha isabetli olur.
  3. Uzak numarası -2.00 veya -2.50 civarında olan 50-60 yaşlarındaki, bilgisayar kullanmayan ev hanımı, yakını gözlüksüz olarak görebildiği için progresif camlar onun için bir avantaj olmayabilir.

Müşterinizi dürüstçe bilgilendirdiğiniz zaman, çerçeve duruşu ile ilgili üç parametreye dikkat ettiğinizde ve pupilla pozisyonlarını hassas bir şekilde belirleyip camların yatay ve dikey montajını da hassas olarak yaptığınız zaman yaşadığınız sorunların çok azaldığını göreceksiniz. Daha önce de belirttiğimiz gibi progresif cam kullanımında %100 başarı elde etmek mümkün değildir. Hassas ölçüm ve montaja ve kaliteli tasarımlı camların kullanımına rağmen, bazı kişilerin Progresif camlara tam anlamıyla adapte olamadığını, bazılarının da bu camları sadece belirli zamanlarda kullandığını hepimiz bilmekteyiz.




Neden FreeForm camı fokometrede ölçtüğümüz zaman reçete değerlerini tam göremiyoruz?


Bir gözlükçüden gelen soru tam olarak şöyledir:

"Bir müşterim, en geniş kanallı ve en iyi progresif camları uygulamamızı istedi. Reçetesi, Sağ. +4.00, Sol.+5.00 Add. 2.50 idi. Şablon çizerek ve gereken parametreleri vererek 1.67 indeks olarak “Kişiye Özel” progresif camları sipariş verdik. Camlar iki gün sonra geldi, montajı yaptık, müşterimiz mutlu oldu. Yalnız kafama takılan bir husus vardır. Montajdan önce camların numaralarını kontrol ettiğim zaman Sağ camın numarası +4.00, Sol camın numarası da +5.00 değildi. Yakın numaraları ise çok ilgisiz numaralar idi. Ölçümlerin tümünde sferik değerler okumam gerekirken, tüm fokometre değerleri silindirik idi. Montajdan önce firmayı aradığım zaman, bu durumun Kişiye Özel progresif camların özelliği olduğunu ve montajı cam üzerindeki markürlere göre yaptığım zaman sorun yaşamayacağımı söylediler. Benim sorum, freeform camlarda neden camlar sipariş ettiğimiz reçete numaralarına göre üretilmiyor?"

Bu soruyu, “Kişiye Özel” freeform cam siparişi veren birçok optikçi sormaktadır. Bu gözlükçülerin iddiası, “ Ben camı fokometrede ölçtüğüm zaman, reçete değerlerini görmek istiyorum” şeklinde olmaktadır.

Durumu şu şekilde izah edebiliriz: Reçete değerleri ile fokometre değerleri arasındaki farklılık, tüm FREEFORM camlara ait genel bir özellik olmayıp, sadece “Kişiye Özel” Progresif ve “Kişiye Özel” Tek Odaklı FREEFORM camların özelliğidir.

“Kişiye Özel” olmayan progresif ve tek odaklı freeform camlar standart parametrelere göre tasarlandığından, ölçüm neticeleri aynen Geleneksel progresif ve tek odaklı camlar gibidir. Yani fokometre ölçümünde camların numaralarını, genellikle sipariş ettiğiniz numaralar gibi görürsünüz.

“Kişiye Özel” FREEFORM camlarda üretim “özel” parametrelere göre yapıldığından, tasarımda camın yatay eğimi (çerçeve bombe açısı), dikey eğimi (pantoskopik açı), cam-göz arası mesafe (arka verteks mesafesi) ve göz-okuma materyali mesafesi dikkate alınmaktadır. Işık, gözlük camının eksenine paralel olarak gelmediği zaman kırılması farklı oluyor. Sferik bir cam yüzeyine dik olmayan bir açı ile gelen ışık kırıldığı zaman tek bir noktada odaklanmıyor, yani sferik cam, silindirik cam gibi performans gösteriyor.

Yukarıdaki örnekteki reçetemiz sferik olduğundan, ışığın cam yüzeyindeki tüm noktalarda kırıldıktan sonra göze sferik olarak gelmesi gerekmektedir. Fakat Çerçeve Bombe Açısı ve Pantoskopik Açı nedeniyle ışık sferik olan camın ön yüzeyine dik olarak gelmediğinden dolayı, yüzey, sferik bir cam gibi değil, fakat silindirik bir cam gibi performans gösteriyor.

Bizim nihai hedefimizin göze gelen ışığın reçetedeki sferik değerde olması olduğundan, oluşacak deformasyonu kompanse etmek için camın arka yüzeyindeki binlerce farklı noktada yüzeyin, hesaplanan silindirik değerlere göre işlenmesi gerekmektedir. Bu şekilde üretilen silindirik arka yüzey (esasında bu yüzeyin ismi “atorik” yüzeydir) verilen parametrelerde camın her noktasında istenilen sferik değeri oluşturmaktadır. Fokometrede sferik yerine silindirik değer okuma nedeniniz budur.




Progresif camda koridorun kısa tutulması hangi durumda fayda sağlar?


Bir gözlükçüden gelen sorunun tam metni aşağıdaki gibidir:

"Aşağıda cam ve çerçeve detayları belirtilen progresif camları sürekli olarak çalıştığımız firmadan sipariş vermiştik :

Sağ : +1.50+1.00 x 180
Sol : +0.50+0.50 x 180
Adisyon : 2.00
Çerçeve ekartmanı : 55 x 15 mm
Çerçeve B boyutu : 36 mm
Pd : Sağ/Sol: 33 mm
Çerçeve Montaj Yüksekliği : Sağ/Sol: 21 mm
Camların Minimum Montaj Yüksekliği : 20 mm
Çap : 65 mm
Camlar : 1.56 HMC

Yapılan gözlükle müşterim, yakın okumada bazen çift gördüğünü ifade ederek sık sık baş ağrısı yaşadığını söyledi. Gözlüğü inceleme için üretici firmaya gönderdiğim zaman gelen raporda camlarda herhangi bir sorun olmadığı belirtildi. Bunun üzerine yaşadığım sorunu sipariş elemanınıza bildirerek Akay Optik’e yeni camlar sipariş ettim. Neticede üretilen ve kısa koridorlu olduğu söylenen ikinci çift camlar sorunu çözdü. Kısa koridorlu progresivlerin sorunu nasıl çözdüğünü izah edebilir misiniz? Her zaman kısa koridorlu progresivler daha başarılı mı olur? "


İlk yapılan camlarda yaşadığınız sorunun iki cam arasındaki dikey yöndeki diyoptri farkın 1.50 olması nedeniyle oluşan diferansiyel prizmatik etkiden kaynaklandığına inanıyorum. Minimum Montaj Yüksekliği 20 mm olan progresif camların okuma bölgelerinde oluşan prizmatik etkilerin yaklaşık değerini aşağıdaki şekilde hesaplayabiliriz:

Sağ camda: 2.50 x 1.6 = 4.00D. Taban Aşağı
Sol camda: 1.00 x 1.6 = 1.60D. Taban Aşağı

Bu durumda ilk üretilen camların okuma bölgelerinde oluşan diferansiyel prizmatik etki yaklaşık olarak 2.40 prizma diyoptrisi idi. Bir gözlüğün herhangi bir seviyesinde iki camda oluşan dikey prizmatik etki farkı (diferansiyel prizmatik etki) 1.00 diyoptrinin üzerinde olduğunda her zaman diplopi (çift görme) ihtimali vardır. Diferansiyel dikey prizmatik etki farkının 2.00 Diyoptriye ulaştığı zaman da sorun yaşanma ihtimali %50’ye yükselmektedir.

Bizim ürettiğimiz camların montaj yüksekliği 14 mm idi. Bu camların okuma bölgelerinde oluşan prizmatik etkilerin yaklaşık değerlerini de aşağıdaki şekilde hesaplayabiliriz:

Sağ camda: 2.50 x 1.00 = 2.50 Taban Aşağı
Sol camda: 1.00 x 1.00 = 1.00 Taban Aşağı

Netice olarak, son üretilen camların okuma bölgelerinde oluşan diferansiyel prizmatik etki ilk üretilen camlarda oluşandan yaklaşık 0.90 prizma diyoptrisi daha az, yani 1.50 prizma diyoptrisi oldu.

Bence sorunu çözen, prizmatik etki farkının 2.4 diyoptriden 1.5 diyoptriye düşürülmesidir.

İkinci sorunuza gelince, kısa koridorlu progresivlerin her zaman daha konforlu olduğu söylenemez. Koridorun kısalması, cam üzerindeki aberasyonların artmasına neden olduğundan özellikle adisyonun 2.00 diyoptriden fazla olduğu durumlarda gerek olmadıkça çok kısa koridorlu progresif camlar kullanılmamalıdır.




Okuma adisyonu progresif lens tasarımında nasıl bir etki yaratır?


Gözlükçüden gelen tam soru şu şekildedir:

"15 yıldan beri progresif gözlük camı satışı yapmaktayım. Ölçüleri çok hassas olarak ben alıyorum, kesim ve montajı da çok titiz olarak yapıyorum. Çok memnun olan müşterilerimin yanında çok sayıda da sorun yaşamaktayım. Önceden kullandığım marka ve model camı yeni reçeteye uygun olarak uyguladığım halde birçok kez kullanıcı yeni camlarla daha net görüş elde ettikleri halde, yeni camların eski camları kadar rahat olmadığını söylemektedirler. Sizce bunun nedeni nedir?"

Aynı marka ve model olmasına rağmen okuma adisyonu arttığı zaman Progresif camın tasarımı değişmektedir.

Reçete ve montaj detayları doğru olduğu halde aşağıdaki durumlarda camın konforu azalmaktadır:
1-Okuma adisyonu arttığı zaman: Bu durumda camın tasarımında iki önemli değişim olmaktadır:

  • Orta Mesafe Koridoru daralır.
  • Yanal alanlardaki deformasyon artar.

Kullanıcının bu doğal oluşum konusunda önceden uyarılması yararlı olur.

Diğer önerimiz de, eskiye kıyasla daha gelişmiş (örneğin Kişiye Özel ) progresif cam kullanımıdır. Yalnız, Kişiye Özel Progresif camların beklenilen farkı yaratabilmesi için gerekli parametrelerin doğru olarak ölçülüp üretimin de buna göre yapılması gerekmektedir.
2-Camın koridor boyu kısaldığı zaman:
Kısalan koridor boyu, cam üzerindeki deformasyonu artırmaktadır. Yeni gözlükte (genellikle adisyon arttığından) daha uzun koridorlu progresif camların kullanılması yararlı olur. Eğer bu mümkün değilse, en azından koridor boyu eski gözlükteki kadar olmalıdır, daha kısa olmamalıdır.




Prizmatik olarak sipariş etmediğimiz birçok progresif camın Uzak Ölçüm halkasında yaptığım ölçümde camlara “Taban Aşağı” prizma uygulandığını görüyorum. Bu işlemin neden yapılmaktadır?


Progresif camların kalınlığını ve ağırlığını azaltmak için her iki cama eşit olarak “Taban aşağı prizma” işlenmesi, uzun yıllardan beri uygulanan bir işlemdir. Konveks diyoptrili progresivlerin hemen hemen tümünde adisyon değerinin 2/3 oranında Taban Aşağı İnceltme Prizması uygulanmaktadır.

Konkav progresivlerde de kalınlık dengelemek için bazen Taban Aşağı, bazen de Taban Yukarı prizma uygulanmakta, bazen de herhangi bir İnceltme Prizmasına gerek olmamaktadır.

İnceltme prizmasının gücü ve taban yönü şu etkenlere bağlıdır:

  • Adisyon gücü
  • Uzak reçetesi
  • Montaj yüksekliği
  • Yatay desantrasyon
  • Cam şekli

Reçetede dikey yönde prizma yazılmışsa Sağ ve Sol inceltme prizmalarına müdahale yapılarak camın estetik görüntüsü iyileştirilebilir. Uygulanan toplam prizma değeri ve taban yönü reçetedekine eşdeğer olduğu sürece sorun olmaz. Örneğin aşağıdaki reçeteyi değerlendirelim:

Sağ. +2.00 Sph Add. 3.00 3D Taban Yukarı

Sol. +2.00 Sph Add. 3.00 2D Taban Aşağı

Prizma değerlerine herhangi bir müdahale yapmadan bu camlar yukarıdaki reçeteye göre üretilebilir. Fakat Sağ cama örneğin 1.5 D Taban Yukarı ve Sol cama da 3.5 D Taban Aşağı prizma uygulanırsa, elde edilen progresif camlar yine aynı performansı sağlayacaktır. Alternatif çift ile reçeteye göre birebir üretilen sağ ve sol camların tek farkı, camların üst ve alt kenar kalınlıkları arasındaki farklıktır. Genel uygulama, camların daha estetik görüntüsü için karar vermekte insiyatifi üretim laboratuvarındaki yetkiliye bırakmaktır.

Adisyonun 3.00D olduğu durumda rutin olarak uygulanan İnceltme prizması gücü 2.00diyoptridir. Yapılan istatistiklerden elde edilen sonuca göre bu güçteki bir prizmaya tolere edememe son derece ender rastlanan bir durumdur. Progresif cama İnceltme prizması işlenmesi, istisnasız tüm Rx firmalarının yaptığı bir uygulamadır.




Kişiye Özel Progresif camlar ne zaman ısrarla tercih edilmelidir?


Kişiye Özel freeform progresif camlara olan adaptasyon süresi, reçete değerlerine fazla bağlı olmayıp, tüm diyoptrideki reçeteler için genellikle çok kısa olmaktadır. Fakat aşağıdaki durumlarda Kişiye Özel progresivler, Geleneksel ve Kişiye Özel olmayan “Standart” freeform camlara kıyasla açıkça fark edilebilen üstünlük göstermektedir:

  • Çerçeve bombesinin 10 dereceden fazla olduğu durumlarda tüm progresiv camların mutlaka “kişiye özel” freeform olarak üretilmesi ısrarla tavsiye edilir.
  • Çerçevenin pantoskopik açısı 8 dereceden küçük veya 12 dereceden büyük ise, kişiye özel progresiv camlar tercih edilmelidir.
  • Camların verteks mesafesi normal sınırların dışında ise “kişiye özel” freeform progresiv ve “kişiye özel” tek odaklı camların kullanımı tavsiye edilir.
  • Sferik değer -/+3.00’ den büyük olduğunda kişiye özel progresiv camların uzak-orta mesafe ve yakın görme alanları daha geniş olur.
  • Reçetedeki silindirik değerlerin +/- 0.75’den daha yüksek olduğu durumlarda da kişiye özel freeform camlardaki görme alanları daha geniş ve kullanım daha konforlu olur.
  • Progresiv (ayrıca tek odaklı) prizmatik camların freeform olarak üretilmesi durumunda camlardaki deformasyon minimum düzeyde olur.

Kişiye Özel freeform progresif camların diğer avantajı da, okuma alanı “inset” pozisyonunun reçete değerlerine, pupila mesafesine ve okuma mesafesine bağlı olarak otomatik olarak hesaplanıp cam üzerindeki doğru konuma yerleştirilmesi imkânıdır. Yüksek diyoptrili ve prizmatik reçetelerde kullanım konforu için önemli olan bu hususun gerçekleştirilmesi, Standart Freeform progresivlerde mümkün değildir.




Ofis kullanımlı progresif camların özellikleri nelerdir, kimlere önerebiliriz?


Ofis kullanımlı progresif camlar, günün önemli bölümünü orta ve yakın mesafede çalışmakla geçiren presbiyop (40 yaş üstü) kişilere çalışırken kullanmaları için önerilebilecek ideal camlardır. Yaşa, meşguliyete, alışkanlıklara ve reçete değerlerine bağlı olarak, Ofis progresif gözlükler, kişinin diğer uzak, yakın veya “Genel Amaçlı” progresif gözlüklerine ek olarak önerilebilecek “Özel Amaçlı” gözlüklerdir. Ofis progresif camların en önemli avantajı, orta mesafe ve yakında daha geniş görüş alanı ve ergonomik çalışma konforu sağlamasıdır. Tek dezavantajı da uzak görüş mesafesinin kısa ve uzak görme alanının oldukça dar olmasıdır. Bu özellik nedeniyle Ofis progresif gözlüklerle araç kullanılmamalıdır.

Ofis progresif camlar, hedeflenen maksimum uzak görme mesafelerine bağlı olarak değişik tasarımlarla üretilmektedir. Daha uzakta görüş sağlayabilen Ofis progresivlerin orta mesafe ve yakın görme alanları daha dar olmaktadır. Bu nedenle tasarımla ilgili tercihin, kişinin ihtiyaçlarına göre belirlenmesi gerekmektedir. Örneğin, halkla temasta olan bir halkla ilişkiler elemanı 3 metre mesafeye kadar görüş sağlayan camları tercih ettiği zaman, kendisine verilecek camların orta mesafe ve yakındaki görme alanlarının çok geniş olmayacağı konusunda bilgilendirilmelidir.

Bilgisayarda çalışan muhasebe elemanı ise, maksimum 3 metre mesafe yerine 1 metre mesafeyi görebilmeyi kabullenirse, kendisine verilecek Ofis progresif camların orta mesafe ve yakın görme alanları, ilk örnektekinden daha geniş olacaktır.

Ofis progresif camların önerilebileceği başlıca meslek grupları ve farklı hobilere sahip kişiler şunlardır:

  • Bilgisayar kullanıcıları
  • Ofis çalışanları
  • Başta Diş hekimleri olmak üzere tüm hekimler ve operatör hekimler,
  • Kuaförler
  • Fabrika çalışanları
  • Müzisyenler
  • Ressamlar
  • Sanatçılar
  • Makine tamircileri
  • Marangoz ve doğramacılar
  • Tesisatçılar
  • Aşçılar





Bifokal Camlar

Progresif ve bifokal camları kıyaslayabilir misiniz, her birisinin avantaj ve dezavantajları nelerdir?


Birçok presbiyop için progresif camlar en ideal camlar iken bazı durumlarda da bifokal camlar tercih edilmelidir.

Progresif camların en önemli avantajları şunlardır:

  • Görünen bir okuma bölgesi üst çizgisi yoktur.
  • Tek odaklı camların görüntüsünde olup, Bifokal ve Trifokal camlara kıyasla çok daha estetiktir.
  • Uzak bölgesinden orta mesafe bölgesine ve oradan da yakın bölgesine geçilirken görüntüde herhangi bir zıplama (jump) oluşmamaktadır.
  • Gerekli baş hareketinin yapılması ile “Sonsuz” ile 30 santimetre arasındaki tüm mesafeler göz uyumunda fazla iniş çıkışlar olmadan net olarak görülebilir.

Progresif camların başlıca dezavantajları da şunlardır:

  • Orta mesafe koridorunun iki yanında net görüntü vermeyen astigmatik yapıda flu alanlar vardır.
  • Adaptasyon sürecinde, camların orta mesafe ve yakın bölgesinden bakarken oluşan görüntünün dalgalanma olayı (rocking) bazen çok rahatsız edici olmaktadır. Reçetedeki aks yönü çapraz olduğu zaman sorun daha büyük olmaktadır. (İyi tasarımlı Kişiye Özel Freeform progresif camlarda bu sorun minimum düzeyde olur).
  • Adaptasyon süresi herkes için aynı değildir ve bu süreyi tahmin etmek mümkün değildir. (Fakat iyi tasarımlı Kişiye Özel Freeform progresif camlarda adaptasyon süresi oldukça kısa olur).
  • Yakın Okuma Bölgesi bifokal camlara kıyasla daha dardır.
  • Orta Mesafe Bölgesi trifokal camlara kıyasla daha dardır.

Bir de bifokal camların avantaj ve dezavantajlarına bakalım.

Bifokal camların en önemli avantajları şunlardır:

  • Bifokal camlarda Uzak ve Yakın okuma bölgelerinin her noktasında net görüntü vardır. Bilindiği gibi Progresif camlarda böyle bir özellik mevcut değildir ve tüm progresivlerde ölü alanlar mutlaka vardır ve adisyon değeri arttıkça bu ölü alanlar genişlemektedir.
  • Bifokal camlarda yakın okuma bölgeleri her zaman progresif camların okuma bölgelerinden daha geniştir.
  • Bifokal gözlükler ayrı ayrı yapılan uzak ve yakın gözlüklerinden genellikle daha kullanışlıdır.
  • Diferansiyel dikey prizmaya tahammül edemeyen progresif gözlük kullanıcıları, sağ ve sol camlarda farklı “segment” seçeneği ile diferansiyel dikey prizmanın kontrol altına alınabildiği durumlarda bifokal camlarla, en azından “Uzak” ve “Yakın” gözlüklerini bir gözlükte birleştirebilir.

Bifokal camların başlıca dezavantajları da şunlardır:

  • Bifokal camlarda Uzak ve Yakın bölgeleri arasındaki çizgi, kullanıcının “Presbiyopi” yaşına geldiğini, yani 40 yaşın üzerinde olduğunu gösterir! Bu açıdan bifokal gözlükleri özellikle bayanlar çok itici bulmaktadırlar.
  • Uzak ve Yakın bölgeleri arasındaki çizgiden yansıyan ışınlar kullanıcıyı rahatsız edebilir. Ayrıca uzak bölgesinden yakına geçerken, çizgiye gelindiği zaman görüntü aniden yukarıya zıplamaktadır. “Jump” olarak adlandırılan bu oluşumunun önlenebildiği tek bifokal tipi, E-line bifokallerdir.
  • Okuma bölgesi camın alt kısmında olduğu için yüksek seviyede fakat orta mesafede olan bir yazıyı bifokal gözlükle okumak çok zor olmaktadır. Örneğin, duvarda asılı olan küçük puntolu bir yazıyı okumak gibi.
  • Tek odaklı okuma camlarına kıyasla okuma segmanlarının görme alanları daha dardır.
Orta mesafe görme alanı olmadığı için 50 yaşın üzerindeki presbiyoplar bifokal gözlüklerle orta mesafede sıkıntı yaşarlar. 48-50 yaş üzerindeki bifokal gözlük kullanıcıları örneğin 60 cm mesafedeki bilgisayar monitörünü net olarak göremezler.




Çocuklara verilen Bifokal camlar nasıl monte edilmelidir?


Bifokal camların montajındaki en önemli husus, segment montaj yüksekliğinin en uygun pozisyona getirilmesidir. Bifokal camlar monte edilirken okuma segmenti öyle bir pozisyonda monte edilmelidir ki kullanıcı hem uzakta hem de yakında optimum görme açısı ve ergonomik konfor elde edebilsin ve hareket halinde iken gözlükler sorun yaratmasın.

Fakat kullanıcının ihtiyacına bağlı olarak montaj “normal” pozisyondan daha yukarıya veya daha aşağıya da yapılabilir. Eğer bifokal gözlük ofis ortamında ve özellikle yakın için kullanılacaksa montajın yüksek yapılması ve nadiren okuma yapılacaksa da normal pozisyondan daha aşağıda yapılması önerilir. Okuma segmentinin normal pozisyonu, alt göz kapağı üzerindeki kirpik köklerinin seviyesi olarak kabul edilmektedir.

Tedavi amaçlı olarak çocuklara bazen bifokal camlar verilmektedir. Bu maksatla verilen bifokallerin montajında aşağıdaki hususlara mutlaka dikkat edilmelidir:

  • Okuma segmanı büyük olmalıdır. E-Line veya D45 tipi bifokal camlar tercih edilmelidir.
  • Pupilla mesafeleri hassas bir şekilde ölçülmeli ve montaj buna göre yapılmalıdır.
  • Montaj yüksekliği presbiyoplar için yapılan bifokallerden en az 4-5 mm daha yüksek olmalıdır. Bu yapılmadığı zaman çocuk yakında okurken segmanın üzerinden bakacak ve doktorun istediği tedavi yapılmamış olacaktır.




Çocuklara Bifokal cam verilmesinin nedenleri nedir?


Bazen çocuklara bifokal camlar verilmektedir. Genelde akomodasyon kabiliyeti azalan Presbiyoplara 40 yaşından sonra progresif camlara bir alternatif olarak verilen bifokaller çocuklara neden verilmektedir? Bu çocukların akomodasyon kabiliyeti tükenmiş midir?

“Afak” vakalarının haricindeki durumlarda sorunun nedeni akomodasyon kabiliyetinin az olması değildir. Neden, doktorun, çocuğun okurken akomodasyon yapmasını istememesinden kaynaklanmaktadır. Bunun birkaç nedeni olabilir.

Bunun dışında, bifokal camların çocuklarda diğer kullanım nedeni de afakinin (göz merceğinin olmaması veya alınmış olması) mevcut olmasıdır.

Çocuklara tedavi amaçlı olarak verilen bifokaller, presbiyoplara verilenlerden farklı olarak monte edilmelidir. Çocuğun yakına bakarken, okuma materyalini okuyabilmek için birçok kez okuma adisyonuna gerçek anlamda ihtiyacı yoktur ve bifokal camın uzak bölümü ile de pekala yakını görebilir. Fakat, tedavi gereği, okurken camların alt kısımlarından bakmalıdır. Bu nedenle, onun camların alt kısmından bakmasını sağlamak için, montajın normalden 4-5 mm kadar daha yüksek yapılması şarttır. Tedavinin yararlı olabilmesi için montajda bu kurala mutlaka uyulmalıdır.

Çocuklara verilen bifokal camların işlevini yeterince yapabilmesi için dikkat edilmesi gereken diğer husus da okuma segmentinin olabildiğince geniş olmasıdır. Bu nedenle çocuklarda E-Line veya segment çapı 45 mm olan bifokal camlar verilmelidir.





Tek Odaklı FreeForm

Tek odaklı Freeform bombeli güneş camlarında siparişin, montajın ve montaj sonrası kontrollerin nasıl yapılması gerektiği konusunda bize bilgi verir misiniz?


Bir gözlükçüden gelen sorunun tam metni şöyledir: "Geçmişte bombeli güneş gözlüklerine, üzerindeki ile aynı bazda optik camlar taktığımız halde müşteri birçok kez sorun yaşıyordu. Freeform olarak üretilen bazlı camlarla bu sorunun ortadan kaldırıldığı iddia ediliyor. Bu camlarla ilgili siparişin, montajın ve montaj sonrası kontrollerin nasıl yapılması gerektiği konusunda bize bilgi verir misiniz."

Bombeli güneş gözlüğü çerçevelerine takılan optik camlarla kaliteli görüş elde etmek sizin de ifade ettiğiniz gibi, geçmişte birçok kez mümkün değildi. Camların duruş açıları nedeniyle çeşitli deformasyonlar oluşmakta, görüntü kalitesi düşmekte ve diyoptrik değerler toleransların dışına çıkmakta idi. Fakat artık, kullanılan yeni “freeform” teknolojisi ile bombe açısı ne isterse olsun, tüm çerçevelerde optimum görüş kalitesi sağlayabilen camlar üretilebilmektedir.


Bu teknoloji ile, çok hassas optik ve matematiksel formüller kullanılarak cam üzerindeki binlerce noktadan geçen ışınların kırılması, camların yatay ve dikey duruş açıları da dikkate alınarak hesaplanmaktadır. Çapraz bakıştan kaynaklanan ve oblik astigmatizm olarak bilinen bu önemli sapma ve diğer sapmalar, FREEFORM teknolojisi ile cam üzerinde binlerce noktada yapılan hesaplamalarla optimize edilmektedir. Geleneksel teknoloji ile üretilen camlarda merkezi alanda camın diyoptrisi birçok kez kabul edilebilir toleranslar dahilinde olsa da kenarlara gidildikçe camların diyoptrisinde ve aks yönünde ciddi sapmalar oluşmaktadır. Numara yükseldikçe periferik alandaki deformasyon da artmaktadır. Çerçevenin pantoskopik açısını, çerçeve bombesini, verteks mesafesini ve hammadde bazını dikkate alarak üretilebilen ve oluşabilecek tüm sapmaları optimize edebilen ve cam üzerindeki her noktada “mükemmel” optik görüntü veren FREEFORM camlarla artık kişi çerçeve seçiminde özgürdür.

Kişiye Özel tek odaklı FREEFORM camların fokometre ölçüm değerleri:

Kişiye Özel tek odaklı FREEFORM camların tasarımı , camların gerçek duruş açıları ve camların verteks mesafesi dikkate alınarak yapıldığından, ölçülen fokometre değerleri reçete değerleri ile genellikle aynı olmaz. Sferik değer silindirik, silindirik değer de her noktada farklı bir silindirik değer olarak üretildiğinden , aks değeri de genellikle reçetedekinden farklı olduğundan ve ayrıca camlara prizmatik değer işlendiğinden, reçete değerleri ve fokometre ölçüm değerleri farklı olmak zorundadır. Pantoskopik açı ve çerçeve bombe açısı ne kadar büyükse, sipariş değerleri ile ölçülen değerler arasındaki fark o kadar fazla olur.

Freeform olarak üretilen yüksek bazlı camlar:

Bombe açısı 20 derece ve pantoskopik açısı 0 derece olan güneş gözlüğü çerçevesine takılacak camlar -5.00 olarak reçete edilmişse, camların üzerindeki her noktadan mükemmel görüş elde edebilmek için FREEFORM teknolojisi ile üretilen bombeli camların “Referans” (Uzak bakış) noktasındaki diyoptrik değerleri (fokometre ölçüm değerleri) aşağıdaki gibi olmalıdır:

Sferik değer : -4.16D

Silindir değer: -0.61D

Aks : 180

Prizma : 0.44 Taban İçe

Eğer bombe açısı 20 derece ve pantoskopik açısı da 10 derece olan güneş gözlüğü çerçevesine örneğin -2.00-2.00 x 170 camların takılması isteniyorsa, FREEFORM olarak üretilecek camların “Referans” (Uzak bakış) noktasındaki değerlerinin (fokometre ölçüm değerlerinin) aşağıdaki gibi olması gerekmektedir:

Sferik değer : -1.68D

Silindir değer: -1.92D

Aks : 176

Prizma : 0.31 Taban İçe

Görüldüğü gibi, camların çerçeve üzerinde açılı olarak durması nedeniyle, mükemmel görüş kalitesi için aks dahil tüm reçete değerlerinin değişmesi ve ayrıca camlara prizma işlenmesi gerekmektedir. Bu işlemler FREEFORM teknolojisi ile artık mümkündür.

Montajda da aynen progresif camlarda olduğu gibi, montaj artılarının sağ ve sol pupilla merkezleri üzerine çakıştırılması ve camlar üzerindeki referans noktalarının yatay eksende olması gerekmektedir.




Sportif amaçlı gözlüklerin camlarının yüksek bazlı olmaları ve çerçevelerinin bombe açısının yüksek olması bir gereklilik midir?


Bir gözlükçüden gelen sorunun tam metni şöyledir: "Sportif amaçlı gözlüklerin camlarının yüksek bazlı olmaları ve çerçevelerinin bombe açısının yüksek olması bir gereklilik midir? Bombesi yüksek olan Güneş gözlüğü veya sportif amaçlı gözlüklere uygulanan “Geleneksel” teknoloji ile üretilen camlar neden sorun yaratır? Güneş gözlüklerinde ve sportif amaçlı gözlüklerde aranan diğer özellikler nelerdir ve sizin başka önerileriniz var mıdır?"

Sportif amaçlar için kullanılacak çerçevelerin bombe açısının yüksek ve kullanılan camların yüksek bazlı olması genellikle bir avantajdır. Bombe açısı yüksek olduğu zaman gözlük yüzü daha iyi kapsayacak, görüş açısı daha geniş olacak, gözler UV ışınlarından, tozdan, yağmurdan veya rüzgardan daha iyi korunacaktır. Bombe açısı yüksek olan optik güneş gözlükleri de bu nedenlerden dolayı “düz” çerçeveli olanlardan daha koruyucu olmaktadırlar. Bombe açısı yüksek olan çerçeve üzerindeki camlar normal değerlerin dışında bir açı ile durduğundan, bakış açısı ile camların optik eksenleri çakışmamakta ve “Geleneksel “ teknoloji ile üretilen camlar kullanıldığı zaman istenilmeyen prizmatik etki ve ayrıca cam üzerindeki muhtelif noktalarda farklı görüntü deformasyonları oluşmaktadır. Cam üzerine uygulanacak olan prizma, sorunu kısmen çözse de, oluşan deformasyonların ortadan kaldırılabilmesi ve maksimum görüş konforu için camların mutlaka Kişiye Özel Freeform olarak üretilmesi tek çözüm yoludur.

Çerçeve bombe açısının 10 dereceden daha az olduğu durumlarda Geleneksel üretimle elde edilen camlarla genellikle “kabul edilebilir” toleranslarda optik güneş gözlükleri yapılabilmektedir. Fakat çerçeve bombe açısının daha yüksek olduğu durumlarda optimum görüntü kalitesi için mutlaka Kişiye Özel Freeform Tek Odaklı camlar tercih edilmelidir. Maksimum performans için, aynen Kişiye Özel Freeform Progresif camlarda olduğu gibi, sipariş anında, camların çapına ve bazına ek olarak, çerçeve bombe açısının, pantoskopik açının ve verteks mesafesinin mutlaka verilmesi gerekmektedir. Geleneksel teknoloji ile, bombe açısı yüksek olan çerçeveler için üretilen yüksek bazlı optik güneş camları , camların diyoptrisine ve çerçeve parametrelerine bağlı olarak değişik değerlerde sapma yapacaktır. Aşağıdaki örneklerde sapmanın boyutlarını görebilirsiniz:

Örnek 1:

Çerçeve bombesi 25 derece ve pantoskopik açısı 0 derece olan çerçeveye 1.5 indeks 8 baz ve diyoptrisi +5.00 sferik olan “Geleneksel” teknoloji ile üretilen camlar monte edildiği zaman , çapraz duruş nedeniyle bu camların göze olan etkisi +5.00 olmayacak, fakat +5.20+0.95 x 90 civarında olacaktır.

Örnek 2:

Çerçeve bombesi 20 derece ve pantoskopik açısı 0 derece olan çerçeveye 1.5 indeks 6 baz ve diyoptrisi -5.00 sferik olan “Geleneksel” teknoloji ile üretilen camlar monte edildiği zaman , çapraz duruş nedeniyle bu camların göze olan etkisi -5.00 olmayacak, fakat -5.20-0.70 x 90 civarında olacaktır.

Bombeli çerçevelere takılacak, geleneksel teknoloji ile üretilen yüksek bazlı Rx güneş camlarının asferik hammaddeden üretilmesi durumunda periferik alandaki görüş kalitesi daha düşük olacaktır.

Freeform olarak üretilen yüksek bazlı camlar:

Yukarıdaki birinci örnekteki çerçeveyi kullandığımız zaman ve göze +5.00 Diyoptrik etki hedeflediğimizde en iyi çözüm, camların Kişiye Özel Freeform olarak, “Referans” (Uzak bakış) noktalarındaki değerlerin aşağıdaki gibi üretilmesidir:

Sferik değer : +4.66

Silindir değer: -0.92

Aks : 90

Prizma : 0.39 Taban İçe

Bu camların, üretici firmanın vurduğu markürler dikkate alınarak progresif cam montajındaki hassaslıkta sağ ve sol olarak monte edilmesi gerekmektedir. Sağ-sol pupilla mesafelerine ve yüksekliklerine riayet etmek kullanıcı memnuniyeti açısından önemlidir.

Bombeli optik güneş camları ile ilgili diğer husus da konkav camların kenar kalınlıklarının, standart bombedekilerden daha fazla olmasıdır. Bu özellik hem geleneksel teknoloji , hem de freeform teknoloji ile üretilen camlar için geçerlidir. Örneğin, 1.5 index 5 Baz 70 mm çapındaki -2.50 sferik camın kenar kalınlığı 5.5 mm iken, aynı indeks ve çaptaki 8 Baz camın kenar kalınlığı 6.8 mm olur.

Optik güneş gözlüğünde Kişiye Özel Freeform camlar kullanılmayacaksa, minimum sorun için yapılması gereken, çerçeve bombe açısı daha küçük olan (daha düz) çerçevelerin tercihidir.

Optik güneş gözlüklerinde ve sportif amaçlı gözlüklerde aranması gereken diğer özellikler:

UV Koruması : Camların UVA ve UVB absorbsiyonu %100 olmalıdır. 1.5 ve 1.56 indeks dışındaki tüm hammaddeler bu kritere az veya çok uymaktadır. 1.5 indeks organik camlara ise, özel bir işlemle UV400 özelliği kazandırılabilmektedir. UV absorbsiyonu yetersiz olan (örneğin 1.5 indeks) camların daha koyu olarak boyanması, onların UV geçirgenliğinde kayda değer bir azaltma sağlamamaktadır. Güneş gözlüklerinde ve hatta beyaz camlarda UV420 özellikli materyellerin kullanılması, gözlerin zararlı ışınlardan korunmasında daha etkilidir.

Mavi Işık Koruması: Özellikle aile geçmişinde Yaşa Bağlı Makula Dejenerasyonu (AMD) olanların , henüz gelişme çağında olan çocukların (göz mercekleri tansparan olduğundan) ve özellikle katarakt ameliyatı geçirmiş kişilerin , 415-455 nm bandındaki güneş ışınlarını absorbe eden güneş gözlüğü kullanmaları tavsiye edilmektedir. Turuncu, kırmızı ve kahverengi olan güneş gözlüklerinin Mavi Işık koruması genellikle füme ve yeşil renkli olanlardan daha yüksek olur. Bu renk boyamaların UV420 özellikli materyele yapılması durumunda gözlerin korunması daha etkili olur.

Esneklik ve Kırılmazlık: Sportif amaçlı gözlükte aranan en önemli özelliklerden birisi de darbelere karşı dayanıklı olmasıdır. 1.56 ve 1.74 dışındaki tüm hammaddeler oldukça esnektirler ve daha zor kırılırlar. Kırılmazlığın çok önemli olduğu durumda ilk tercih Trivex olmalıdır. Polikarbonat da çok dayanıklı bir materyel olmasına rağmen Rx polikarbonat camların boyanması sorunludur. 1.61 ve 1.67 indeks materyeller de kırılmalara karşı oldukça dayanıklıdır.

Görüntü kalitesi: Abbe değeri daha yüksek olan camların verdiği görüntü kalitesi her zaman daha yüksek olmaktadır. Oldukça yüksek Abbe Değeri (ve kırılmazlık özelliği) nedeniyle sportif amaçlı gözlüklerde Trivex hammadde her zaman önerilebilir.

Muhtelif hammaddeler yukarıdaki 4 kritere göre değerlendirildiği zaman, özellikle sportif amaçlı gözlüklerde en uygun materyelin Trivex olduğu görülmektedir. Trivex’i takip eden en uygun camlar sırası ile Polikarbonat (boyama olmayacaksa), modifiye edilmiş 1.61 indeks MR8 hammaddeden üretilen “Defence”, 1.61 indeks normal MR8 ile MR7 ve MR10 hammaddelerden üretilen 1.67 indeks organik camlardır.

Polikarbonat hariç yukarıdaki materyallerin tümü boyanabilmekte ve ayrıca yukarıdakilerin tümü polarize olarak da üretilmektedir. Özellikle su sporlarında polarize camlar birinci tercih olmalıdır. Daha fazla ışık koruması için boyanmış camlara ve polarize olanlara ayna kaplama yapılabilir. Sportif amaçlı gözlüklere ve optik güneş gözlüklerine içten A.R. yapılması da gözlüklerin performansını artıran bir etkendir.

Spor yaparken kullanılacak gözlüklerin cam renkleri ortama ve ortamın aydınlatılmasına da bağlı olup değişik sportif faaliyetler için önerilen ideal cam renklerini şöyle özetleyebiliriz:

  • Bisiklet, avcılık, atıcılık, buz sporları, kayak, basketbol, hendbol, tenis gibi sporlar için ideal gözlükler, camları SARI veya TURUNCU renkli olanlardır.
  • Bisiklet, olta ile balık avı, avcılık, atıcılık, buz sporları, kayak ve su sporları için TURUNCU, PEMBE ve KIRMIZI camlı güneş gözlükleri de uygun renkli olanlardır.
  • Bisiklet, olta ile balık avı (özellikle yosun veya bitki örtülü sularda) , golf, avcılık, kayak ve su sporlarında KOYU TURUNCU, BAKIR RENGİ veya KAHVERENGİ camlı güneş gözlüklerinin kullanımı önerilmektedir.
  • Golf için önerilen diğer uygun renk de YEŞİL camlardır.
  • FÜME camlı güneş gözlükleri de ışıklı dış ortamlarda tüm sportif faaliyetler için önerilebilecek güneş gözlükleridir.




Yüksek diyoptrili tek odaklı camların montajında bazen sorun yaşamaktayım. Montajda dikkat etmemiz gereken hususlar hakkında bilgi verebilir misiniz.


Ülkemizde tek odaklı gözlüklerin hazırlanmasında birçok optikçi her nedense gereken özeni göstermemektedir. Birçok optikçi , gözlükçülüğün temel kurallarından birisi olan, “Merkezleme mesafesi = Pupilla Mesafesi” kuralını dahi her zaman uygulamamaktadır. Bu kural bazen önemsenmemekte, bazen de daha ince camlar elde etmek uğruna , camlar gerektiği miktarda desantre edilmemekte ve dolayısıyle istenilmeyen prizmatik etki oluşturan “yanlış” gözlükler yapılmaktadır.

Türkiye’de şu anda yapılan gözlüklerin %95’i tek odaklı gözlükler olduğundan , tek odaklı gözlük montajına gereken önemin verilmesi gerekmektedir. Hiçbir gözlükçünün hastasına (bilerek veya bilmeyerek) “yanlış” gözlük verme hakkı ve yetkisi yoktur. Dünyanın en kalitelisi olduğuna inandığınız camları, örneğin 8.00D Sph. camları her camda 2 mm hatalı olarak monte ettiğiniz takdirde gözlükte oluşacak istenilmeyen prizmatik etki 3.2 Diyoptri değerindedir. Dünyanın en iyi camlarını taktığınız konusunda yemin edebilirsiniz ama, yaptığınız gözlük doktorun reçetesine göre yapılmamış, yani yanlış yapılmış oluyor!

İyi bir gözlüğün yapılabilmesi için önce uygun çerçevenin seçilmesi en mantıklı yoldur. Bifokal ve progresif camlar gibi, tek odaklı camlar da belirli parametrelere göre tasarlanırlar. Bu nedenle, maksimum kullanım konforu için, tek odaklı camların (Kişiye Özel Freeform camlar hariç) takılacağı çerçevelerin de standart parametrelerde olması gerekiyor.

Çerçeve bombesi, pantoskopik açısı ve verteks mesafesi yeterince ayarlanamayan çerçevede her zaman sorun yaşanabileceği bilinmelidir. Yalnız Kişiye Özel Freeform tek odaklı camlar (aynen Kişiye Özel Progresivlerde olduğu gibi), çerçeve bombesi, pantoskopik açısı ve verteks mesafesi hassas olarak ölçülüp, üretim de bu parametrelere göre ve montaj da kurallara göre yapılırsa, çerçeve detaylarının standart değerlerin dışında olması bir sorun teşkil etmez.

Camları freeform teknolojisi ile üretilmeyen gözlüklerden maksimum performans elde edebilmek için şu detaylar mutlaka dikkate alınmalıdır. Reçete değerleri düşük olduğu zaman hatalı çerçeve duruşu sorun yaratmayabilir, fakat orta ve yüksek diyoptrili gözlüklerde aşağıdaki çerçeve parametrelerine uygunluk, kullanım konforunu artıracaktır.

1. Çerçevenin fazla bombeli olmaması gerekir. Uzak gözlüklerinde çerçeve bombesi 10 dereceyi, yakın okuma gözlüklerinde de 5-6 dereceyi geçmemelidir. Bazı durumlarda bu açılar bile fazla olabilir. Eğer gözlük sadece yakında okumak için kullanılacaksa, çerçeve bombesinin azaltılması, kullanım konforunu artırabilir.

2. Pantoskopik açı 8-12 derece arasında olmalıdır. Bu açının 8 dereceden az veya 12 dereceden daha fazla olduğu durumlarda sorun yaşanabilir. Açı çok küçük olduğu zaman sorun genellikle yakında ve büyük olduğu zaman da uzakta olmaktadır.

3. Çerçeve, kullanıcının yüzüne olabildiğince yakın oturmalıdır. Uzakta duran camlar, daha fazla deformasyona neden olmaktadır. Ayrıca uzakta duran konveks camların etkili gücü artmakta, konkav camların gücü de azalmaktadır.

Yukarıdaki üç şarttan herhangi birisi veya hiçbirisi sağlanamıyorsa, yapılması gereken en doğru şey, hastanın, daha uygun çerçevelere yönlendirilmesidir. Gözlükçünün önerisinin kabul edilmediği ve “yanlış” çerçeve üzerinde ısrar edildiği takdirde en isabetli çözüm , mevcut çerçeve parametrelerine göre Kişiye Özel Freeform tek odaklı camların kullanılmasıdır.

Yatay merkezleme:

Uzak (ve sürekli kullanım) gözlüğünde yatay yönde montaj , uzak pupilla mesafesine, yakın gözlüğünde de yakın pupilla mesafesine göre yapılmalıdır. Montaj bu şekilde yapıldığı zaman karşıdaki cisimlerden gelen ve camların optik merkezlerinden geçen ışınlar yatay yönde herhangi bir sapmaya uğramadan ve kırılmadan gözlere ulaşır. Eğer bu yapılmazsa, örneğin konveks camlar içe desantre edilmeden (veya dışa desantre edilerek) monte edilirse, biz gözlerin önüne, taban yönü “DIŞA” olan prizma koymuş gibi oluyoruz. Böyle bir durumda kişinin iki gözü ile bakarken karşıdaki cismi tek olarak görebilmesi için gözlerinin “İçe” dönmesi gerekmektedir. Birçok kişinin gözlerini içe doğru ( dışa desantre edilen konkav cam montajında da dışa doğru) döndürmesi mümkün değildir ve gözleri buna zorlamak da zaten yanlıştır. Gözler küçük merkezleme hatalarına genellikle tolere edebilir, fakat edemediği zaman da birçok kez sorunlarla karşılaşırız. (Örneğin, Britanya standartlarına göre yatayda kabul edilebilir (istenilmeyen) maksimum prizmatik etki 1 Diyoptri, dikeyde de 0.25 Diyoptridir).

Diplopi olmaması için görme sisteminin kendisini zorlaması bazen baş ağrılarına neden olmaktadır, bazen de supresyon oluşmaktadır. Unutulmamalıdır ki kronik baş ağrısından muzdarip olan bazı kişilerin baş ağrılarının nedeni hatalı olarak merkezlenen gözlük camlarıdır.

Türkiye’de birçok optikçinin camların merkezlenmesi konusunda fazla titiz olmadığını görüyoruz. Birçok gözlükçü de, küçük diyoptrili camları hassas olarak merkezlerken, yüksek numaralı camlarda optik merkezleri dışa desantre ederek konkavda kenar kalınlığını, konvekste de daha küçük çaplı cam kullanarak merkez kalınlığını düşürebilme yoluna başvurmaktadırlar! Bu son derece yanlış bir uygulamadır ve camlar ne kadar kaliteli ve diyoptrileri de ne kadar hassas olursa olsun neticede yapılan gözlük yanlış olur. Hiçbir gözlükçünün , prizmatik olarak yazılmayan bir reçeteyi prizmatik olarak yapma yetkisi ve hakkı yoktur! Küçük diyoptrilerde hatalar sorun yaratmayabilir, fakat orta ve yüksek diyoptrilerde istenilmeyen prizmatik etkiler de yüksek olacağından, sorun yaşanma olasılığı yüksektir. Aşağıdaki örneklerde oluşan prizmatik etkileri değerlendirdiğiniz zaman durumu daha iyi anlıyacaksınız:

Her camın 2 mm dışa desantre edildiği durumda gözlükte oluşan toplam yatay prizmatik etki aşağıdaki değerlerde olur. Prizmatik etki , Prentice Kuralı ‘na göre şöyle hesaplanabilir:

P( Prizmatik Etki) = c (cm ) x F (Diyoptri)

Camlar Sağ/Sol: +3.00+2.00 x 180 ise …………………………….1.2 D Taban DIŞA

Camlar Sağ/Sol: +3.00 +2.00 x 90 ise……………………………..2.0 D Taban DIŞA

Camlar Sağ/Sol: -12.00 ise…………………………………….……….4.8 D Taban İÇE

Birinci örnekte oluşan hatanın sorun yaratmama ihtimali vardır, fakat ikinci örnekte oluşan prizmatik etkinin sorun yaşatma ihtimali yüksektir. Son örnekte oluşan 4.8 D Taban İÇE prizma ciddi sorun yaratabilir. Bu kişide Exophoria varsa belki sorun yaşamaz, fakat kişi Orthophoric ise veya gözlerinde küçük miktarda Esophoria varsa sorun yaşama ihtimali çok yüksektir. Optikçinin, kişinin binoküler görüş durumunu öğrenme, araştıma ve değerlendirme yetkisi olmadığından, onun yapması gereken, gelen reçeteleri her zaman yatayda “Merkezler arası mesafe= Pupilla mesafesi” olarak doğru olarak yapmaktır.

Dikey merkezleme:

Bir gözlük camının periferik alanları dahil tüm yüzeyinden kaliteli görüntü elde edebilmek için önemli şartlardan birisi, camın optik aksının, gözün rotasyon merkezinden geçmesini sağlamaktır. Bu durumun dikey yönde sağlanabilmesi için camların, pantoskopik açının her derecesi için , pupilla merkezinden ortalama 0.5 mm. aşağı yönde desantre edilmesi gerekmektedir. Örneğin pantoskopik açı 8 derece ise, dikey yöndeki aşağı desantrasyon 4 mm olmalıdır. Bu kural uzak, yakın ve sürekli olarak kullanılan tüm tek odaklı camların montajı için geçerlidir.

Özet olarak, camların merkezlenmesinde yapılması gereken, optik merkezlerin yatay ve dikey yönde progresif cam montajındaki hassaslıkta sağ ve sol olarak dikkatlice yerleştirilmesidir. Bu kural, özellikle yüksek diyoptrili camlarda daha fazla önem taşımaktadır. Eğer sağ göz diğerinden 2 mm daha aşağıda ise, sağ camın optik merkezinin de diğerinden 2 mm aşağıya monte edilmesi gerekmektedir.

Camların optik merkez dışındaki muhtelif noktalarında oluşan dikey yöndeki prizmatik etkiler, gözlüğün konforlu kullanımı açısından büyük önem taşımaktadır. İki camın özellikle yakın okuma bölgelerinde oluşan prizmatik etkileri arasındaki fark belirli bir miktarı geçtiği zaman sorun yaşanma ihtimali artar. Prentice formülünü kullanarak sferik camlarda camın herhangi bir noktasındaki prizmatik etkiyi kolayca hesaplıyabiliriz. Silindirik camlarda oluşan yatay ve dikey prizmatik etkileri hesaplamak ve taban yönlerini de belirlemek mümkündür. Bu hesaplamaları yapabilmek için bazı formüllere ve trigonometri bilgisine ihtiyaç vardır. Çalışmamızın hedefi dışında olduğundan bu hesaplamalara girmiyoruz.

Yalnız, bilinmesinde yarar olan çok önemli bir detay daha vardır. O da, Plan silindirik camların aks yönünde prizmatik etkinin oluşmadığı durumudur. Örneğin:

Plano-4.00 x 180 camın yatay yönde desantre edilmesinin veya edilmemesinin prizmatik etki açısından hiçbir önemi yoktur. Ayrıca Plano+3.00 x 90 camın da dikey yönde desantre edilmesi de herhangi bir prizmatik etki oluşturmaz. Yalnız yukarıdaki örneklerdeki camlar asferik veya freeform tek odaklı camlar ise o zaman, hassas yatay ve dikey merkezleme, kullanım konforu için gereklidir.

Yanlış olarak merkezlenmiş camların oluşturduğu tek olumsuzluk, oluşan prizmatik etki değildir. Optik merkezden bakılmadığı zaman tüm optik sapmalar artmakta ve görüntü daha fazla deforme olmaktadır. Bu nedenle, tasarımları ne isterse olsun, tek odaklı tüm camların montajında her zaman doğru merkezleme hedeflenmelidir.




Bazen plan silindirik tek odaklı camların merkezlerini belirleyememekteyiz. Bunun nedeni nedir, bu camların montajını nasıl yapmalıyız?


Optik merkezin cam üzerinde belirlenememesi, Verre Plan ve Plan silindirik camlarda sıkça rastlanan bir durumdur. Bunun nedeni, ön yüzeyle arka yüzeyin optik eksenlerinin %100 çakışmamasıdır. Bu durum neden sadece Verre Plan ve Plan silindirik camlarda karşımıza çıkmaktadır? Sağlıklı montaj için ne yapmalıyız?

Stok camlarda : Bildiğiniz gibi birçok indeksteki organik stok cam, sıvı haldeki monomer ve katalizörün cam kalıplara dökülmesi ve daha sonra ısı veya UV ile polimerize edilmesi ile üretilmektedir. Polikarbonat camların üretim teknolojisi farklı olmasına rağmen orada da yüzey şekillerini belirleyen çelik kalıplardır. Stok cam üretiminde ön yüzeyle arka yüzey için her zaman iki ayrı cam veya çelik kalıba ihtiyaç vardır. Bu iki kalıp bir conta ile bağlanmakta ve her diyoptri plastik cam için farklı bir kalıp oluşturulmaktadır. Bu kalıbın oluşturulmasında çok küçük hatalar olabilmektedir. Yaygın hata, öndeki yüzeyi oluşturan kalıpla arkadakini oluşturan kalıbın eksenlerinin %100 çakışmamasıdır. Bu hata neticesinde camda prizmatik etki oluşmaktadır. Bunu, camdaki optik merkezin camın geometrik merkezinde olmaması ile anlıyoruz. Camın diyoptrisi Verre Plan veya Plan silindirik değilse, optik merkezin geometrik merkezden olan sapma miktarını “Prentice” formülü ile hesaplıyabiliriz.

Örneğin, 4.00 diyoptri bir camın üretiminde kalıp oluşumundaki hata 0.2 Diyoptri prizmatik etki oluşturuyorsa , bu camın optik merkezi, geometrik merkezinden 0.5 mm sapma yapmıştır. Bu camda optik merkez fokometre ile vurularak montaj ona göre yapıldığından gözlük %100 hatasız olarak yapılabilecektir.

Fakat cam Verre Plan veya Plan silindirik olduğunda durum nasıl oluyor? Oluşan prizmatik etki 0.2 Diyoptri ise, bu değerin camın diyoptrisine ( ki VP camda bu sıfırdır ve plan silindirikte de aks yönündeki güce, ki bu değer de plan silindirik camda yine sıfırdır) bölündüğü zaman elde edilen değerin “sonsuz” olması, bize, optik merkezin bir lokasyonu olmadığını gösteriyor.

Verre plan ve Plan silindirik camlarda (aks yönünde) genellikle karşılaşılan “optik merkezin sapma” nedeni budur. Bu sapmanın bir sakıncası var mıdır? Avrupa ve A.B.D.’deki Optik Standart Enstitüleri Verre Plan ve Plan silindirik camlardaki (aks yönünde) kabul edilebilir maksimum sapmayı 0.15 Prizma Diyoptrisi olarak sınırlamıştır. Bu da 3.00 diyoptri bir camın ½ mm hatalı olarak monte edilmesine eşdeğer bir hatadır! Bu boyuttaki bir hatanın sorun yaşatmıyacağı varsayımı ile Standart Enstitüleri buna izin vermişler.

Üretim camlarında: Ön yüzeyle arka yüzeyin optik eksenlerinin çakışmamasının en olası nedeni, üretimde hammaddenin “sıfır hata” ile bloklanmamasıdır. Bu nedenle elde edilen sonuçlar birebir stok camlarda olduğu gibidir. Standart Enstitüleri, yukarıda sözedilen miktardaki toleransı (0.15 D prizma) kabul etmektedirler.

Özet olarak diyeceğim şudur: Verre plan ve Plan silindirik camlardaki (aks yönünde) 0.15 Diyoptriye kadar olan prizmatik etki Optik Standart Enstitüleri tarafından “toleranslar dahilinde” kabul edilmektedir ve genellikle sorun yaratmamaktadır.





Cam Kalınlığı

Asferik camların daha ince olduğunu biliyorum. Bu camların başka avantajları da var mıdır?


Asferik , Sferik olmayan (yani küresel olmayan) anlamında bir kelimedir. Geleneksel “Sferik” (küresel kesitli) gözlük camlarının ön yüzeylerinin kesiti bir futbol topunun kesitine benzer. “Asferik” konveks bir gözlük camının ön yüzeyini ise bir “rugby” topunun kesitine benzetebiliriz. Konveks asferik camların ön yüzey bombesi optik merkezde daha fazla olup kenarlara gidildikçe bombe azalmaktadır. (Konkav asferik camlarda ise yüzey merkezde daha düz, periferik alanda da daha bombelidir). Ön yüzeyin kurvesindeki bu değişim gözlük camına bazı önemli avantajlar sağlamaktadır. En önemli avantajlar, asferik camların periferik bölgesinde oluşan oblik astigmatizmin ve diğer sapmaların büyük ölçüde azalması, yanal bakışlarda daha kaliteli görüş elde edilmesi ve görüş açısının genişlemesidir.

Küresel yüzeye sahip olan camlarda periferik alandaki görüntü deformasyonu diyoptri yükseldikçe artmaktadır. Asferik camlarda ise optik merkez dışından elde edilen görüntü deformasyonu belirgin derecede daha azdır. Afaki (göz merceğinin olmadığı durum) tedavisinde asferik camlar, asferik olmayanlara kıyasla belirgin bir görüş kalite farkı ve daha geniş görüş açısı sağlamaktadır. Fizik kuralları gereği +7.00 diyoptrinin üzerindeki diyoptrilerde optik merkez dışındaki bakışlarda oblik aberasyon ve diğer deformasyonlar, “küresel” yüzeyler kullanarak önlenememektedir. Bu deformasyonlar ancak iyi tasarlanmış bir asferik (veya freeform) yüzeyle) azaltılabilir. Bu nedenle daha rahat yanal görüş için özellikle konveks camlarda asferik (veya freeform) camların kullanımı tavsiye edilir.

Asferik camların başlıca avantajları:

Konveks asferik camların asferik olmayan konveks camlara olan üstünlüğü, konkav asferik camların asferik olmayan konkav camlara olan üstünlüğünden daha belirgin ve daha fazladır.

  • Periferik alanda daha az oblik astigmatizm ve daha yüksek görüntü kalitesi
  • Sferik aberasyonun neredeyse sıfırlanması
  • Daha ince camlar
  • Daha hafif camlar
  • Daha düz ve estetik
  • Konvekste daha az büyütme ve konkavda daha az küçültme
  • Daha geniş görüş açısı

Asferik camların montajında dikkat edilecek hususlar:

1.Pantoskopik açı, çerçeve bombesi ve verteks mesafesi normal sınırların dışında olmamalıdır.


2.Yatayda, optik merkezlerin progresif cam montajındaki gibi sağ ve sol olarak dikkatlice yerleştirilmesi gerekir. Dikeyde de, asferik olmayan tek odaklı camlardaki gibi asferik camların da optik merkezleri pupilla merkezinin 3-5 mm aşağısına monte edilmelidir. Kural olarak bu aşağı desantrasyon, pantoskopik açının her derecesi için 0.5 mm olmalıdır.

3.Rx olarak üretilen asferik camlara merkez kaydırma yapılmamalıdır. Ayrıca stok asferik camları desantre ederek prizmatik etki oluşturmak da sakıncalıdır. Fakat geometrik merkezleri pupilla merkezleri karşısına yerleştirilecek asferik yüzeyli Rx camlara prizma uygulanabilir.

4.Asferik camlarda yüzey tasarımı önceden belirlenmiş bazı parametreler dikkate alınarak yapılmaktadır. Bunlardan birisi de camın diyoptrisidir. Örneğin 6 Baz hammaddenin ön yüzeyi , belirlenmiş bazı konveks diyoptrilerdeki camların üretiminin yapılacağı farzedilerek tasarlanır. Biz 6 Baz asferik hammaddeyi kullanarak konkav güneş gözlüğü camı ürettiğimiz zaman, hedeflenen görüntü kalitesini yakalamamız mümkün olmaz. Çerçeve bombesinin yarattığı olumsuzluklar da dikkate alındığı zaman, konveks veya konkav , yüksek bazlı tüm güneş camlarının asferik yüzeyli olmayan hammaddelerden üretilmesi, kullanıcı görüş kalitesi ve konforu için daha isabetli olur.

5.Özet olarak, asferik camların asferik olmayanlara kıyasla desantrasyon hatalarına karşı daha az toleranslı olduklarını söyleyebiliriz.

6.Asferik ve asferik olmayan tek odaklı gözlük camlarının tüm olumsuzlukları ancak gerekli parametrelere göre üretilen “Kişiye Özel Freeform” tek odaklı camlarla giderilebilir.




Ekartmanları aynı olan çerçevelere uygulanan aynı indeksteki camların kalınlıklarının farklı olmasının nedenleri nedir ve daha ince camlar elde etmek için neler yapılabilir?


Çerçeve ekartmanının daha büyük olması nedeniyle monte edilen camların konvekste merkez, konkavda da kenar kalınlığının daha fazla olduğu tüm optikçiler tarafından bilinmektedir. Fakat birçok optikçi çerçeve şeklinin ve montaj yüksekliğinin cam kalınlığına ne kadar önemli bir etkisinin olduğunu tahmin etmemektedir. Size karşılaştığım çarpıcı bir durumu aktarmak istiyorum.

Müşteri, 54x18 ekartmanlı çerçeveye monte edilmiş 1.67 index -13.00 Sferik camlar kullanıyordu. Reçetede bir değişim olmamasına rağmen, müşteri çerçevesini yenilemek istemiş. Camların kenar kalınlığının daha fazla olmaması için optikçinin önerisi doğrultusunda müşteri yine 54x18 ekartmanlı bir çerçeve üzerinde karar vermiş. Müşterinin daha ince cam talebi üzerine optikçi, 1.74 indeks cam önermiş. Fakat montajdan sonra yeni takılan 1.74 camların eski 1.67 camlardan daha kalın olması nedeniyle optikçi , yeni camların üretiminde hata olduğunu iddia ederek camları incelenmek üzere bize göndermiş. Camlar hatalı olarak kalın mı üretilmişti, yoksa kenar kalınlığının nedeni çerçeve boyutu, çerçeve şekli yoksa montajla mı ilgili idi?
Durum şöyle idi:

ESKİ CAMLAR (1.67 indeks camlar takılmış)

  1. Camların dikey boyutu: 32 mm
  2. Montaj yüksekliği: 18 mm (Dikey des. 2 mm yukarı)
  3. Optik merkez-şakak tarafındaki uc nokta arası: 31 mm
  4. Bu noktadaki kalınlık: 11.8 mm

YENİ CAMLAR (1.74 indeks camlar takılmış)

  1. Camların dikey boyutu: 34 mm
  2. Montaj yüksekliği: 25 mm (Dikey des. 8 mm yukarı)
  3. Optik merkez-şakak tarafındaki uc nokta arası: 35 mm
  4. Bu noktadaki kalınlık: 13.4 mm

Yukarıda soldaki detaylar, müşterinin eski gözlüğüne aittir. Sağdaki detaylar da yeni gözlük için ilk üretilen camlara aittir. Eski ve yeni gözlüklerin ekartmanları aynı olmasına rağmen aralarında 3 belirgin fark vardır:

  1. Eski çerçevenin cam şekli daha hafif yuvarlak hatlara sahip idi.
  2. Eski çerçevenin camlarının “B” boyutu (dikey boyutu) daha kısa idi. (34 mm’ye karşı 32 mm)
  3. Yeni gözlükte camlar yukarı yönde çok fazla (8 mm) desantre edildiğinden , optik merkezlerle camların şakak tarafındaki uc nokta arasındaki mesafe, eski camların merkezleri ile camların şakak tarafındaki uc nokta arasındaki mesafeden 4 mm daha fazla oldu.

Yukarıdaki farklar nedeniyle 1.74 indeks olan yeni camların şakak tarafındaki kenar kalınlığının 1.67 indeks olan eski camlardan daha fazla olması kaçınılmazdı. Biliyorum ki birçok optikçi yukarıdaki sonuç karşısında şaşkınlık içerisindedir. Bu sonucun elde edilmesinin en önemli nedeni, yeni camların çok fazla desantre edilmesidir.

Camlar konkav değil de konveks olsa idi durum ne olacaktı acaba? Böyle bir durumda eski gözlükler için 62 mm çapında 1.67 indeks camlar yeterli olurken yeni gözlükler için 70 mm çapında 1.74 indeks camlara ihtiyaç olacaktı.

Eski çerçeveye takılacak 1.67 indeks +13.00 camların merkez kalınlığı: 10.62 mm iken,

Yeni çerçeveye takılacak 1.74 indeks +13.00 camların merkez kalınlığı: 12.42 mm olacaktı!

Gözlükçü -13.00 Sferik 1.74 indeks camları neden yukarı yönde 8 mm desantre yapmıştı? Bu gerekli miydi? Gözlükçü camların optik merkezlerini pupilla merkezleri karşısına gelecek şekilde monte etmiş! Böyle bir montajda camların daha verimli olacağını tahmin etmiş. Fakat montajın bu şekilde yapılması gerekli miydi veya doğru olan bu muydu? Eğer çerçevenin pantoskopik açısı 0 (sıfır) derece idiyse ve bu gözlükler sadece Uzak için kullanılacaksa (kişi yakın mesafede bu gözlüğü kullanmıyacaksa) o zaman bu montajın doğru yapıldığını farzedebiliriz. Fakat pantoskopik açı gerçekten “sıfır” derece miydi? Presbiyop olmayan kullanıcının yakın mesafede kullanmak için optik merkezleri aşağı yönde desantre edilmiş -13.00 Diyoptri ikinci bir gözlüğü mü vardı? Bence her iki sorunun da cevabı “hayır” dır. Fakat kullanıcıyı görmediğim için bu konuda %100 emin olamıyorum.

Eğer bu gözlük hatalı olarak yapılmışsa, o zaman doğru montaj nasıl olmalıdır? Optimum görüş konforuna ek olarak camların kenar kalınlıkları nasıl daha ince olabilirdi? Bu konuda iki seçeneğimiz vardır:

1- Çerçeve değişimi yaparak.

a. Cam boyutu 54’ün altında, DBL boyutu da 18’in altında olan birçok çerçeveye takılan -13.00 camların kenar kalınlığı daha az olacaktır.

b. Keskin köşeli çerçevelere takılan camların kenar kalınlığı daha fazla olur. Cam şeklinin daha yuvarlak hatlara sahip olması, kenar kalınlığını azaltacaktır.

c. Dikey boyutu daha az olan çerçevelere takılan camlar daha ince olur.

d. Diğer önemli husus da, çerçevenin yüzde çok düşük olarak durmamasıdır. Yukarı desantrasyon ne kadar az olursa camların şakak tarafındaki uc noktadaki kalınlığı daha az olacaktır.

2-Kullanıcı aynı çerçeve üzerinde ısrarcı ise.

Tek odaklı camların montajında, optimum görüş kalitesi için camın optik aksının, gözün rotasyon merkezinden geçmesini sağlamak gerekmektedir. Bu durumun dikey yönde sağlanabilmesi için camların, pantoskopik açının her derecesi için ortalama 0.5 mm. aşağı yönde desantre edilmesi gerekmektedir. Örneğin pantoskopik açı 10 derece ise, dikey yöndeki aşağı desantrasyon 5 mm olmalıdır. Bu kural uzak, yakın ve sürekli olarak kullanılan tüm tek odaklı camların montajı için geçerlidir. Montaj bu şekilde yapıldığı zaman (Montaj yüksekliği 20 mm olduğunda) 1.74 indeks camın şakak tarafındaki uc noktadaki kalınlığı 11.5 mm olacaktır- neredeyse 1.67 indeks eski camın kalınlığında. Lütfen aşağıdaki detaylara bakınız.

ESKİ CAMLAR (1.67 indeks camlar takılmış)

  1. Camların dikey boyutu: 32 mm
  2. Montaj yüksekliği: 18 mm (Dikey des. 2 mm yukarı)
  3. Optik merkez-şakak tarafındaki uc nokta arası: 31 mm
  4. Bu noktadaki kalınlık: 11.8 mm

YENİ CAMLAR (1.74 indeks camlar takılmış)

  1. Camların dikey boyutu: 34 mm
  2. Montaj yüksekliği: 20 mm (Dikey des. 3 mm yukarı)
  3. Optik merkez-şakak tarafındaki uc nokta arası: 32.5 mm
  4. Bu noktadaki kalınlık: 11.5 mm

Bu örnekten çıkaracağımız sonuç şudur:


Daha ince camlar için:

  1. Cam şeklinin daha yuvarlak hatlara sahip olması gerekmektedir.
  2. Camlarının “B” boyutu (dikey boyutu) fazla büyük olmamalıdır.
  3. Fazla dikey desentrasyona ihtiyaç olmayan çerçeveler tercih edilmelidir.




Yüksek indeksli, inceltilmiş renkli camın çapının kalınlığa etkisi nedir?


Gözlükçüden gelen sorunun asıl metni aşağıdaki gibidir.

"Sağ/Sol +6.00 Sferik reçetesi olan bir müşterim, bir tanesi beyaz ve diğeri de %70 koyu kahve inceltilmiş cam sipariş etti. Göz mesafesi 60 mm (Sağ/Sol 30 mm) . Beyaz camların takılacağı çerçevenin ekartmanı 50x18 ve renkli camların takılacağı çerçeve de 52x18 idi. Genellikle lens kullandığından beyaz camlı gözlükleri geceleyin evde takacağını söyleyerek camların en incesinden olmasına gerek olmadığını, fakat renkli camları sadece dışarıda kullanacağından en incesinden olmasını istedi. Çerçeve şablonlarını çizerek beyaz camları 1.61 ve renklileri de 1.67 olarak sipariş ettim. Beyaz cam 60 mm ve renkli cam da 64 mm olarak üretildi. Gözlüklerin montajını yaptıktan sonra indeksi daha yüksek olan güneş camlarının beyazlardan daha kalın olduğunu gördüm. Üretici firma yetkilisi ile görüştüğüm zaman, indeksi daha yüksek olan güneş camlarının kalın olmasının nedeninin daha büyük çerçeveye monte edileceği için daha büyük çapta üretilmesinden kaynaklandığını söyledi, camlarda bir hata olmadığını iddia etti. Eğer çerçeve ekartmanı 50x18 olsa idi, renkli camlar da 60 mm olarak üretilecek ve kesinlikle beyaz camlardan daha ince olacaktı dedi. Müşterim bu iddiayı kabul etmedi ve çerçeveyi de değiştirmeyi kabul etmedi. Başka bir firmadan sipariş ettiğim 60 mm çapındaki 1.67 indeks renkli camlarla sorunu çözdüm. 35 yaşlarında olan müşterim camların kalınlığını beğendi, yalnız güneş gözlüklerinin beyaz camlar kadar rahat olmadığını ve güneş gözlükleri ile kesinlikle okuyamadığını ifade ediyor. Sizce bunun nedeni camların daha küçük olması nedeniyle doğru olarak merkezlenmemesi olabilir mi?"

Önce camların kalınlıklarını hesaplayalım.

Evet haklısınız. Daha büyük çapta üretilen 1.67 camlar 0.2 mm civarında daha kalın olmuştur. Tabii ki bunun nedeni, size de açıklandığı gibi, doğru montaj yapabilmek için bu camların daha büyük çapta üretilmesidir.

Siz sorunu 60 mm çapındaki camlarla çözdüğünüzü söylüyorsunuz. Tabii ki 52 ekartman çerçeveye 60 mm çapındaki camlar monte edilebilir. Fakat acaba pupilla mesafesi olması gerektiği gibi, yani 60 mm olabilir mi? Bunu da hesaplayalım:

Ekartman 52 olduğundan (çapraz boyutu 54 mm olarak farzedebiliriz), yapılabilecek maksimum desantrasyon, her camda (60-54)/2= 3 mm. dir. Çerçevenin merkezler arası mesafesi 70 mm olduğundan (52+18), en titiz işçilikle siz bu camları minimum 64 mm. de merkezlediniz. Böyle bir montajda oluşan istenilmeyen prizmatik etki her camda 0.2x6= 1.2D ve toplamda da 2.4D taban Dışa’dır.

Zaten siz de tahmin etmişsiniz. Müşterinizin güneş gözlüklerinin beyazlar kadar rahat olmamasının nedeni bence oluşan bu istenilmeyen prizmatik etkidir. Eğer reçete prizmatik değilse, camları doğru desantre etmeyip gözlükte prizmatik etki oluşturmak hatalı bir işlemdir. Okumadaki sorunun nedeni de bence oluşan Taban Dışa prizmatik etkidir.

Sayın meslektaşım, müşterilerimizi bir şekilde ikna edip sağlıklı gözlüklerin estetik gözlüklerden daha önemli olduğu konusunda onları ikna etmemiz gerekiyor.

(Konunun daha kolay anlatımı için hesaplamalarda “basitleştirilmiş yaklaşık formüller” kullanılmıştır)




Sipariş alırken şakak tarafındaki cam kalınlığının ne kadar olacağını nasıl tahmin edebiliriz


Gözlükçüden gelen sorunun orijinali aşağıdaki gibidir:

"Birkaç hafta önce bir müşterime 1.56 ET Plano-4.00 numaralı gözlük yaptık. Müşteri camların kalınlığı konusunda çok memnun oldu. Cam kalınlığı konusunda titiz olan başka bir müşterimiz de, Plano-3.50 olan reçetesine uygun olarak piyasadaki en ince camları istedi. 1.67 indeks cam bulamadığımızdan 1.61 camların yeterince ince olacağını tahmin ederek sipariş yaptık. Ne yazık ki müşterimiz camları beğenmedi. Camlar üst ve alt tarafta oldukça ince iken şakak tarafında kalın oldu. Sipariş alırken şakak tarafındaki cam kalınlığının ne kadar olacağını nasıl tahmin edebiliriz. Lütfen açıklar mısınız?"

Plano-4.00 x 180 1.56 indeks organik bir camın orta kalınlığı 1.5 mm ise, 180 yönündeki en uc noktadaki kenar kalınlığı da aşağı yukarı aynıdır. Eğer bu cam aks yönü 90 olarak monte edilirse ve optik merkezle çerçevenin şakak tarafında en uc noktaya olan uzaklığı 30 mm ise, kenar kalınlığı 4.5 mm olur. Eğer bu mesafe 35 mm ise, o zaman da kenar kalınlığı 6 mm olacaktır.

Sanırım ilk müşterinizin (- silindir şeklinde transpoze edildiği zaman) aks yönü yatay veya yataya yakın bir yön idi. (Örneğin. 180, 10, 15, 170, 165 gibi). İkinci müşterinizin aks yönünün de (- silindir şeklinde transpoze edildiği zaman) dikey veya dikeye yakın bir yön olduğunu tahmin ediyorum. (Örneğin, 90, 80, 75, 100, 105 gibi).

Plano-4.00 x 180 1.56 camların şakak tarafındaki kalınlığı 1.5 mm iken, Plano-3.50 x 90 1.61 camların, şakak tarafında, diyelim optik merkezden 30 mm uzaklıktaki kenar kalınlığı da 4 mm. olur.

Kural şudur: Silindir işareti (-) olduğu zaman aks yönü 0’dan 90’a doğru arttıkça (veya 180’den 90’a doğru azaldıkça) monte edilen camın şakak tarafındaki kenar kalınlığı da artar. Aynı şekilde aks yönü 90’dan 180’e doğru arttıkça (veya 90’dan 0’a doğru azaldıkça) şakak tarafındaki kenar kalınlığı azalır. Aks yönü 45 veya 135 ise, o zaman kenar kalınlığı 180 ile 90 yönündeki kalınlıkların ortalaması kadardır.




Indeksi artmasına rağmen şakak kalınlığının incelmemesinin nedeni ne olabilir?


Gözlükçüden gelen sorunun orijinali aşağıdaki gibidir. "Benim sorunum cam kalınlıkları ile ilgilidir. Göz numarası -5.00 olan müşterim daha önce oval bir gözlük kullanıyordu. Eski gözlüğünün ekartmanı 52x16 , camı 1.61 ve göz aralığı da 68 mm idi. Şimdi de damla modeli bir gözlük aldı ve camlarının bunlardan daha kalın olmamasını istedi. Ekartmanı yine 52x16 olan damla modeli çerçeveye 1.67 cam monte etmeme rağmen yeni gözlük şakak tarafında eskisinden daha kalın oldu. Bunun nedenini anlayamadım. Lütfen bilgi verir misiniz?"

Pupilla mesafesi doğru ve 68 mm olarak yapıldığı zaman camların (Oval çerçevedeki) şakak tarafındaki kalınlıkları şöyle olur. (Her iki camın orta kalınlığı 1.4 mm olarak kabul edilirse). Optik Merkez ile camın en uzak noktası arasındaki mesafe 27 mm olduğu zaman 1.61 indeks camların şakak arafındaki kalınlığı yaklaşık olarak şöyle hesaplanabilir: Optik Merkez ile camın en uzak noktası arasındaki mesafe 29 mm olduğu zaman (cam şekli nedeniyle) damla modeli çerçeveye takılan 1.67 indeks camların şakak tarafındaki kalınlığı da yaklaşık olarak şöyle hesaplanabilir: Evet. Haklısınız. Aynı ekartmanda olmasına rağmen cam şeklindeki fark nedeniyle daha yüksek indeksli cam takılmasına rağmen, yeni camlarla eskilerin şakak tarafındaki kalınlıkları hemen hemen aynıdır. Burada optik cam deposunun hiçbir suçu olmayıp camlarda da bir hata yoktur. Unutulmamalıdır ki, konkav camın kenar kalınlığı, optik merkezden uzaklaştıkça artmaktadır. Bu nedenle, daha ince kenar kalınlığı için cam şekli olabildiğince küçük oval veya dikdörtgen olmalı ve damla modeli çerçeveler son tercih olmalıdır. (Konunun daha kolay anlatımı için hesaplamalarda “basitleştirilmiş yaklaşık formüller” kullanılmıştır)




Camın indeksini yükseltmeden, montajı da kurallara uygun olarak yaparak, daha ince camlar elde edilebilir mi?


Evet, birçok kez bu mümkündür. Her zaman montajın kurallara göre, yani pupilla mesafelerine ve montaj yüksekliklerine sadık kalınarak yapılacağı farzedilerek, daha yüksek indeksli camlar kullanmadan daha ince camlar elde etmek için şunlar yapılabilir:

1. Daha küçük çerçeve tavsiye ediniz:

Cam boyutlarının birkaç milimetre daha küçük olması, orta ve yüksek diyoptrili sferik ve silindirik camlarda bazen inanılmaz derecede incelme sağlar.

Örnek 1.

Reçete: Sağ/Sol -10.00 Sph. 1.67 indeks camlar Pd: 60 mm

Çerçeve ekartmanı: 50x16 Şakak tarafındaki kalınlık: 7.9 mm

Çerçeve ekartmanı: 48x16 Şakak tarafındaki kalınlık: 7.0 mm

Çerçeve ekartmanı: 46x16 Şakak tarafındaki kalınlık: 6.1 mm

Çerçeve ekartmanı: 46x14 Şakak tarafındaki kalınlık: 5.7 mm

Örnek 2.

Reçete: Sağ/Sol +10.00 Sph. 1.67 indeks camlar Pd: 60 mm

Çerçeve ekartmanı: 50x16 Camların orta kalınlığı: 6.9 mm

Çerçeve ekartmanı: 48x16 Camların orta kalınlığı: 6.0 mm

Çerçeve ekartmanı. 46x16 Camların orta kalınlığı: 5.2 mm

Çerçeve ekartmanı 46x14 Camların orta kalınlığı: 4.9 mm

2. Cam şekline dikkat ediniz:

Aynı ekartmanda olsa da bazı çerçevelere takılan camlar, çerçevenin şeklinden dolayı daha ince olur. Oval ve köşeleri sivri olmayan B boyutu çok büyük olmayan dörtgen şekilli gözlüklerin camları her zaman daha ince olmaktadır. Aynı ekartmanlı çerçeveler arasında camların merkez veya kenar kalınlığı en fazla olan şekiller, damla modeli olanlarla fazla asimetrik şekilli olanlardır.

3. Çerçevenin tipine dikkat ediniz:

Çerçevenin Kapalı, Faset veya Nilör olmasının, camların kalınlığında önemli etkisi vardır. Yüksek diyoptrili konveks veya konkav reçetelerde çerçeve seçiminde birinci tercih plastik çerçeveler ve ikinci tercih de kapalı metal çerçeveler olmalıdır. Yüksek diyoptrili camlar için Faset veya Nilör çerçeveler tercih edilmemelidir.

4. Asferik veya Freeform camlar öneriniz:

Konveks asferik ve freeform camlarda ön yüzeyin bombesi optik merkezde daha fazla olup kenarlara gittikçe bombe azalmaktadır. Bu yapı, asferik ve freeform gözlük camlarına bazı önemli avantajlar sağlamaktadır. Bunların başında bu camların daha düz ve daha ince olmaları gelir. Özellikle konveks asferik ve freeform camlar, geleneksel teknoloji ile üretilenlere kıyasla belirgin derecede daha ince ve estetik olur.

Asferik ve freeform camların montajı ile ilgili en önemli hususlardan ilki, optik merkezlerin, progresif cam montajındaki gibi, “Sağ” ve “Sol” pupilla mesafelerine göre dikkatlice yapılmasıdır. Asferik cam montajında dikkat edilecek diğer önemli husus da, optik merkezlerin pupilla merkezinin 3-4 mm aşağısına monte edilmesidir. Kural olarak bu aşağı desantrasyon, pantoskopik açının her derecesi için 0.5 mm kadardır.

5. Reçete konveks ise ve aks yönleri uygun ise, camları “Oval” olarak sipariş ediniz.

6. Camların kenar kalınlıklarının inceltilmesi:

Rx laboratuvarı tarafından kesilmemiş camlara “blending” diye tabir edilen işlem yapılarak konkav camların kenarları inceltilebilmektedir. Bu işlemle görme alanı biraz daralmakta, fakat yüksek konkav camlardaki görme alanının geniş olması nedeniyle özellikle -12.00 üzerindeki camlarda “blending” işleminin sağladığı avantajların, neden olduğu dezavantajlardan daha fazla olduğu kabul edilmektedir.

Yapılabilecek diğer kenar inceltmesi de, kesik camın kenarının pahlanmasıdır. Çok abartılmadan miyop camın içten biraz taşlanması yüksek numaralı miyop camın daha ince görünmesini sağlayacaktır.




Odak mesafelerinin kalınlığa etkisi nedir?


Gözlükçüden gelen sorunun orijinali şöyledir: "Müşterimizin reçete değerleri sadece 0.25 arttığı halde monte ettiğimiz camlar eskilerine kıyasla çok kalın oldu. Eski Sağ ve Sol cam numaraları -8.00 iken yeni numaralar -8.25 oldu. Eski camlar gibi yenileri de 1.74 olarak tedarik ettik. Müşterinin pupila mesafesi 60 mm olduğundan montajı bu ölçüme göre yaptık. Fakat sonradan, eski gözlüklerdeki odak mesafesinin 64 mm olduğunu gördük. Camlar kalın olduğu için incelenmesi için tedarikçi firmaya gönderdik. Gelen raporda yeni camların optik merkezlerdeki kalınlıklarının 1.1 mm olduğu, bunun normal kalınlık olduğu ve camların şakak tarafının daha kalın olma nedeninin odakların yaklaştırılmasından olduğu bildirildi. Bu konudaki yorumunuzu rica ediyorum. Odakları 2 mm içeri almak gerçekten bu kadar kalınlık farkı yapar mı?"

Optik merkezlerin içe doğru desantre edilmesi konkav camlarda her zaman şakak tarafındaki kalınlığı artırır. Bu kalınlığı aşağıdaki formülü kullanarak hesaplayabiliriz:

Optik merkez ile şakak tarafındaki en uc nokta arasındaki mesafe 32 mm ise, 1.74 indeks -8.25 camların kenar kalınlığı yaklaşık 6.8 mm. olur.

Eski gözlüklerde camların optik merkezleri her camda 2 mm daha dışta olduğuna göre, optik merkezle şakak tarafındaki en uc nokta arasındaki mesafe 2 mm. civarında daha kısa, yani 30 mm olacaktır. Bu durumda 1.74 indeks -8.00 camların kenar kalınlığını yaklaşık 6.0 mm. olarak hesaplıyoruz.

Yukarıdaki hesaplamadan da görebileceğiniz gibi -8.25 Sferik 1.74 camlar 2 mm içe kaydırıldığı zaman camın şakak tarafındaki kalınlığı 0.6 mm civarında artmaktadır. Bu esasında tüm optikçilerin yakından bildiği bir detaydır. Kenar kalınlığını azaltmak için dışa doğru yapılan desantrasyonu bilmeyen optikçi var mıdır? Üzülerek belirtmek istiyorum ki bazı optikçiler istisnasız tüm konkav camları dışa doğru desantre yaparak , elde edilecek istenilmeyen taban içe prizma pahasına daha estetik camlar elde etmektedirler! Eğer müşterinizin gerçek pupilla mesafesi 60 mm ise, doğru olan sizin yaptığınızdır. Eski gözlüklerde yanlış montaj nedeniyle 3.2 Diyoptri (0.4 x 8.00) taban içe prizma vardı!

Unutulmamalıdır ki cam işçiliğinde (reçetede prizma yazılmadığı sürece) “Merkezler arası mesafe= Pupila mesafesi “ olmalıdır. Birçok optikçinin daha ince camlar elde etme uğruna dışa desantrasyon yaptığını görmekteyiz. Küçük diyoptrilerde fazla sorun olmasa da orta ve yüksek diyoptrilerde ciddi sorunlar yaşanabilir; en azından gözlük reçeteye uygun olmamış oluyor. Doktor hastaya Prizma yazmadığı halde biz gözlüğü prizmatik olarak yapmış oluyoruz. Birçok optikçi yaptığı hatanın boyutunu bilmemektedir.

Örneğin, reçete Sağ/Sol -12.00D olduğu zaman her cam 3 mm hatalı olarak monte edildiği zaman gözlükte oluşan hata 12x0.6= 7.2 D Taban İçe prizmadır. Bu, TSE ve Uluslararası Standart Enstitüleri tarafından kesinlikle kabul edilmemektedir. Bu hatanın, sırf cam kenarlarının daha ince olması bahanesiyle yapılması, kabul edilebilir bir mazeret değildir.

Desantrasyon hatasının özellikle çocuklarda yapılmasının sonucunda , birçok şaşılık tedavisi başarısız olmakta ve bazen de önceden şaşılık riski yokken çocuk kullandığı “yanlış” prizmatik camlar nedeniyle şaşı ve neticede ambliyopik olabilmektedir.




Camın çok ince olmasını isteyen beklentisi yüksek müşterilere nasıl bilgi vermeliyiz?


Gözlükçüden gelen sorunun orijinali şöyledir: "Zaman zaman müşterilerimizle cam kalınlıkları ile ilgili sorunlar yaşıyoruz. Bazı müşterilerimizin cam kalınlıkları ile ilgili beklentileri yüksek oluyor, yani camlarının olabildiğince ince olmasını istiyorlar. Bu sorunun üstesinden nasıl gelebiliriz? Gözlükleri en estetik olarak nasıl yapabiliriz? Önerileriniz nelerdir?"

Konunun daha iyi anlaşılabilmesi açısından konveks ve konkav camları ayrı ayrı incelememiz gerekir. Tüm çalışmalarımız ve çözümlerimiz, montajın kurallara göre yapılacağı varsayımı ile olacaktır, doğrusu da budur zaten.

Optikçiler, optik merkezleri dışarıya kaydırarak konkavda kenar kalınlığı daha ince olan gözlükler yapabilmekte, konvekste de daha küçük çapta camlar kullanarak orta kalınlığı daha az olan camlar elde etmektedirler. Fakat bu yanlış bir uygulamadır. Çok yüksek diyoptrilerde de, örneğin +10.00 üzerindeki konveks ve -15.00 üzerindeki konkav camlar ayrıca “ gizli lenti” olarak üretilebilmektedir. Bu teknikle üretilen 1.67 ve 1.74 indeks yüksek diyoptrili konkav camlar, çok ince olmalarının yanında oldukça geniş görüş açısına da sahiptirler ve alternatif olarak düşünülmelidir.

Camların bazının düşürülmesi de kalınlıkta bir miktar azalma sağlamaktadır. Fakat görüntü kalitesinin düşmesine neden olacağından , (Freeform Tek Odaklı camlar haricinde) ideal bazdan daha düz baz uygulanması tavsiye edilmemektedir.

Konveks Camlar Ne Zaman Daha İnce Olur?

  1. Çerçeve ekartmanı daha küçük ve şekli daha uygun olduğu zaman. Küçük çerçevelerde optik merkez ile camın en uc noktası arasındaki mesafe daha az olacağından dolayı daha küçük çaplı camlar yeterli olacak ve dolayısıyle camların orta kalınlığı daha az olacaktır. Çerçeve konusundaki diğer önemli husus da cam şeklidir. Sırasıyle yuvarlak ve oval şekilli çerçevelere takılan yeterli boyuttaki camlar her zaman daha ince olur. Damla modeli olan çerçevelere yapılacak işçiliklerde, optik merkezlerin pupila merkezleri ile çakıştırıldığı zaman, daha büyük çaplı camlar gerekeceğinden. orta kalınlığı daha fazla olan camlara ihtiyaç duyulacaktır ki bu durumda damla modeli olan çerçeveye takılan camlar aynı ekartmandaki örneğin oval çerçeye takılandan daha kalın olacaktır.
  2. Camlar daha küçük çapta Rx olarak üretildiğinde. Biliyorsunuz ki konveks olarak stok çekmece camları genellikle 55mm, 60mm ve 65 mm olarak ithal edilmektedir. Çerçeveyi kurtaran minimum çap diyelim ki 62 mm. dir, o zaman gözlükçü ya merkezlemeden taviz vererek 60 mm çapındaki camı kullanarak gözlükte Taban Dışa prizma oluşmasına göz yumacak, veya kalınlıktan taviz vererek, merkezlemeyi doğru olarak yapacak, fakat olması gerekenden daha kalın camlı bir gözlük elde edecek. Küçük diyoptri camlarda sorun olmasa da 1.5 indeks +4.00 gibi bir gözlükte çaptaki 3 mm.lik fark, kalınlıkta ortalama 0.4 mm fark yapıyor. Rx olarak üretilecek olan camların kenar kalınlıkları da azaltılabildiğinden 62 mm çapındaki 1.5 indeks +4.00 camların merkez kalınlıkları 65 mm çapındakilerden yaklaşık 1 mm daha ince olabilecektir. Tabii ki 62 mm çapındaki cam daha ince olmasının yanında aynı zamanda daha hafif olacaktır.
  3. Uygun diyoptri ve aks yönlerinde Oval Rx camlar kullanıldığı zaman. Oval kesim, daha ince konveks organik gözlük camı elde edebilmek için geliştirilmiş bir tekniktir. Oval kesim tek odaklı, lenti, bifokal ve progresif tüm organik camlarda uygulanabilir. Oval kesimin kalınlık avantajı sağlayabilmesi için, organik silindirik veya mixed camın sferik kısmının konveks, aksının da uygun yönde olması gerekir. Silindir işareti (+) olduğu zaman aks yönü 0-45 veya 135-180 aralığında olmalıdır. Silindir işareti (-) olduğunda da oval olarak üretilen konveks silindirik camlar ancak aksları 45 ile 135 arasında olduğu zaman daha ince olmaktadır. Silindir işareti (+) olduğu zaman en ince oval camlar aks yönü 0(180) olduğu zamandır. Silindir işareti (-) olduğu zaman da en ince oval konveks silindirik cam, aks yönü 90 derece olduğu zaman üretilebilmektedir. Yüksek silindirik camların daha da fazla inceltilmesi ancak oval dikey boyutunun azaltılması ile mümkündür. Örneğin +2.00+2.00 x 180 bir camın orta kalınlığı, 65x50 olarak üretildiği zaman, 65x55 olarak üretildiği zamankinden daha ince olur. En ince camların üretilebilmesi için en iyi yöntem , çerçevenin üretici Rx laboratuvarına gönderilmesidir. Unutulmamalıdır ki konkav camlarda ve + veya – hiçbir sferik camda oval kesim hiçbir avantaj sağlamamakta ve hatta birçok kez camların daha kalın olmasına neden olmaktadır.
  4. Daha yüksek indeksli camlar kullanıldığı zaman. Yukarıdaki 1., 2. ve 3. paragraftaki detaylar dikkate alınıp bir de yüksek indeksli camlar kullanılırsa, en ince camlar elde edilmiş olacaktır. Birçok gözlükçü, cam kalınlığında indeksin en önemli faktör olduğuna inanmakta, değişik ekartmandaki çerçevelere monte edilecek aynı diyoptrideki her 1.67 camın her 1.61 camdan daha ince olacağına inanmakta, ekartman ve şekil faktörünü fazla dikkate almamaktadır.
  5. Freeform veya Asferik tasarımlı camlar tercih edildiğinde. Yalnız burada dikkat edilmesi gereken önemli bir husus vardır. Freeform veya Asferik camların montajının mutlaka pupila mesafelerine uygun olarak yapılması gerekiyor. Küçük montaj hataları Freeform veya Asferik olmayan küçük diyoptrili camlarda birçok kez sorun yaratmazken, bu camlarda yanlış merkezleme hataları birçok kez sorunlara neden oluyor.

Kalın kenarlı plastik çerçevelerin cam görüntüsüne olumlu etkisi vardır. Bu nedenle orta ve yüksek numara reçetelerde daha estetik cam görünümü için plastik çerçeve önerilebilir. Cam kalınlığını göstermesi açısından en olumsuz çerçeveler, nilör ve faset olanlardır.

Konkav Camlar Ne Zaman Daha İnce Olur?

  1. Çerçeve ekartmanı daha küçük ve şekli daha uygun olduğu zaman. Optik merkez ile şakak tarafındaki en uzak nokta arasındaki mesafe daha az olacağından dolayı daha küçük çerçevelere takılan camların kenar kalınlıkları daha ince olur. Çerçeve konusundaki diğer önemli husus da konveks camlarda olduğu gibi, cam şeklidir. Sırasıyle yuvarlak ve oval şekilli çerçevelere takılan camlar, merkez ile şakak tarafındaki en uc nokta arasındaki mesafe daha kısa olacağından dolayı her zaman daha ince olur. Damla modeli olan çerçevelere yapılacak işçiliklerde, optik merkezlerin pupila merkezleri ile çakıştırıldığı zaman, hem daha büyük çaplı camlar gerekecek, hem de merkezden daha fazla uzaklaşılacağı için camların şakak tarafındaki kalınlığı, örneğin bir oval gözlüktekinden daha fazla olacaktır.
  2. Daha yüksek indeksli camlar kullanıldığında. Yukarıdaki detaylar dikkate alınıp bir de yüksek indeksli camlar kullanılırsa, daha ince camlar elde edilmiş olacaktır. Birçok gözlükçü, cam kalınlığında indeksin en önemli faktör olduğuna inanmakta, değişik ekartmandaki çerçevelere monte edilecek aynı diyoptrideki her 1.67 camın her 1.61 camdan daha ince olacağına inanmakta, ekartman, desantrasyon ve şekil faktörünü fazla dikkate almamaktadır.
  3. Freeform veya Asferik tasarımlı camlar tercih edildiğinde. Freeform veya Asferik konkav camların kenar kalınlıkları daha az olmaktadır. Fakat daha önce de belirttiğim gibi özellikle Freeform ve Asferik camların montajında merkezler arası mesafenin pupilla mesafesine eşit olmasına her zaman dikkat edilmelidir. Freeform veya Asferik olmayan küçük diyoptrili camların montajındaki küçük hatalar birçok kez sorun yaratmazken, Freeform ve Asferik camların her zaman progresif cam montajındaki hassaslıkta monte edilmesi kuralından taviz verilmemelidir. Bu camları tercih eden optikçilerin özellikle bu hususa dikkat etmelerini tavsiye ederim.
  4. Şu anda moda olan kalın kenarlı plastik çerçevelerin cam görüntüsüne olumlu etkisi vardır. Yüksek numara konkav reçetelerde daha estetik cam görüntüsü için nilör veya faset çerçeve yerine plastik çerçeve önerilmelidir. Müşteri plastik çerçeve istemiyorsa, en azından kapalı metal çerçeve vermemiz durumunda cam kenarları az da olsa kamufle edilmiş olacaktır.
  5. Konkavda kesilmemiş camların çapının nihai kenar kalınlığında hiçbir etkisi yoktur. Kenar kalınlığını etkileyen faktörler camın bazı, tasarımı (freeform, asferik veya asferik olmaması) ve orta kalınlığıdır. Merkez kalınlığı genelde standartlara göre yapılır. Fakat üretim teknolojisi nedeniyle konkavda stok camların orta kalınlığı daha az olarak üretilebildiğinden, stok camların kenar kalınlığı “Rx” camlardan biraz daha ince olmaktadırlar. Baz yükseldikçe Rx camların kenar kalınlığı ayrıca artmaktadır. Boyanacak olan özellikle 1.61, 1.67 ve 1.74 Rx camların aynı indeksteki beyaz Rx camlardan ortalama 0.2 mm daha kalın olması da boya ısısının camı deforme etmemesi için bir gerekliliktir.
  6. Üretilen konkav Rx camların Oval olmasının kenar kalınlığına herhangi bir olumlu etkisi yoktur.

Daha ince camlı gözlük yapmak isterken yapılmaması gerekenler:

  1. Daha ince camlı gözlük yapmak adına dışa desantrasyon yapılmamalıdır. Unutulmamalıdır ki cam işçiliğinde (reçetede prizma yazılmadığı sürece) “Merkezler arası mesafe= Pupila mesafesi “ olmalıdır. Birçok optikçinin daha ince camlar elde etmek uğruna dışa desantrasyon yaptığını görmekteyiz. Küçük diyoptrilerde fazla sorun olmasa da orta ve yüksek diyoptrilerde ciddi sorunlar yaşanabilir; en azından gözlük reçeteye uygun olmamış oluyor. Doktor hastaya Prizma yazmadığı halde biz gözlüğü prizmatik olarak yapmış oluyoruz. Birçok optikçi yaptığı hatanın boyutunu bilmemektedir. Örneğin, Sağ/Sol -12.00D camlar her tarafta 3 mm hatalı olarak monte edildiği zaman gözlükte oluşan hata 12x0.6= 7.2 D Taban İçe prizmadır. Bu, TSE ve Uluslararası Standart Enstitüleri tarafından kesinlikle kabul edilmemektedir. Bu hatanın, sırf cam kenarlarının daha ince olması bahanesiyle yapılması, kabul edilebilir bir mazeret değildir. Desantrasyon hatasının özellikle çocuklarda yapılmasının sonucunda , birçok şaşılık tedavisi başarısız olmakta ve bazen de önceden şaşılık riski yokken çocuk kullandığı “yanlış” prizmatik camlar nedeniyle şaşı ve neticede ambliyopik olabilmektedir.
  2. Daha ince ve daha estetik olması için camların daha düşük bazda üretilmesi istenilmemeli.Bazı optikçiler daha ince ve estetik olması için özellikle konveks Rx camların normalden daha düşük bombede yapılmasını istemektedirler. Unutulmamalıdır ki normalden daha düz olarak üretilen özellikle progresif camların vereceği görüntü kalitesi daha düşük olacaktır. Ancak Kişiye Özel Freeform olarak üretilen camlar optimum baz dışındaki bazlarda da hedeflenen kalitede üretilebilmektedir. Bu kalitenin sağlanabilmesi için tabii ki pantoskopik açı, çerçeve bombe açısı ve arka verteks mesafesinin hassas bir şekilde ölçülüp üretici firmaya verilmesi, camların bu parametrelere göre üretilmesi ve montajın da hassas bir şekilde yapılması gerekmektedir.

Yüksek indeksli camların hiçbir dezavantajı yok mudur?


Yüksek indeksli camların en büyük avantajı daha ince ve hafif olması nedeniyle daha estetik olmalarıdır. Bu avantaja karşılık, mevcut olan dezavantajlar çok ender olarak sorun yaratmaktadır. Bu dezavantajların başlıcaları şunlardır:

  • Daha yüksek Kromatik Aberasyon. İndeks yükseldikçe camın Abbe değeri düşmektedir. Bu nedenle camın renkleri ayrıştırması artmakta ve özellikle optik merkez dışındaki bölgelerde elde edilen görüntü kalitesi düşmektedir. Abbe değeri daha düşük olan yüksek indeksli camların sağ ve sol pupilla mesafelerinin dikkate alınarak optik merkezlerin hassas bir şekilde monte edilmesi, olası sorunları asgariye indirecektir.
  • Newton halkaları. Yüksek indeksli Rx organik camların üzerine “Sert Kaplama” veya “Anti-refle Kaplama” yapıldığı zaman cam yüzeylerinde genellikle renkli halkalar görülür. Daha ziyade floresan ışık altında görünen bu oluşumun nedeni, kullanılan “Sert Kaplama” reçinesinin indeksi ile organik camın indeksinin birebir aynı olmamasından kaynaklanır. Rx cam üretiminde her indeksteki organik cam için farklı sert kaplama reçinesi kullanımı pek mümkün olmadığından dolayı, orta ve yüksek indeksli camlarda sıkça rastlanan fakat kullanıcı için optik hiçbir sakınca teşkil etmeyen bu oluşumun fiziksel prensibi ilk kez Sir Isaac Newton tarafından izah edilmiş olup “Newton Rings” olarak bilinmektedir.




Bazı firmalar tüm üretim camlarını, daha ince olduğu iddiasıyle Oval olarak ürettiklerini söylemektedirler. Oval camların daha ince olduğu gerçekten doğru mudur?


Bazı gözlükçüler de tüm Rx camlarını , daha ince olacağı düşüncesi ile “Oval” olarak sipariş ederler. Ne yazık ki birçok kez bu işlem gereksiz olarak yapılmakta ve bazen de ince olacağı düşünülen Oval camlar (Yuvarlak ve Oval şekil farkından dolayı) ya doğru olarak merkezlenememekte, veya (merkezlemeden taviz verilmediği zaman da) daha büyük boyutlarda sipariş edilmesi gerektiğinden, daha kalın olmaktadırlar!

Oval Kesim, daha ince konveks silindirik gözlük camı elde edebilmek için geliştirilmiş bir tekniktir. Oval Kesim’in bir incelik avantajı sağlayabilmesi için silindirik (veya mixed) camın sferik kısmının konveks, aksının da bu işleme uygun yönde olması gerekmektedir. Silindir değeri daha yüksek olan uygun diyoptri ve aks yönündeki Oval Kesim camlar, Yuvarlak Kesim camlara kıyasla daha fazla incelik oranı sağlar. Bu nedenle, bu özellikteki konveks silindirik ve mixed organik Rx cam siparişlerinizde Oval Kesim tekniğinden mutlaka yararlanmanızı tavsiye ederim. Oval Kesim, Tek Odaklı, Lenti, Bifokal ve Progresif tüm optik camlara uygulanabilmektedir. Türkiye piyasasında Oval Kesim sadece organik camlara uygulanmaktadır.

Silindir işareti “+” olduğu zaman silindirik konveks Oval Kesim camın, Yuvarlak Kesim camdan belirgin oranda daha ince olabilmesi için silindir aks yönünün 0-45 ve 135-180 aralığında olması gerekmektedir. Silindirik konveks cam “-“ silindire göre transpoze edilmişse, o zaman da Oval Kesim camla Yuvarlak Kesim cam arasında kayda değer bir incelik farkı olabilmesi için, silindir aks yönünün 45-135 derece aralığında olması gerekmektedir. Aks yönleri bu değerlerin hemen dışında olduğu durumlarda incelik farkı çok az olmakta ve birçok kez doğru merkezleme yapabilmek için yatay boyutu daha büyük olan oval camlara ihtiyaç olacağından, elde edilen incelik, çapın artırılması nedeniyle oluşacak olan ekstra kalınlıktan daha az olacaktır.

Tüm sferik camlarda, tüm konkavlarda ve aks yönü yukarıda belirtilen aralıklar dışında olan konveks silindirik ve mixed diyoptrilerde Oval Kesim camlar daha ince olmaz; hatta birçok kez (daha büyük yatay boyuta ihtiyaç olacağından) daha kalın olur.

Örneğin, 65 mm yuvarlak camın ancak kurtardığı , sferik, konkav veya aks yönü Oval Kesime uygun olmayan konveks silindirik diyoptrideki siparişte 65x55 mm. cam üretilirse, cam şekline bağlı olarak birçok kez gereken desantrasyon yapılamıyacağından ( küçük yuvarlak ve oval şekiller hariç) camlar doğru olarak merkezlenemeyecek ve gözlükte istenilmeyen prizmatik etki oluşacaktır. Doğru merkezleyebilmek için yeterli olacak oval boyutu örneğin 68x58 mm. olduğu zaman da bu camlar 65 mm. yuvarlak camlardan daha kalın olacaktır!

Örneğin, diyoptrisi +4.00+4.00 x 180 olan 60 mm çapındaki 1.5 indeks organik camın merkez kalınlığı 8.1 mm. iken, bu cam 60x46 mm. boyutlarında Oval olarak üretilirse, merkez kalınlığı 4.7 mm. olur.;

Aksın 165 olduğu durumda orta kalınlık 5.5 mm, 135 derece olduğunda da 6.1 mm olur. Aks yönü 0-45 ve 135-180 aralığının dışında ise, bu sınırlardan uzaklaştıkça elde edilen camın merkez kalınlığı artar. Mesela, yukarıdaki örnekteki 1.5 organik camın aksı 90 olsa idi, oval kesimin hiçbir avantajı olmayacaktı ve orta kalınlığı 60 mm yuvarlaktaki gibi 8.1 mm olacaktı. Bu hususa özellikle dikkat edilmelidir.

Oval camlarda maksimum incelik elde etmek için aks yönü dışında diğer önemli etkenler, camın silindir değeri ve dikey boyutudur . Silindir değeri ne kadar yüksek ise, daha ince camlar için Oval camların dikey ve yatay boyutları arasındaki fark o kadar fazla olmalıdır. Silindir değeri 0.50D. olan bir camda yatay-dikey boyut farkı 5 mm olduğu zaman iyi netice alınırken, silindir değeri 2.00D. olan bir camda yatay-dikey boyut farkı 10 mm olduğunda daha ince camlar üretilebilmektedir. Silindir değeri 3.00D. veya daha fazla olduğu zaman ise daha estetik Oval camlar için yatay-dikey farkı daha da artırılmalıdır.

Oval camın sadece dikey boyutunun azaltılmasının camın merkez kalınlığı üzerindeki etkisini , 1.5 indeks +4.00+4.00 x 180 diyoptri cam için aşağıdaki örneklerle gösterebiliriz:

Camın Boyutu I 65x60 Oval I 65x55 Oval I 65x50 Oval I

Oval Camın Orta Kalınlığı I 8.1 mm I 6.9 mm I 5.8 mm I

Belirli bir çerçeveye monte edilecek minimum kalınlıktaki Oval camların ideal yatay ve dikey boyutlarını net olarak hesaplamak optisyen için kolay değildir. Böyle siparişlerde, montaj parametreleri belirtilmek suretiyle çerçeve şablonunun veya çerçevenin üretici firmaya gönderilmesi daha isabetli olur.





Prizmatik Camlar

Prizmatik camlar nedir ve ne amaçla kullanılır?


Türkiye’de Optikçilerin, ölçümlerinden, siparişlerinden ve montajından en çok tedirgin oldukları camlar çoğunlukla Prizmatik camlardır. Bu camlar nedense birçok gözlükçü için bir bilinmeyendir. Yeni bir gözlük yaptırabilmek için, reçetesi olmadığından eski gözlüğünü ölçtürmek maksadıyle gözlükçüye veren ve bu esnada “lütfen dikkatli ölçünüz, camlarım prizmatiktir” diyen hastalar genellikle yeni bir muayene için doktora yönlendirilmektedir. Birçok gözlükçü camların prizmatik gücünü ve taban yönünü doğru olarak ölçemeyeceğine inandığı için böyle davranmaktadır.

Prizmatik camlar, genellikle binoküler görüş elde etmek için göz kaslarının işlevlerini yerine getiremediği durumlarda kullanılmaktadır. Nystagmus, Disleksi, Otizm ve Down’s Sendromu gibi durumlarda da bazen prizmatik camlar kullanılmaktadır. Taban yönleri farklı olabilen bu durumlar bizim konumuz dışındadır. Bu durumlarda her iki göze aynı yönde ( yatayda bir göze taban içe prizma verilirken, diğer göze de aynı güçte taban dışa veya dikeyde her iki göze aynı değerde ve aynı yönde) prizma verilebildiğini de biliyoruz. Biz burada sadece binoküler görüş elde etmek için Heterophoria durumlarında kullanılan prizmatik camları ve onların montaj kurallarını inceliyeceğiz.

Muayene metodları ile izole edilen iki göz sonsuza baktığı zaman bakış aksları birbirine paralel ise, bu kişi ortoforiktir. İdeal olan budur. Fakat göz muayenesi için göz hekimlerini ziyaret eden hastaların çok büyük kısmında 2 Diyoptriye kadar Esophoria (İçe meyil) veya Exophoria (dışa meyil) ve daha küçük miktarlarda dikey “phoria” görülmektedir. Miyopi ve hipermetropinin düzeltilmesi neticesinde bu boyuttaki küçük kusurlar göz kasları tarafından genellikle kompanse edilmekte ve sorun yaşanmamaktadır. Esophoria, exophoria ve dikey yöndeki kaymalar kompanse edilemediği zaman, genellikle yapılan, kişiye prizmatik camların verilmesidir.

Prizmatik cam, üzerine gelen ışığı tabanına doğru kırar. Camlar sipariş edilirken taban yönünün üretici firmaya bildirilmesi gerekmektedir. İstenilen prizmatik etkinin oluşması için montajın titizlikle yapılması şarttır. Üretici cam firması tarafından markürlenen montaj noktası aynen progresif cam montajındaki gibi, sağ ve sol olarak hassas bir şekilde pupillaların karşısına yerleştirilmelidir. Prizmatik camlarda tüm aberasyonların artması nedeniyle görüntü kalitesi belirgin olarak düşmektedir. Prizma gücü arttıkça görüntü kalitesi daha fazla düşmektedir.

Prizma taban yönleri:

Göz hekimi Taban yönünü, “İçeri”, “Dışarı”, “Yukarı” ve “Aşağı” olarak belirtir. Ayrıca prizma taban yönleri çapraz olarak da verilebilir. Çapraz yönlerdeki prizmatik camların montajında 360 derecelik şema kullanılır. Prizmatik cam uygulamasında bazı kurallar vardır. Binoküler görüşü sağlamak için kullanılan camlarda hiçbir zaman her iki göze birden TABAN YUKARI veya TABAN AŞAĞI prizma verilmez. Ayrıca iki göze birden yatay prizma verilmişse mutlaka iki taraf da TABAN İÇERİ veya TABAN DIŞARI olmalıdır.

Her iki gözde Taban YUKARI prizmanın yönü 360 derecelik şemada 90 derece ile gösterilir. Taban AŞAĞI prizma yönü de 360 derecelik şemada her iki göz için 270 yönüdür. Fakat yatay yönlü prizmalarda Sağ gözde Taban İÇERİ 0 ile belirtilirken Taban DIŞARI 180 ile belirtilir. Sol gözdeki yatay prizma yönleri sağ gözün tam tersi olup Sol gözde Taban İÇERİ prizma yönü 180 ve Taban DIŞARI prizma yönü de 0 derece olarak ifade edilir.

Toplam prizmanın sağ ve sol cama bölünmesi:
Ortoptik tedavi için verilen prizmatik camların gayesi, binoküler görüşü sağlamaktır. Tek gözü olan bir kişiye bu maksatla prizmatik cam verilmez. Bundan da anlaşılacağı gibi ortoptik tedavide iki göz birden ele alınır. Doktor önce gereken toplam prizma ihtiyacını tespit eder. Genelde toplam prizma değeri iki cama bölünür. Fakat birçok kez sağ ve sol gözlerdeki görüş keskinliğindeki farklılıklardan dolayı doktor prizmaları eşit olarak bölmeyebilir, bazen de tüm prizmatik değeri sadece bir göze verir. Prizmatik camlar yarattıkları deformasyon nedeniyle görüş keskinliğini azalttıklarından, göz doktorları birçok kez prizmanın tümünü veya büyük kısmını “dominant” olmayan göze verirler.

Toplam prizmanın gözler arasında aşağıdaki şekilde bölünmesi teorik olarak mümkündür. Fakat kararın mutlaka uzman doktor tarafından verilmesi gerekmektedir.

Bazı örnekler:
RE.3.00D Taban Yukarı
LE. 3.00 D Taban Aşağı

Diğer olası alternatifler:
RE. 6.00DTabanYukarı
LE. Prizma yok

RE.Prizmayok
LE. 6.00 D Taban Aşağı

RE.2.00DTabanYukarı
LE. 4.00 D Taban Aşağı vs.

Tek göz için verilen çok yüksek güçteki prizmatik camların teknik nedenlerden dolayı üretilememesi durumunda prizmatik gücün bir miktarı diğer cama aktarılabilir. Fakat bu, ancak muayeneyi yapan doktorun onayı ile yapılmalıdır.

Tek odaklı ve çok odaklı camlar prizmatik olarak üretilebildiği gibi, prizmatik reçeteler “Fresnel” prizmaları ile de yapılabilir.




Prizmatik camlar nasıl ölçülür?


Verre plan tek odaklı prizmatik camlar hariç, numaralı gözlükten prizmatik güç ölçümü camların ancak belirli referans noktalarında yapılmayabilir. Bu nedenle doğru ölçüm için ilk olarak prizmatik gücün ölçüleceği referans noktasının önceden belirlenmesi gerekmektedir. Bu referans noktaları tek odaklı ve bifokal camlarda Sağ ve Sol camdaki Uzak ve Yakın bakış noktaları, progresif camlarda da prizma ölçüm noktalarıdır. Bu noktalar asetat kalemle camların üzerine işaretlenir. Daha sonra bu noktalar fokometrenin lens dayanma halkası üzerinde ortalanır ve ölçüm yapılır.

Progresif camların prizma ölçüm noktasında genellikle Taban Aşağı prizma ölçülür. Bu, üretici Rx laboratuvarları tarafından özellikle yapılan bir uygulamadır. “İnceltme Prizması” uygulaması hakkında bilgi sahibi olmayan bir kişi prizmatik olmayan bir progresif camı prizmatik olarak algılayabilir. Bu hataya sık sık düşülmektedir.




Stok camlar ile istenilen prizmatik etki oluşturulabilir mi?


Evet, bazen oluşturulabilir. Fakat bu işlemin asferik yüzeyli camlarla yapılmaması gerekmektedir. Desantre yöntemi ile istenilen prizmatik etkiyi elde edebilmek, istenilen prizmatik etkinin miktarına, gözlük camının diyoptrik gücüne ve camın çapına bağlıdır. İstenilen prizmatik etki camın diyoptrik gücü ile kıyaslandığında, yüksek olmamalı ve camın çapı, yeterli desantrasyonu yapabilecek kadar büyük olmalıdır.

Desantrasyon yönü ile taban yönünün ilişkisi:

Konveks camlarda desantrasyon yönü, taban yönü ile aynıdır. Yani taban İÇE prizmatik etki elde etmek istiyorsak konveks camları İÇE (yani nazal yönde) desantre etmemiz gerekiyor. Konkav camlarda ise bunun tersi yapılıyor. Taban İÇE prizmatik etki hedeflendiği zaman konkav camlar DIŞA (yani şakak yönünde) desantre edilmelidir. Konveks diyoptrilerde elde edilen dikey prizmatik etkinin taban yönü de desantrasyon yönü ile aynı olup, konkav diyoptrilerde taban yönü ile desantrasyon yönü terstir.

Örneğin konveks camla taban YUKARI prizmatik etki elde etmek istiyorsak desantrasyonu yukarı yönde, konkav camla taban YUKARI prizmatik etki elde etmek istiyorsak da desantrasyonu aşağı yönde yapmamız gerekiyor.

Sferik çekmece camı kullanarak istenilen prizmatik etkinin oluşturulması:

Konunun daha iyi anlaşılabilmesi için sferik birkaç reçete ile örnek vermek istiyorum:

Reçete 1.
RE. +4.00 Sph. 2D Taban İçeri

LE. +2.50 Sph. 2D Taban İçeri

Pupilla Mesafesi : 67 mm (RE. 33.5 mm ve LE. 33.5 mm)

Çerçeve Ekartmanı : 50 x 17 = 67 mm (Kullanıcı çerçevenin tam ortasından bakıyor)

Çözüm: Eğer prizmatik etki olmasaydı bu çerçeveyi kurtaran minimum çap 54 mm olacaktı. (50+17=67 mm

67-67 =0 mm. 52+2= 54 mm. Bu hesaplamada çerçevenin çapraz boyutu 52 mm olarak kabul edildi ve ayrıca 2 mm emniyet payı ilave edildi).

İstenilen prizmatik etkiyi elde edebilmek için gerekli desantrasyonu “Prentice” formülünden hesaplıyabiliriz: c= P/F c=Desentrasyon, P=Prizmatik etki, F= Diyoptrik güç

Sağ camdaki desentrasyon = 2/4.0= 0.5 cm= 5 mm İÇE

Sol camdaki desentrasyon = 2/2.5= 0.8 cm= 8 mm İÇE

Camın çapı desantre miktarının iki katı kadar arttığından,

Sağ cam: 54+10 = 64 mm

Sol cam: 54+16 = 70 mm olmalıdır.

Sonuç: 65 ve 70 mm çaplarındaki stok camları kullanıp sağ camı 5 mm ve sol camı da 8 mm İÇE desantre ederek reçetede yazılan prizmatik etkileri elde edebiliriz. Kullanıcı çerçevenin tam ortasından değil de diyelim ki sağ ve solda ikişer mm daha içeriden bakmış olsa , yani pupilla mesafesi 63 mm olsa idi, o zaman sağ cam 7 mm ve sol cam da 10 mm desantre edilecekti. Bu durumda gerekli çaplar sağda 68 mm ve solda da 74 mm olacaktı.

Reçete 2.

RE. -1.00 Sph. 2.00D Taban İÇE

LE. -0.50 Sph. 2.00D Taban İÇE

Pupilla Mesafesi : 67 mm (RE. 33.5 mm ve LE. 33.5 mm)

Çerçeve Ekartmanı : 50 x 17 = 67 mm (Kullanıcı çerçevenin tam ortasından bakıyor

Çözüm: Eğer prizmatik etki istenmemiş olsa idi bu çerçeveyi kurtaran minimum çap , daha önce de hesapladığımız gibi 54 mm olacaktı. İstenilen prizmatik etkiyi sağlayabilmek için gerekli desantrasyon miktarını şöyle hesaplıyabiliriz:

Sağ camdaki desentrasyon = 2/1.0= 2 cm= 20 mm DIŞA

Sol camdaki desentrasyon = 2/0.5= 4 cm= 40 mm DIŞA

İstenilen prizmatik etkiyi desantrasyon yöntemi ile elde edebilmek için gereken çap, desantre miktarının iki katı kadar olacağından,

Sağ cam 54+40 = 94 mm ve

Sol cam 54+80 = 134 mm olmalıdır.

Sonuç: Bu çaplarda cam mevcut olmadığı için istenilen prizmatik etkilerin desantrasyon yöntemi ile prizmatik olmayan camlar kullanılarak elde edilmesi mümkün değildir. Mutlaka prizmatik Rx cam üretimi şarttır. Sipariş edilecek prizmatik camların çapı minimum 54 mm olmalıdır.

Silindirik stok cam kullanarak istenilen prizmatik etkinin oluşturulması:

Reçete silindirik ise istenilen prizmatik etkinin miktarına, gözlük camının diyoptrisine ve camın çapına bağlı olarak silindirik stok çekmece camlarının desantresi ile de istenilen prizmatik etki elde edilebilir. Aksların 90 ve 180 olduğu durumlarda gerekli hesapların yapılması çok zor olmasa da akslar çapraz olduğu zaman karmaşık matematiksel işlemlere ihtiyaç vardır.

Diyoptrisi ve çapı uygun olabilecek silindirik veya sfero- silindirik stok çekmece camlarını fokometrede desantre ederek istenilen prizmatik etkiyi elde edip edemiyeceğimizi anlıyabiliriz. Bunu yapmak için ilk olarak cam merkezlenip aks yönü belirlenir. Daha sonra markür noktaları 180 yönünde kalacak şekilde cam sağa, sola, yukarıya ve aşağıya hareket ettirilerek istenilen prizmatik etkinin oluştuğu nokta bulunmaya çalışılır. Cam üzerinde istenilen prizmatik etkiye sahip nokta mevcut ise cam o pozisyonda yeniden markürlenir. Yeni markürdeki merkez noktasını pupilla merkezi ile çakıştırarak, eğer çap kurtarırsa, camı kestiğimiz zaman bu cam istenilen prizmatik etkiyi oluşturacaktır. Sferik stok çekmece camlarını da fokometre üzerinde desantre ederek, hesap yapmadan, pratik yöntemle istenilen prizmatik etkiyi oluşturup oluşturamıyacağımızı görebiliriz.




Prizmatik progresif camların montajında nelere dikkat edilmelidir?


Prizmatik progresif cam montajında da dikkat edilmesi gereken önemli bir husus vardır. Progresif camlar “Geleneksel” teknoloji ile üretilmiş ise veya “Standart” Freeform camlar ise, Montaj artısının pozisyonu prizma yönüne göre kaydırılmalıdır. Bu kaydırma her prizma diyoptrisi için 0.3mm olup taban yönünün ters tarafına olmalıdır. Prizmatik olan Geleneksel ve Standart Freeform progresif camlarda bu husus mutlaka dikkate alınmalıdır. Fakat bazı gelişmiş Kişiye Özel Freeform progresif cam tasarımında, reçetedeki prizma değeri ve taban yönü , tasarım yapılırken dikkate alınmakta, gravürler ve dolayısıyle markür ona göre vurulmakta ve ek bir desentrasyona ihtiyaç olmamaktadır.

Progresif cam reçetesinde dikey yönde prizma verildiği zaman, bazı gelişmiş Kişiye Özel Freeform progresif cam tasarım programları camları tasarlarken reçetedeki prizma değerleri ile inceltme prizmasını beraberce değerlendirmekte ve camlar optimum kalınlıkta üretilebilmektedir. Bu işlem neticesinde üretilen progresif camların prizma ölçüm noktalarında ölçülen prizmatik değerler reçetedekinden farklı olacak, fakat iki camdaki toplam prizmatik etkide bir fark olmayacağından, bu durumda kesinlikle herhangi bir sorun olmayacaktır.

Prizmatik Verre Plan güneş gözlükleri:

Güneş gözlüğü almak için mağazanıza gelen bazı müşterilerinizin, özellikle bombe açısı yüksek olan gözlükleri denedikten sonra “bu gözlüğün camlarında bir problem vardır, başım dönüyor” diye olumsuz yorum yapmaları ile karşılaşmış olabilirsiniz. Bu müşteriniz niçin böyle düşünmüştür? Camlarda gerçekten bir sorun var mıydı? Evet. Camlarda bir sorun olabilir. Çerçeve bombesi (camın bazı değil) nedeniyle, göz camdan dik açıyla bakmadığı zaman, çapraz bakış nedeniyle Verre Plan camlar “Taban Dışa” prizmatik etki yapar. Birçok kaliteli güneş gözlüğü üreticisi bu olumsuzluğu giderebilmek için bombe açısı yüksek olan güneş gözlüklerine “Taban İçe” prizma ihtiva eden camlar monte etmektedirler.

Oluşan prizmatik etkinin miktarı, çerçevenin bombe açısına, camların bazına, indeksine ve kalınlığına bağlıdır. Çerçeve bombe açısı 25 derece ve bazı 8 olan (prizmatik olmayan) Verre Plan Rx camların oluşturacağı prizmatik etki her camda ortalama 0.40 Diyoptri ve toplamda da 0.80 Diyoptri “Taban Dışa” olmaktadır. 0.80 Diyoptri prizmatik etki, 2.00 D. bir camın yatay merkezlemede her camda 2 mm. hatalı olarak monte edildiği zaman oluşturduğu prizmatik etkiye eşdeğerdir. Birçok hassas göz bu miktardaki prizmatik etkiden rahatsız olabilmektedir.




Fresnel Prizması nedir, avantaj ve dezavantajları nelerdir?


Fresnel Prizmasının (ve Fresnel merceklerinin) tasarım fikri Fransız matemetikçi, mühendis ve fizikçi A.J. Fresnel tarafından yapıldı. Rx olarak üretilecek olan prizmatik camların yerine bazen “Fresnel Prizmaları” önerilmektedir. Bu prizmalar ince polivinil klorür (PVC) levhalar şeklinde üretilmektedir. Cam şekline göre kesilerek hastanın mevcut camlarının iç yüzeyine monte edilir.

Avantajları:

  • Fresnel prizmalar, üretilen prizmatik Rx camdan daha ince ve hafiftir.
  • Birçok Rx prizmatik camdan daha ucuzdur.
  • “Disposable” dır. Geçici olarak kullanıma elverişlidir.
  • Ortoptik tedavi sürecinde kullanılması daha pratiktir.
  • 40D’ye kadar Fresnel prizması üretilmektedir. (Rx olarak üretilebilen en yüksek prizma , materyalin indeksine, reçete değerlerine ve camın çapına bağlı olarak maksimum 15-16D civarında olmaktadır).

Dezavantajları:

  • Karşıdan bakıldığı zaman, taban yönüne bağlı olarak yatay veya dikey jaluzi perde görüntüsü verirler. Bu görüntü nedeniyle bazen tercih edilmemektedirler.
  • Görüntü kalitesi Rx olarak üretilen prizmatik camlardan daha düşüktür.
  • Uzun süre kullanılan Fresnel prizmalarının renkleri sararır.
  • Son kullanma tarihi geçen Fresnel prizmaların cama tutunma güçleri azalır. Bu nedenle depodan alınan ürünlerin son kullanma tarihleri kontrol edilmelidir.





İstenmeyen Prizmatik Etki

Rx güneş gözlüğüne cam montajında nelere dikkat etmeliyiz?


Gözlükçüden gelen orijinal soru şu şekildedir: "Reçetesi Sağ. +3.75-4.00x 5 ve Sol. +2.75-3.00 x 161 olan müşterime ilk kez Rx güneş gözlüğü yaptım. Gözlüğün son derece rahatsız olduğunu söyleyerek şikayette bulundu. Camları ölçtüğüm zaman numara ve aksların doğru olduğunu tespit ettim. Camların fazla kalın olmaması için küçük çaplı camlar kullandığımdan odaklar 64 mm yerine 73 mm olmuş. Gözlüğü incelenmek üzere üretici firmaya gönderdiğim zaman , camların merkezlenmesinin hatalı ve çerçeve bombesinin çok yüksek olduğu ve sorunun bu nedenlerden kaynaklandığı söylendi. Üretici firma, ayrıca çerçeve bombe açısının 10 derece olması nedeniyle tek sağlıklı çözümün kişiye özel freeform camlar olduğunu iddia etti. Bu konudaki yorumunuzu ve çözüm önerilerinizi rica edebilir miyim?"

Böyle bir reçeteye göre üretilmiş “Geleneksel” tasarımlı camlar, bombe açısı 10 derece olan bir çerçeveye 9 mm dışa desantre edilerek monte edilirse elbette ki sorun olacaktı. Optik merkezler arası mesafe = Pupilla mesafesi olduğu zaman bu açılarda monte edilen camların göze, reçeteye uygun sferik, silindir ve aks değerlerini verebilmesi için camların aşağıdaki değerlerde “Kişiye Özel” freeform olarak üretilip belirtilen aks yönlerinde monte edilmesi gerekmektedir.

Sağ. +3.35-3.58 x 4 Sol. +2.42-2.66 x 161. Eğer camlar bu şekilde üretilip pupilla mesafesine uygun olarak (aynen progresif cam montajında olduğu gibi) hassas bir şekilde monte edilirse sorun tamamen ortadan kalkacaktır. Görüldüğü gibi cam duruş açıları nedeniyle camların sferik ve silindir numaralarında küçümsenemiyecek boyutta bir modifikasyon yapılması gerekiyor.

Tabii ki üretici firmaya yukarıdaki üretim değerlerini vermeniz gerekmiyor. Çerçeve bombe açısı, pantoskopik açı ve verteks mesafesini verdiğiniz zaman, kişiye özel üretim yapabilen üretici firma yüzey geometrisini kullandığı program yardımıyle kendisi hesaplıyacaktır. Doğru montaj, camların referans noktalarının , aynen progresif cam montajında olduğu gibi pupilla merkezleri ile çakıştırılması ile yapılmalıdır.




Progresif bir cam daha ince yapıldığı zaman optik performansında bir olumsuzluk olur mu?


Gözlükçüden gelen orijinal soru şu şekildedir. "Sürekli olarak çalıştığım firmamdan almış olduğum camlar görüş olarak müşterilerimin istediği kaliteyi verirken, kalın olduğu iddiası ile zaman zaman müşterilerimin tepkisini çekiyordu ve hatta camları iade edenler bile oldu. Bizden aldığı Progresif camlarını iade eden bir müşterimin, "ben bu gözlüğü başka bir yerde yaptırdım ve daha ince oldu’’ demesi üzerine ben de araştırmaya girdim ve daha ince cam yapan firmayı buldum. Camlar gerçekten daha ince oluyordu, fakat bu sefer de görüş kalitesi ile ilgili şikayetler almaya başladım. Müşteriler "görmekte zorluk çekiyoruz; çift görüyoruz’’ gibi ifadeler kullanmaya başladılar.

Daha somut yanıt alabilmek için, sorun yaşadığım son progresif gözlük hakkında bazı detaylar vermek istiyorum.

Reçete:
Sağ: +4.00 Sph. Sol: +4.00 Sph. Add: 1.50 Pupilla Mesafesi: 60 mm (Sağ.30 Sol.30) Çerçeve Ekartmanı: 55-18

Bu gözlük için önce sürekli çalıştığım firmaya 70 mm çapında 1.5 indeks E.T. kaplamalı organik progresif cam sipariş ettim. Camları kurallara göre monte ettim. Müşterim camların kalınlığını beğenmedi. Daha ince camlar için aynı özellikte progresif camları diğer firmaya da sipariş ettim.

Her iki çift kesilmiş camın şakak tarafındaki kalınlıkları aynı iken (1mm. civarında), ince olan camların merkez kalınlığı 4.5 mm ve burun tarafındaki kalınlığı da 2 mm civarında idi. Kalın olarak üretilen camların merkez kalınlığı 6 mm ve burun tarafındaki kalınlığı da 4 mm idi. Her iki camın dış bombesi aynı görünüyordu. Müşteri ince olan camların estetik görüntüsünü beğendi , fakat gözlüğü taktıktan bir müddet sonra başının ağrıdığını ve bazen de çift gördüğünü ve camlarda bir hata olduğuna inandığını söyledi. Neticede rahat kullanamıyacağı bir gözlüğü istemediğini söyleyip gözlüğü iade edip ödemiş olduğu parayı alıp gitti.

Eski ve yeni camları kıyaslamak amacıyla müşterinin çerçevesine daha önce sipariş ettiğim kalın camları taktığım zaman, görüşünün bu camlarla daha rahat olduğunu söyledi.

Öğrenmek istediğim, progresif bir cam daha ince yapıldığı zaman optik performansında bir olumsuzluk olur mu? Ayrıca merak ettiğim diğer husus da, ayni teknolojiye sahip oldukları halde niçin ilk firma diğeri gibi camları ince olarak üretemiyor? Yoksa, inceltme prosesi camın görüş kalitesini bozuyor mu? "

Optik, fizik kanunlarının geçerli olduğu pozitif bir bilim dalıdır. Görüntü oluşumları, mercek kalınlıklarının, prizmatik etkinin , progresivler dahil tüm merceklerdeki yüzey geometrisinin hesaplanması vs. fizik kanunlarına göre yapılır.

Diyoptrisi +4.00D, indeksi 1.498 ve çapı 70 mm olan bir gözlük camının orta kalınlık formülü şudur:

Bundan anlıyoruz ki, merkez kalınlığını 6.0 mm. olarak ölçtüğünüz camlar kurallara göre üretilmiştir.

Orta kalınlığı bilinen konveks optik camın çapını da şu formülle hesaplayabiliriz:

Camın yarıçapının karesi 871.5 mm ise, Çap= 59 mm olur. Gönderilen camın fiziki boyutları 70 mm olduğundan, camı daha ince olarak üreten firmanın yaptığı, camların optik merkezini 5-5.5 mm dışa kaydırarak camın şakak tarafındaki kenarı ile optik merkez arasındaki mesafeyi 29-30 mm olarak üretmesi ve dolayısıyle camların merkezde ve burun tarafında daha ince olmasını sağlamaktı. Bu durumda Optik Merkez (yatayda) Montaj Artısı hizasında olmayıp , şakak yönünde 5-5.5 mm kaydırılmış oluyor. Bu, kesinlikle kabul edilemeyen bir uygulamadır. Zira, ince olduğu için tercih edilen bu camlarda hiç de küçümsenmeyecek “istenilmeyen prizmatik etki” oluşmaktadır. Bu prizmatik etki, her camda en az 2D Taban Dışa, yani toplamda 4D Taban Dışa prizmadır! (0.5 cm.x4 x 2= 4D Prizma)

Müşterinizin baş ağrısının ve çift görmesinin nedeni , daha estetik olması için kurallara aykırı olarak üretilen ve kesinlikle kabul edilemeyecek güçte prizmatik etkiye neden olan bu camlardır. Doktorun prizmatik reçete yazmadığı bir kişiye 4D prizmatik cam takmaya kimsenin hakkı ve yetkisi yoktur. Bu güçteki prizmatik cam kullanmak zorunda bırakılan hastanın, yorgun ve uykusuz olduğu bir zamanda direksiyon başında kaza yapması beni hiç şaşırtmaz. Bu nedenle, vicdani sorumluluk yaşamamak adına böyle progresif camları tercih etmemenizi, bunun yerine, müşterilerinize belki biraz indirim yaparak daha yüksek indeksli cam sipariş vermenizi tavsiye ederim.

(Konunun daha kolay anlatımı için hesaplamalarda “basitleştirilmiş yaklaşık formüller” kullanılmıştır)




Camın daha ince olmasını sağlarken düşülebilecek hatalar nelerdir?


Gözlükçüden gelen sorunun orijinali aşağıdaki gibidir. "Bir müşterim için, Rayban 3025 güneş gözlüğü çerçevesine takılmak üzere Sağ/Sol -4.50 1.6 index renkli cam sipariş verdim. Müşterinin odaklarını işaretledikten sonra camların bazı ve rengi için güneş gözlüğünü üretici firmaya gönderdim ve ayrıca montajı yapmalarını istedim. Gelen camlar çok kalın olduğundan firmayı arayıp şikayette bulundum. Kalınlık nedeninin pupila mesafesinin çok yakın (pupilla mesafesi 55 mm imiş) olmasından kaynaklandığını iddia ettiler. Sorun yaşamamak için gözlüğü müşterime teslim etmedim ve aynı camları başka bir üreticiye de sipariş ettim. Montajı yapılarak gönderilen gözlük neredeyse yarı kalınlıkta idi. Müşterim gözlüğü beğendi fakat taktığı zaman çift gördüğünü ve gözlüğün hatalı olduğunu söyleyerek gözlüğü almadı. Sizce sorun ne olabilir?"

Rayban çerçevenin ekartmanını 55x14 kabul edersek, ilk firmanın camları toplam 14 mm desantre yaparak monte ettiği anlaşılmaktadır. Böyle bir durumda şakak tarafındaki kalınlık 8 mm civarında olur. Ikinci firmanın ürettiği camların kenar kalınlığının diğerinin yarısı kadar olduğunu söylediniz. Bu ancak camlar hiç desantre yapılmadığında veya çok az desantrasyon yapıldığında olabilir. İkinci firmanın camları “orta” taktığını farzedersek camların bakış noktalarında kabul edilemeyecek boyutta yüksek bir prizma oluşmaktadır. Oluşan Taban İçe prizma aşağı yukarı 4.5 x 1.4 = 6.3D Diyoptridir. Bu değerdeki bir prizmatik etki küçümsenemez. Müşterinizin görüşte rahat olmamasının nedeni mutlaka budur.

Bu gibi durumlarda sorumluluk gözlükçüdedir. İşçiliği başka yerde yaptırsa da camların numarasını, aksları ve merkezleri kontrol etmeden gözlükleri müşterisine teslim etmemesi gerekmektedir. Camların kenarlarının daha ince olması uğruna yanlış gözlük yapılmıştır. Bu gözlük yanlıştır, zira doktorun yazdığı reçete yapılmamıştır. Doktor prizma yazmamış, bir camlara bu boyutta bir prizma uygulamaya kimsenin hakkı yoktur.

Bu boyutta bir merkezleme hatası şaşılık veya göz tembelliği tedavisi gören bir çocukta yapıldığı takdirde göz doktorunun ve çocuğun ailesinin tüm titizliğine rağmen yapılacak gözlük tedavi etmeyecek, belki de durumu daha da kötüleştirecek ve şaşılığın yerleşmesine neden olacaktır.

Unutulmamalıdır ki doğru gözlük sadece cam numaraları 0.12 toleranslar dahilinde olan gözlükler değildir. Merkezler arası mesafesi yanlış olan , çerçeve bombesi ve pantoskopik açısı normalin dışında olan (son iki parametre dikkate alınarak yapılan “Kişiye Özel” freeform camların montajı hariç) gözlükler de yanlış gözlük sayılıyor, zira yanlış duruş nedeniyle oluşan başta “oblik astigmatizm” göze gelen numaranın reçete numarasından farklı olmasına neden olmaktadır.




8 Baz VP üretilip boyatılan güneş gözlüğünün numaralı gibi algılanmasının nedeni nedir?


Gözlükçüden gelen sorunun orijinali şöyledir: "3 yıl önce kaliteli bir güneş gözlüğü sattığım bir müşterim çizilen camlarının değiştirilmesi için birkaç hafta önce bize müracaat etti. Güneş gözlüğü firması, sözkonusu modelin piyasadan kaldırıldığını ve istenilen camları tedarik edemeyeceğini bildirdi. Bunun üzerine camları 8 Baz VP olarak ürettirip boyatıp gözlüğe taktık. Fakat müşterimiz görüşte sorun yaşadığını söyleyerek şikayette bulundu. Camlarda numara olduğunu iddia etti. Fokometre ölçümünde camlar VP olarak görünüyordu. Buna rağmen müşteriye parasını iade ettim. Fakat sorunun ne olduğunu hala daha çözemedim. Sorunun olası nedeni hakkında bilgi verirseniz memnun olurum."

Sanırım sadece camlar bazlı değil, gözlük bombe açısı da yüksektir. Zira genellikle böyle oluyor. Böyle durumlarda, camların çapraz duruşu nedeniyle prizmatik etki oluşmaktadır. Sözkonusu gözlüğün bombe açısının 25 derece ve camların bazının 8 olduğunu farzedersek, geleneksel olarak üretilen VP Rx camların oluşturacağı prizmatik etki her camda ortalama 0.40 Diyoptri ve toplamda da 0.80 Diyoptri Taban DIŞA olacaktır.

0.80 D. prizmatik etki, 2.00 D. bir camın 4 mm. hatalı olarak monte edildiği zaman oluşturduğu etkiye eşdeğerdir. Birçok hassas göz bu miktardaki prizmatik etkiden rahatsız olabilmektedır. Bazı kaliteli güneş gözlüğü firması yüksek bazlı ve bombe açısı yüksek olan gözlüklere prizmatik özellikte olan VP camları taban İÇE olarak monte ederek bu istenilmeyen prizmatik etkinin oluşmasını azaltmakta veya tamamen önlemektedir.

Bu gibi durumlarda benim önerim, çerçeve bombesini ve cam bazını vererek Kişiye Özel Freeform VP camların sipariş edilmesidir. Her iki cam da VP olmasına rağmen, sağ olarak markürlenen camın mutlaka sağa, diğerinin de sola takılması gerekmektedir.





Materyal ve Kaplamasına Göre Camlar

Polikarbonat camların darbelere karşı en dayanıklı camlar olduğunu biliyorum. Bu camların herhangi bir dezavantajı var mıdır?


Polikarbonat, darbelere karşı son derece dayanıklı olan bir plastik çeşididir.

Faset çerçeveye yapılan montajlarda işçilik, kurallara göre yapılmadığı takdirde oluşabilecek mikro çatlaklar, polikarbonat camların zaman içerisinde deliklerden kırılmasına neden olabilir. Dikkat edilmesi gereken diğer husus da polikarbonat camların aseton ve benzeri kimyasallara karşı olan aşırı hassasiyetidir.

Polikarbonat camlar koyu renklerde ve degrade olarak boyanamamakta, fakat Transitions ve polarize olarak üretilmektedir. Polikarbonat camların en önemli dezavantajı, Abbe değerinin benzer indeksteki camlara kıyasla çok düşük, ancak 32 olmasıdır. UV absorbsiyon sınırı çok düşük olmayıp, 380 nm. dir.

Polikarbonat camlara, yüzey sertliğinin yetersiz olması nedeniyle Anti-refle kaplama yapılmayacaksa bile en azından “Sert kaplama” uygulanması gerekmektedir.




Trivex camları Polikarbonat camlarla kıyaslar mısınız?


Trivex hammadde optik kalite açısından çok üstün bir materyaldir. Onu polikarbonata kıyasla üstün kılan, Abbe Değerininin ve UV korumasının daha yüksek, özağırlığının daha az ve kimyasallara karşı olan direncinin yüksek olmasıdır.

Trivex camların Abbe değeri 45 ve UV absorbsiyon sınırı da 400 nm. dir. Kırılmazlık özelliği nedeniyle faset , sportif, endüstriyel koruyucu gözlükler ve çocuk gözlükleri için ideal gözlük camı olan Trivex, CR39 camlardan 60 kat daha dayanıklı ve polikarbonat camlardan %10 daha hafiftir. Trivex camlar beyaz, renkli, Transitions ve polarize olarak üretilmektedir. Polikarbonat camlarla kıyaslandığı zaman Trivex camların tek dezavantajı, daha düşük indeks nedeniyle biraz daha kalın olmalarıdır.

Trivex camlara, yüzey sertliklerinin yetersiz olmaları nedeniyle Anti-refle kaplama yapılmayacaksa bile en azından “Sert kaplama” uygulanması gerekmektedir.




Fotokromik camların çeşitleri ve özellikleri nelerdir, bu camların performansı hava şartlarına ve iklime göre nasıl değişiklik gösterir?


UV ışınlarına maruz kaldığı zaman koyulaşan ve UV olan ortamdan uzaklaştırıldığı zaman rengi açılan camlara kolormatik veya fotokromik camlar diyoruz.

Fotokromik camlar mineral ve organik hammaddeden üretilmektedir. Mineral kolormatiklerde koyulaşmayı sağlayan gümüş alaşımı camın hamuruna ilave edilmiş olduğundan, daha kalın olan camlar daha fazla gümüş alaşımı ihtiva edeceğinden daha fazla koyulaşacak ve ince olan camların rengi de daha açık kalacaktır. Organik kolormatikler ise iki farklı teknoloji ile üretilir. Bazı organik kolormatiklerde fotokromik özelliği sağlayan kimyasal madde, camın hamurundadır. Transitions ve az sayıda diğer birkaç firmanın ürettiği organik kolormatiklerde ise camın ön yüzeyi, fotokromik özellikteki bir katman ile kaplanmıştır.

Birinci gruptaki organik kolormatiklerin en önemli dezavantajı, daha yüksek numara ve dolayısıyle daha kalın olan camların daha fazla, ince olan camların da daha az koyulaşmasının, anizometropi durumunda estetik ve ayrıca fonksiyonel açıdan sorun yaratabilmesidir.

Günümüzde organik kolormatik camlar minerallerden daha popülerdir. Mineral ve organik tüm kolormatik camların koyulaşmasını sağlayan, ortamdaki ışığın miktarı değil, UV ışınlarının yoğunluğu ve oranıdır. Sıcak havada ortamdaki infra red ışınlarının yoğunluğu arttığından ve dolayısıyle UV oranı azaldığından istisnasız tüm kolormatik camlar, Kışın soğuk havada daha fazla koyulaşır ve daha yavaş açılır,Yazın sıcak havada daha az koyulaşır ve daha çabuk açılır.Araba camlarının UV absorbsiyonu nedeniyle araba içerisinde daha az koyulaşır. Koyulaşmayı sağlayan kimyasalların organik veya mineral hammaddenin hamurunda olduğu camlarda koyulaşmayı etkileyen diğer faktör de daha önce söz ettiğimiz gibi, camların kalınlığıdır. Bu tip fotokromik camlarda daha kalın olan cam daha fazla koyulaşır.

Transitions ve benzeri teknoloji ile üretilen fotokromik camlarda koyulaşma ve açılmayı sağlayan kimyasallar camın ön yüzeyinde eşit kalınlıkta bir katman oluşturduğundan, bu gruptaki fotokromik camlarda koyulaşma camların kalınlığına bağlı olmayıp, değişik kalınlıktaki camlar eşit olarak koyulaşmaktadır. Transitions firmasının geliştirdiği “Extractive” organik kolormatik camlar özellikle sıcak havada ve araba içerisinde daha fazla koyulaşma özelliğine sahiptirler. Yalnız bu camların renkleri kapalı ortamda ve geceleyin Transitions VII camlar kadar açılmamaktadır.




Sıcak ve soğuk hava koşulları fotokromik camın renk performansını etkiler mi?


Gözlükçünün orijinal sorusu şöyledir: "Müşterimiz, Şubat ayında almış olduğu organik kolormatik camların ilk aldığı zamandaki kadar koyulaşmadığını iddia ederek şikayetini dile getirmiş ve bu camların değiştirilmesini istemiştir. Elimizdeki imkanlarla yaptığımız testte koyulaşma oranında anormal bir durum görmememize rağmen müşteri ısrarla bu oranın azaldığını ve ürünün alındığı ilk günlerde daha çok koyulaştığını, şu anda koyulaşma oranının %50 oranında azaldığını iddia etmektedir. Üretici firma yetkilisi ile görüştüğümüz zaman, bize, kolormatik camların performansının sıcak havada olumsuz yönde etkilendiği söylendi. Bir de sizin değerlendirmenizi rica ediyorum."

Müşteriniz, camlarının Temmuz ayında, Şubat ayına kıyasla daha az koyulaştığı konusundaki iddiasında %100 haklıdır. Kolormatik camları koyulaştıran, ortamdaki UV miktarıdır. Kışın güneşli havada UV miktarı ve oranı çok fazladır. Hava ısındığı zaman ortamdaki “Infrared” ışınlarının miktarı arttığından, UV oranı buna bağlı olarak azalmaktadır. Bu nedenle tüm kolormatik camlar,

  1. Kışın soğuk havada daha fazla koyulaşır ve daha yavaş açılır,
  2. Yazın sıcak havada daha az koyulaşır ve daha çabuk açılır.
  3. Araba camlarının UV absorbsiyonu nedeniyle araba içerisinde daha az koyulaşır.

Piyasada sıcak havada normal kolormatik camlara kıyasla daha fazla koyulaşan “özel amaçlı” organik kolormatik camlar mevcuttur. Yalnız bu camlar güneşte daha fazla koyulaşırken, kapalı ortamda (ve geceleyin) diğer kolormatikler kadar açılmamaktadır.




Kapalı çerçevelere monte edilen polarize camların kenarlarında oluşan renk değişimi ve düşük görüş kalitesinin önüne nasıl geçilir?


Baskı altında olan polarize camlarda baskının fazla olduğu noktalarda ışık geçirgenliği değişmektedir. “Double refraction” olarak isimlendirilen bu durumu kabul edilebilir düzeye getirmenin tek yolu, titiz işçilikle cam şeklinin, kanal açısının ve kanal kurvesinin çerçeve şekline, çerçeve kanal açısına ve çerçeve kanal bombesine birebir uygun olacak şekilde yapılmasıdır. Cam büyükse, bazı noktalarda baskı fazla ise, camın kanal tepesi çerçeve kanalı içerisine tam olarak oturmuyorsa veya camın kanal bombesi ile çerçevenin bombesi birebir eşit değilse bu baskılar mutlaka olacaktır.

Polarize cam işçiliğindeki titizliğin kesimden başlaması gerekmektedir. Kesimde makine kesme basıncının yüksek olmaması gerekmektedir. Kesilen cam eğer büyük ise, zorla takılmamalı, küçültülmelidir. Büyük olarak kesilen cam zorla takıldığı zaman oluşan baskı, ne yazık ki sonradan yok edilemiyor.

Vitrinden alacağınız Polarize güneş gözlüklerini incelerseniz, birçoğunda kenarlardaki baskıların oluşturduğu değişimi görebilirsiniz. Plano camlı güneş gözlüklerinde sorunun az olma nedeni, camların ince olması nedeniyle kanal içerisine düzgün oturması, cam bazı ile çerçeve bombesinin eşit olması ve camların fazla büyük olarak kesilmemesidir.




Polarize camlar yansımaları nasıl önlüyor?


Işık tüm yönlerde hareket eden dalgalar halinde yayılmaktadır. Fakat kar, su veya asfalt gibi yüzeylerden yansıyan ışık, yüzeyi terk ettikten sonra sadece yüzeye paralel olan düzlemde oluşan dalgalar halinde yoluna devam eder. Bu ışığa “polarize” olmuş ışık denilmektedir.

Polarizasyonun derecesi, gelen ışığın yüzeyle oluşturduğu açıya bağlı olup, yansıyan ışıkla kırılan ışık arasındaki açı 90 derece olduğu zaman maksimum düzeye ulaşır. Polarizasyon aksı dikey olarak monte edilmiş olan polarize camlar ortamdaki mevcut ışınlara ek olarak, polarize edilmiş bu ışınları da absorbe edeceğinden dolayı, yüzey yansıması büyük ölçüde yok edilmiş olacaktır.

Normal güneş camları yüzey yansımasını absorbe etmekte hiçbir zaman polarize camlar kadar etkili olamaz. Polarize camlar hemen hemen tüm indekslerde üretilmektedir.




Anti-refle kaplamanın ne olduğunu kullanıcılara nasıl anlatabiliriz?


Örneğin, 1.5 indeks organik cam, üzerine gelen ışığın % 8’ ini ön ve arka yüzeylerinden yansıtır, dolayısıyle bu camın ışık geçirgenliği % 92 olur. Camın indeksi arttıkça ışığı yansıtma oranı da artar. 1.74 indeks organik camda yansıma % 15’ e ulaşmakta ve dolayısıyle ışık geçirgenliği de % 85’ e düşmektedir.

Gözlük camlarında oluşan yansımalar kullanıcıyı ciddi olarak rahatsız edebiliyor. Kullanıcıyı en fazla rahatsız eden yansımalar, geceleyin araba kullanırken oluşan yansımalardır. Cadde ışıkları ve karşıdan gelen arabaların farlarının cam yüzeylerinde oluşturduğu yansımalar tam olarak önlenemiyor. Bu yansımalar çok katmanlı Anti-refle kaplama ile % 1-1.5 oranına düşürülebiliyor. Bu orandaki yansıma genellikle rahatsız edici olmamaktadır. Anti-refle kaplamalı cam kullanan kişinin elde ettiği görüntü kalitesi her zaman anti-refle kaplaması olmayan camdan elde edilenden daha iyidir.

Yansımanın azaltılması nedeniyle kişinin gözlerinin ve makyajının daha net olarak görünmesi de birçok kişi için estetik bir avantaj olarak kabul edilmektedir.

Anti-refle kaplama yapılacak tüm organik camlara uygulanacak ilk işlem, Sert Kaplama (Hard Coat) dır. Daha sonra uygulanacak olan “Anti-refle” katmanların cam yüzeylerine sabitlenmesi için bu şarttır. Mineral camlara uygulanacak anti-refle kaplama öncesinde “Sert kaplama” işlemine gerek yoktur. Yansımayı azaltmak için kullanılan kimyasallar genellikle ZrO2 ve SiO2 dir. Genellikle 5 veya 7 katman olarak atılan Anti-refle kaplama neticesinde yüzeylerdeki yansıma %1-1.5 seviyesine düşürülür. En üst katman da “Hidrofobik” tabakadır. Bu katman sayesinde cam daha az kirlenir ve daha kolay temizlenir. “Super Hidrofobik” kaplama uygulandığı zaman, camın kayganlığı artmakta, su ve kiri tutması azalmakta ve temizlenmesi kolaylaşmaktadır. Hidrofobik kaplama kaygan olduğu için, camı çizebilecek bazı darbelerin kaymasına neden olacağından , camlarda oluşacak mikro çizikler daha az olacaktır.

Beyaz ve kolormatik tüm camların ön ve arka yüzlerinin, boyanmış ve aynalı güneş camlarının da iç yüzeylerinin Anti-refle kaplama yapılması, görüş konforu açısından tavsiye edilir.

Anti-refle kaplamalı camlarla ilgili uyarı:

Kimyasal maddelerle (Kozmetik ürünler, aseton, alkol, amonyak, tiner v.s.) temas eden, aşırı sıcakta (mesela otomobil cam önü panelde bırakılan veya gözlük ayarlanırken ısıtılan camlar) ve çerçevelere çok sıkı olarak monte edilen organik anti-refle kaplamalı camların kaplamalarının bozulma riski yüksektir. Montajda ayrıca çerçevenin bombesi, camın bombesine göre ayarlanmalı, kesinlikle bunun tersi yapılmamalıdır. Zorlama ile bombesi değiştirilen Anti-refle kaplamalı organik camların anti-reflesi zaman içerisinde çatlayabilir. İşçilik ve kullanımda bu hususlara dikkat edilmesi tavsiye edilir. Ayrıca anti-refle kaplamalı organik camları ultrasonik makinelerde temizlemek de kaplamalarına zarar verebilir.




Hidrofobik kaplama nedir?


Anti-refle kaplama yapılmış camlar yansımayı büyük ölçüde azalttığından dolayı, parmak izi vs. gibi yağlı izleri daha belirgin bir şekilde gösterirler. Aynı izler kaplamasız camda fazla dikkat çekmez iken, A.R. kaplamanın uygulandığı ilk dönemlerde birçok kullanıcı “bu camlar kolayca kirleniyor” iddiasıyle anti-refle cam kullanmak istememişlerdi. Bu sorun şu anda “Hidrofobik” kaplama ile büyük ölçüde çözülmüştür.

Hidrofobik kaplama uygulanmış yüzeyde su ve yağ zerrecikleri birikmediğinden ve kaydığından cam yüzeyi daha temiz olarak görünür, ayrıca kirlenen yüzey mikro-fiber bezle kolayca silinebilir.

Birçok üretici firma Hidrofobik kaplamayı iki kalınlıkta yapmaktadırlar. Daha kalın olarak uygulanan ve “Super Hidrofobik” olarak tabir edilen kaplama daha kaygan olup kiri daha az göstermektedir.

Fakat hidrofobik kaplamanın fazla kaygan olması nedeniyle işçilik esnasında camların dönmesini önlemek için mutlaka tedbir alınmalıdır. Tüm tedbirlere rağmen kayma önlenemiyorsa, yapılması gereken, “Süper” yerine “Normal” hidrofobik kaplamanın tercih edilmesidir.




Ayna kaplamalı camlar Rx olarak Türkiye’de üretiliyor mu, bu kaplamalar hakkında bilgi verebilir misiniz?


Gözlükçünün orijinal sorusu şu şekildedir. 1. Ayna kaplamalı camlar Rx olarak Türkiye’de üretiliyor mu?
2. Ayna kaplama Fotokromik camlara da uygulanabilir mi? Bir yararı olur mu?
3. Degrade ayna kaplama olur mu ?
4. Ayna kaplamalı camların göze yararı var mıdır, yoksa sadece bir moda ürünü müdür? Avantaj ve dezavantajları nelerdir? En iyi verim için önerileriniz nelerdir?

Aynalı güneş gözlükleri 1980 lerde , 1990 larda ve hatta daha önce de mevcuttu. Fakat son zamanlarda yeniden popüler oldu. Sorularınızı şu şekilde cevaplamak istiyorum:

  1. Evet, ayna kaplamalar Rx güneş camlarına da uygulanmaktadır. Uyguladığı 30 değişik renk ve tondaki üretimi ile Ayna kaplamada Türkiye’de lider firma Akay Optik’tir.
  2. Fotokromik gözlük camlarının sıcak havalarda ve araba içerisinde daha az koyulaştığı herkes tarafından bilinmektedir. Bazı firmalar sıcak havada ve araba içerisinde daha fazla koyulaşan, fakat kapalı ortamda tamamen açılmayan fotokromik camlar üretmektedirler.(Örneğin Transitions Extractive). Bu tip fotokromik camların ön yüzeyine “Açık Gümüş”, “Açık Altın”, “Açık Mavi” veya “Açık Yeşil” ayna uygulanması ile bu camların koyulaşma performansında gözle görülür bir olumsuzluk olmazken, yansıma nedeniyle ışık geçirgenliği %10 civarında azalacağından bu tip kaplama yapılan camlar parlak ortamlarda daha konforlu olurlar. Yalnız, bu tip siparişlerde gözardı edilmemesi gereken üç önemli husus vardır:
    • Bu tip kaplama sadece, kapalı ortamda tam olarak açılmayan fotokromik camlara uygulanmalıdır.
    • Uygulanacak ayna, “Açık Ayna” seçeneklerinden birisi olmadır. “Koyu Ayna”, fotokromik camların koyulaşmasını sağlayan UV ışınlarının bir kısmını da yansıtacağından camın koyulaşma ve açılma performansını olumsuz yönde etkileyecektir.
    • Bu tip fotokromik camların iç yüzeyine MUTLAKA Anti Refle kaplama yapılmalıdır.
  3. Degrade ayna kaplama prosesi çok karmaşıktır. Fakat degrade olarak boyanmış camların üzerine eğer “Açık Ayna” uygulanırsa, yapılan ayna kaplama degrade görünümünde olur.
  4. Birçok kişi tarafından sırf moda olduğu için tercih edilen aynalı güneş gözlüklerinin, aynalı olmayan güneş gözlüklerine kıyasla daha koruyucu olduğu birçok kişi tarafından bilinmemektedir. Çok iddialı renklerde ayna kaplama uygulanan bu camlardan bakan kullanıcı, çevresini bu renklerde görmemekte, görüş normal güneş gözlüklerindeki gibi olmaktadır. Aynalı camların başlıca avantajları şunlardır:
    • Boyanmış güneş camlarının ön yüzeylerine uygulanan ayna kaplama , ışığı yansıtması nedeniyle göze ulaşan ışık miktarını azaltacağından, çok aydınlık ortamlarda aynasız camlara kıyasla daha konforlu bir görüş sağlar. Ayna kaplamanın yansıtma gücüne bağlı olarak renkli camın ışık geçirgenliği % 10-15 arasında azalmaktadır.
    • Kontrastı etkilemeden kamaşmayı azaltması aynalı güneş gözlüklerinin diğer avantajıdır. Bu özellik nedeniyle çok aydınlık ortamlardaki aktivitelerde aynalı camlar önerilebilir. Aynalı camların çok yararlı olabileceği aktivitelerin başında çok aydınlık ve karlı ortamlarda araç kullanma, dağcılık, kayak ve su sporları sayılabilir.
    • Üzerine gelen ışığın bir kısmını yansıtması nedeniyle aynalı camların ışık geçirgenliği ayna kaplama yapılmamış güneş camlarına kıyasla daha azdır.
    • Aynalı camlar gözlerinizin görünmesini “Açık Ayna” kaplamalarda kısmen, “Koyu Ayna” kaplamalarda da tamamen engellemektedir. Herhangi bir nedenle gözlerinin görünmesini istemeyen kişiler (örneğin gözlerinde veya göz kapaklarında deformasyon veya hastalık olan kişiler) de sürekli olarak veya zaman zaman aynalı camları tercih edebilirler.
    • Göz sağlığı açısından aynalı camların (sırf aynalı olduğu için) herhangi bir dezavantajı olduğu konusunda optik literatürde herhangi bir rapora rastlamadım . Fakat aynalı camlardan maksimum derecede yararlanmak için şu hususlara dikkat edilmelidir :
      • Eğer açık renkli camlar isteniyorsa, aynanın da “Açık” olması gerekiyor. Açık renk cama “Koyu” ayna uygulanırsa, aynanın göze yansıması rahatsız edebilir.
      • İyi koruma gerekiyorsa, camların ortalama % 60-70 koyulukta olmasını öneriyorum. Ayna yoğunluğunun “Açık” veya “Koyu” olmasına bağlı olarak , uygulanacak ayna, camın geçirgenliğini zaten % 10-15 oranında azaltacaktır. Çok koyu cama koyu ayna uygulanması ile elde edilecek camların ışık geçirgenliği az olacağından, çok parlak olmayan ortamlarda rahatsız edici olabilirler. Koyu cama açık ayna uygulandığı zaman da elde edilecek kaplama fazla parlak olmayacağından, ayna kaplama pek belirgin olmayacak ve aynanın koruma etkisi daha az olacaktır.
      • Aşırı aydınlık durumlarda, örneğin deniz sporlarında, koyu ayna kaplama uygulanan Polarize camlar daha koruyucu olur.
      • Açık veya koyu ayna kaplanmış tüm indekslerdeki düz renk, degrade veya polarize camların arka yüzeylerine A.R. kaplama yapılması, aynalı camların performansını belirgin derecede artıracaktır.

Ayna kaplamalı camlarla ilgili uyarı:

Kimyasal maddelerle (kozmetik ürünler, aseton, alkol, amonyak, tiner vs.) temas eden, aşırı sıcakta (mesela otomobil cam önü panelde bırakılan veya gözlük ayarlanırken ısıtılan camlar) ve çerçevelere çok sıkı olarak monte edilen organik aynalı camların kaplamalarının bozulma riski yüksektir. Ayrıca montajda çerçevenin bombesi camın bombesine göre ayarlanmalı, kesinlikle bunun tersi yapılmamalıdır. Bombesi değiştirilen ayna kaplamalı organik camların da kaplaması zaman içerisinde çatlayabilir. İşçilik ve kullanımda bu hususlara dikkat edilmesi tavsiye edilir. . Ayrıca ayna kaplamalı organik camları ultrasonik makinelerde temizlemek de kaplamalarına zarar verebilir.




Havuz gözlüğüne reçeteli cam takılmasında dikkat edilmesi gereken hususlar nelerdir?


Gözlükçünün orijinal sorusu şöyledir: "Orta derecede hipermetrop olan 40 yaşlarında bir müşterimize, kendi getirdiği havuz gözlüğüne reçetesine uygun olarak 1.56 indeks organik cam taktık. Kişi havuz dışında net olarak görebildiğini, fakat sudaki görüşünün kötü olduğunu iddia ediyor. Bunun nedeni ne olabilir?"

Dalış ve yüzücü gözlüklerinin su ile temas eden ön yüzeylerinin mutlaka “Sıfır Baz” yani düz olması gerekmektedir.

Normal bazdaki camlar su ile temas ettiği zaman, camın bazına bağlı olarak ön yüzeyin diyoptrik gücü değişecek ve camlar istenilen diyoptrik gücü sağlamayacaktır.

Örneğin, 5 Baz olarak üretilen +3.00 Diyoptri bir cam, yüzücü gözlüğüne, ön yüzeyi su ile temas edecek şekilde monte edildiği zaman, göze gelen diyoptrik güç (camın indeksine bağlı olarak) 3 diyoptri civarında daha az olacak, kişinin su altındaki objeyi görebilmesi için bu miktarda ek akomodasyona ihtiyacı olacaktır.

Ön yüzü düz olan dalış gözlüklerinin içlerine monte edilen aparatlara normal bazdaki numaralı camlar sorunsuz olarak takılabilir. Bu aparatlara monte edilen bifokal camlar da sorunsuz olarak kullanılabilmektedir.




Anti-refle kaplamalı camlardaki yansımalar neden kaynaklanmaktadır?


Gözlük camlarından kaynaklanıp kullanıcıları rahatsız eden yansımalar 5 farklı şekilde oluşur. Bu yansımalar Oftalmik optik literatüründe “Ghost Images” yani “Hayalet Görüntü” olarak bilinir. A.R. kaplama ile bu görüntülerin rahatsız ediciliği belirgin oranda azaltılmaktadır.

Cam numaralarının +0.50 ile -1.00 arasında olduğu durumlarda oluşan “Hayalet Görüntü” en etkili olandır. Karşıdan gelen arabanın farlarına ek olarak, konveks bir ayna gibi hareket eden cam yüzeyleri, üzerlerine gelen ışığı yansıtarak, camın diyoptrisine bağlı olarak kişinin önünde farların %1-1.5 parlaklığında zahiri bir görüntü oluşturur. Diğer 4 yansıma tipinin rahatsız ediciliği camın bombesine veya çerçevenin duruşuna müdahale edilerek azaltılabildiği halde yukarıda söz edilen yansıma tipi (Cam numaralarının +0.50 ile -1.00 arasında olduğu durumda) hiçbir şekilde yok edilememektedir. Tek çözüm, iyi bir A.R. kaplama ile yansımanın minimum düzeye düşürülmesidir.




Yüksek indeksli Rx camların yüzeyindeki renkli dalgalanmalar neden kaynaklanmaktadır?


Yüksek indeksli Rx camların yüzeyindeki renkli halkaların oluşum nedeni, kullanılan “Sert Kaplama” reçinesinin indeksi ile organik camın indeksinin birebir aynı olmamasındandır. Bu halkalar sadece floresan ışık altında görülebilir. Her indeksteki organik cam için farklı indekste “Sert Kaplama” reçinesi kullanımı mümkün olmadığından dolayı, orta ve yüksek indeksli camlarda sıkça rastlanan fakat kullanıcı için hiçbir sakınca teşkil etmeyen bu oluşumun fiziksel prensibi ilk kez Sir Isaac Newton tarafından izah edilmiş olup “Newton Rings” olarak bilinmektedir.




Anti-refle kaplamalı camların, polikarbonat ve polarize gibi bazı camların işçiliğinde oluşan fireyi nasıl minimuma indirebiliriz?


Anti-refle kaplamanın toplam kalınlığı (sert kaplama dahil) 3 mikron civarındadır. En alt katman “Hard coat” (Sert kaplama) Anti-refle kaplamaya temel teşkil etmekte olup, cam benzeri bir yapıdadır. Çok ince olması nedeniyle, camların işçiliği dikkatlice yapılmadığı zaman (montaj çok sıkı ise veya camlar bükülerek takılmışsa), sert kaplamanın her zaman çatlama riski vardır. Aşırı ısıya maruz kalan Anti-refle kaplamalı camların da, camın hammaddesinin, sert kaplamanın ve Anti-refle katmanların genleşme farkından dolayı çatlama riski yüksektir. Anti-refle kaplamalı camların kullanımı, kesimi ve montajında şu hususlara dikkat edilmelidir:

  • Kozmetik ürünler, aseton, alkol, amonyak, tiner, tuz ruhu , klorak vs. gibi kimyasal maddelerle temas , A.R. kaplamalı organik camları bozabilir.
  • Aşırı sıcağa maruz kalan, örneğin otomobil cam önü panelde bırakılan veya gözlük ayarlanırken ısıtılan A.R. kaplamalı organik camların kaplamasının çatlama riski çok büyüktür. Gölgedeki ısının 35C olduğu bir günde güneş altında bırakılan araba içerisindeki ısı 85C’ye kadar yükselmektedir. 85C ısı Anti-refle kaplamalı camın kaplamasını kolayca çatlatabilmektedir.
  • Çerçeveye çok sıkı olarak monte edilen veya çerçeve bombesi ile cam bombesinin farklı olduğu durumlarda camların zorla bükülüp takıldığı özellikle metal ve nilör gözlüklerde bilhassa küçük numara konveks ve konkav camların kaplamaları çatlamaya karşı risk altındadır. Çerçevenin bombesi camın bombesine göre ayarlanmalı , kesinlikle bunun tersi yapılmamalıdır.
  • A.R. kaplamalı cam işçiliği yaparken makinenin sıkma basıncı ve taş basıncı düşük olmalı. Camları keserken, makine menüsünden “Fragile” veya “Narin” seçilmeli. Aksi takdirde aşırı baskıdan dolayı kaplamada çatlaklar oluşabilir.
  • Makinenin kesme taşları fazla yıpranmış ise, kesim esnasında cam zorlanıp kaplamada çatlaklar oluşabilir.
  • Bloklama yapılırken çerçeve şekline uygun ve mümkün olan en büyük ölçülerdeki ped ve blok vantuzu kullanılmalıdır. Bu şekilde cama yapışma daha iyi olacak ve kesim esnasında cam esnemiyecektir. Ayrıca camı tutan vantuz ve keçenin eş ölçülerde olması gerekmektedir.
  • Camlar çok sıkı ise ve bir de gözlük çok aşırı sıcakta kalmışsa, çatlama daha kolay olur.
  • Kesimden sonra, camın ön yüzeyine yapıştırılmış olan ped çekerek değil de döndürerek çıkarılmalı. Bunun nedeni, ince olan camın esnemesini önlemektir.
  • Firmaların Super Hidrofobik kaplamalı camlarla gönderdiği pedler kesim esnasında kaymaları önleyecek şekilde özel olarak tasarlanmıştır. Super Hidrofobik kaplamalı camların kesiminde sadece bu pedler ve sadece bir kez kullanılmalıdır. Görünüş bakımından benzer olan diğer pedlerin kullanılması sakıncalı olabilir.
  • Super Hidrofobik kaplamalı camları keserken otomatik makinenizde cam sıkma basıncının daha yüksek fakat taş basıncının daha düşük olması gerekmektedir. Tüm tedbirlere rağmen “sıkma basıncı” ve “taş basıncı” iyi ayarlanamayan bazı eski tip makinelerde kesim esnasında kaymalar olabilir. Camlar mutlaka bu tip makinelerde kesilecekse , kayma olmaması için Super Hidrofobik kaplamalı camlar yerine “Normal Hidrofobik” kaplamalı camların kullanılması tavsiye edilir.
  • Titreşimli ultrasonik temizleme makinelerinde titreşimler ve su içerisindeki kimyasal maddeler A.R. kaplamaya zarar verebilir.

POLİKARBONAT ve TRIVEX gibi camların işçiliklerinde ek olarak şu tedbirler alınmalıdır:

  • Makinenizde hem polikarbonat hem de normal organik cam kesme diski bulunmalıdır.
  • Kesim esnasında cama aşırı sıkma basıncı uygulamayınız; taş basıncı da fazla olmamalıdır.
  • Polikarbonat ve Trivex camı her zaman susuz olarak kesiniz, nilor kanalını da susuz olarak açınız. Makinenizde özel “Trivex” kesme programı yoksa, Trivex camları polikarbonat programında kesebilirsiniz. Polikarbonat ve Trivex cam kesiminde su sadece kanalın oluşturulduğu aşamanın sonunda ve cam kenarları parlatılacağı zaman kullanılır.
  • Polikarbonat camlarda deliklerin açılmasında şu kurallara uyulduğu takdirde camların deliklerden kırılma ihtimali iyice azalacaktır:
    1. Matkap ucu keskin, dönüş hızı ve delme basıncı düşük olmalıdır. Kalın camları birkaç aşamada deliniz. Duraklayınca, matkap ucunu ters döndürerek talaşı delikten çıkarınız ve delmeye ondan sonra devam ediniz. Bu yapılmadığı zaman talaş nedeniyle oluşacak ısı deliklerde mikro çatlaklar oluşturup camların daha kolay kırılmasına neden olabilecektir.
    2. Delikler açıldıktan sonra, aynen kesilen camların kenarlarının pahlanmasına benzer şekilde deliklerin çevresinin düzeltilmesi ve keskinliğinin giderilmesi, camların deliklerden kırılmasına karşı ekstra dayanıklılık sağlıyacaktır. Faset çerçeve vidalı ise deliklere mutlaka plastik contalar yerleştirilmelidir.
  • Polikarbonat camların temizliğinde kesinlikle aseton kullanılmamalıdır.

POLARİZE camların işçiliğinde ve kullanımında da şu hususlara dikkat edilmelidir:

  • Polarize camlar nilör çerçevelere takılırken bu camların kesinlikle aradaki polarize film üzerinden yarılmaması gerekmektedir.
  • Kapalı çerçevelere takılan polarize camlar traşlanırken oluşturulan sırt, polarize film ile çakıştırılmamalıdır.
  • Cam ölçüleri ve şekli, çerçeve ölçülerine ve şekline birebir uymalıdır. Çerçevenin bombesi camın bombesine göre ayarlanmalı, kesinlikle bunun tersi yapılmamalıdır. Aşırı baskıdan dolayı eğrilen polarize camlar polarize özelliğini kısmen yitirip cisimlerin renklerinde sapma yapabilirler. Ayrıca aşırı baskı altındaki polarize camın katmanları birbirinden ayrılabilir.
  • İnce kenarlı polarize camlarda çerçevenin baskısı nedeniyle camların kenarlarında oluşan “Double Refraction” olgusu nedeniyle görüntüde sorun yaşanabilir. Bu sorunu minimum düzeye indirebilmek için minimum kenar kalınlığının 1.5 mm’den daha az olmaması önerilmektedir.
  • LCD ekranlar ışığı polarize ettiğinden, arabanın, uçağın veya herhangi bir aracın veya makinenin üzerindeki LCD ekranların polarizasyon aksları, polarize gözlük camlarının polarizasyon aksına dik olduğu zaman, polarize camların bir özelliği olarak, ekrandaki görüntü kaybolmaktadır. Bu nedenle, kesintisiz net görüşün hayati önem taşıdığı durumlarda polarize gözlük kullanımında dikkatli olunması gerekmektedir. Kayak sporu yapan kişiler de, özellikle bazı iniş parkurlarında ışık yansıması nedeniyle oluşan polarizasyon nedeniyle tehlike oluşturabilecek görüş yanılması yaşayabilirler. Kullanıcıların bu konuda uyarılması yararlı olur.
  • Polarize camların temizliğinde aseton kullanılmamalıdır.





Görmeye Dair Genel Bilgiler

Camlarda belirtilen UV400 neyi ifade etmektedir?


UV, Türkçesi “Mor Ötesi ” olan “Ultraviyole”, kelimesinin kısaltılmış yazılış şeklidir. UV ışınları dalga boyu 10 nm ile 400 nm. arasında olan elektromanyetik dalgalardır. UV ışınları insan gözü tarafından algılanmamasına rağmen, bu görünmez ışınlar bazı ciddi göz hastalıklarına neden olmaktadır. Göz sağlığını ilgilendiren UV ışınlarını üç gruba ayırabiliriz:

U.V.C. ışınları: Dalga boyu 100 nm. ile 280 nm. arasında olan ışınlardır. Ozon tabakası tarafından absorbe edildiği için bir risk teşkil etmemektedir.

U.V.B. ışınları: Dalga boyu 280 nm ile 315 nm arasında olan ışınlar “güneş yanığı” yapma özelliğinde olan ışınlardır. Göze zararlı olan bu ışınlar kar, kum ve su yüzeyinden yansıdığı zaman tehlikeli olabilmektedir.

U.V.A. ışınları: Dalga boyu 315 nm ile 400 nm arasında olan ışınlar göze en zararlı olan U.V. ışınlarıdır. Düşük dozda dahi olsa uzun süre U.V.A. ışınlarına maruz kalmak katarakt, maküla dejenerasyonu vs. gibi bazı kronik göz hastalıklarına neden olabilmektedir.

Organik 1.5 camın UV koruması 355 nm. kadardır. UV korumasını 400 nm’ye kadar yükseltebilmek için özel kimyasal madde kullanmak gerekir. Bu kimyasal madde organik 1.5 camın bir miktar sararmasına neden olur. 1.5 indeks boyanmış cam sipariş eden kişi mutlaka UV 400 koruması istiyorsa , camlar bu kimyasal sıvı ile yapılan işlemden sonra boyanmalıdır. En iyi alternatif çözüm, UV koruması 400 nm.olan Trivex, 1.61(MR8) , 1.67 veya 1.74 hammadde kullanmaktır. Diğer alternatif de UV koruması 420 nm olan organik gözlük camı materyalleridir. UV420 camların UV koruması tüm diğer camlardan daha etkilidir. Türkiye’de yaygın olarak kullanılan organik hammaddelerin UV koruma değerleri aşağıdaki gibidir:

1.5……………….…………………355 nm

1.53………………………………..400 nm

1.56………………………………..392 nm

1.59 P.C…………………….……380 nm

1.6…………………………….…….400 nm

1.67……………………………..….400 nm

1.74 …………………………….….400 nm

Not : Daha koyu olarak boyanmış 1.5 Organik (CR39) camlar sanıldığının aksine gözü daha iyi korumuyor. Çok koyu camlar ışığı daha az geçirdiğinden, gözlüklerin arkasındaki göz bebekleri genişlemektedir. Camların UV400 koruması olmaması nedeniyle, göze girecek olan yüksek orandaki zararlı UV ışınlarının göze zarar verme ihtimalleri artmaktadır. (Göz içerisine giren zararlı UV ışınlarının miktarı, pupilla alanının karesi ile orantılıdır. Yani, UV400 koruması olmayan koyu renkli güneş camlarını kullandığımız zaman göz bebeklerimizin alanı 2 kat artmışsa, göze giren UV ışınlarının miktarı 4 kat artacaktır!)

Numaralı Güneş gözlüklerinde de daha etkili UV koruması için UV420 materyallerin kullanılması tavsiye edilir.




Mavi ışık nedir? Mavi ışığı filtreleyen gözlük camları hakkında bilgi verir misiniz.


İnsan gözü, dalga boyu 380-780 nm. arasındaki elektro manyetik dalgaları algılayabilmektedir. Bu bandtaki dalgalar görebildiğimiz ışığı oluşturur. Dalga boyu 380-500 nm arasındaki ışınlar, görebildiğimiz ışığın en yüksek enerjiye sahip olan bölümünü teşkil etmektedir. Uluslararası literatürde “HEV” (High-Energy Visible Light) olarak adlandırılan “Mavi” ışık, güneş ışığı yanında yapay ışık kaynakları tarafından da yayılmaktadır. Bu kaynakların başında enerji tasarruflu ampulleri, floresan ve led aydınlatmaları, tv ve bilgisayar ekranlarını, tablet ve akıllı telefonları sayabiliriz. Mavi ışığın olumsuz etkilerinden birisi görüş kalitesini düşürmesi, diğeri de retina tabakasındaki dokulara verebileceği olası zarardır. Dalga boyu daha kısa olan mavi ışık retinanın önünde odaklandığından elde edilen görüntüde her zaman az da olsa bir fluluk yaratır. Mavi ışığa maruz kalma neticesinde retinadaki epitel dokusunda ve fotoreseptörlerde kalıcı hasar oluşabilmektedir. Sarı Nokta hastalığı olarak da bilinen Makula Dejenerasyonu hastalığının risk faktörlerinden birisi olarak Mavi Işığın yıllarca birikimi gösterilmektedir.

Yüksek enerjiye sahip olan Mavi Işığın etkilerini ve zararlarını iki başlık altında inceleyebiliriz. Bu başlıklar, “Güneş’ten Gelen Mavi Işığın Zararları” ve “Elektrikli ve Elektronik Cihazların Yaydığı Mavi Işığın Zararları” dır.

Güneş’ten Gelen Mavi Işığın Zararları:

UV ışınlarının uzun süreli etkisi ile katarakt ve bazı kornea hastalıklarının oluşum ihtimalinin arttığı bilinen bir tıbbi gerçektir. Yüksek enerjiye sahip “Mavi Işık” ın uzun süreli ve yoğun etkisi neticesinde de, uluslararası literatürde AMD, Türkçede “Yaşa Bağlı Makula Dejenerasyonu” veya halk arasında “Sarı Nokta Hastalığı” olarak bilinen hastalığın oluşumunun hızlandığı, birçok araştırmacı ve oftalmolog tarafından saptanmıştır. Sarı Nokta Hastalığının oluşumunun katarakt ameliyatı geçirmiş olan kişilerde daha fazla olmasının nedeni, önceden göz merceği tarafından büyük ölçüde absorbe edilen “Mavi Işık” ın, katarakt ameliyatından sonra, artık absorbe edilemeden direkt olarak retinaya ulaşması neticesinde retina hücrelerine zarar vermesidir. Çalışmalardan elde edilen sonuçlara göre retina tabakasına en fazla zarar veren ışınlar, 415 ile 455 nm bandındaki ışınlar olup en kritik dalga boyundaki ışığın 435 nm. olduğu belirlenmiştir.

Özellikle aile geçmişinde Yaşa Bağlı Makula Dejenerasyonu (AMD) olanların, henüz gelişme çağında olan çocukların (göz mercekleri transparan olduğundan) ve özellikle katarakt ameliyatı geçirmiş kişilerin , 415-455 nm bandındaki güneş ışınlarından korunabilmesi için uygun güneş gözlüğü kullanmaları tavsiye edilmektedir.

Güneş ışığında bulunan “Mavi Işık”ın olumsuz etkilerinden korunmak için, genellikle turuncu ve kırmızı renkte olan renkli camlar kullanılmaktadır. Yalnız dikkat edilmesi gereken husus, bu gözlüklerin %100 UV absorbsiyonuna ilaveten “Mavi Işık” absorbsiyonunun da yeterince yüksek olmasının gerekliliğidir.

Elektrikli ve Elektronik Cihazların Yaydığı Mavi Işığın Zararları:

Mavi ışığın retina önünde odaklanması neticesinde görüntüde oluşan fluluğa ilaveten, araştırmalarda elde edilen bir bulgu da, gün batımından sonra “Mavi Işık” a maruz kalan birçok kişinin uyku düzeninin bozulduğu yönündedir. Mavi ışığın göz ile algılanması neticesinde beyinde oluşan algı, zamanın “henüz gece olmadığı” dır. Durum bu iken, vücudu uykuya hazırlayan Melatonin hormonu yeterince salgılanmaz. Yapılan bir deneyde, geceleyin 2 saat süreyle tablet bilgisayar kullanan bir çocukta Melatonin hormonu salgılanmasının %22 oranında azaldığı tespit edilmiştir. Bu nedenle özellikle geceleyin, uyku saatinden önceki son 2-3 saatte, mavi ışık yayan lambalar veya elektronik cihazlarla temasta olan kişilerin, “Mavi Işık” korumalı cam kullanmaları önerilmektedir. Geceleyin mavi ışığa maruz kalmanın uyku düzenini, süresini ve kalitesini düşürdüğü ve dolayısıyle kanser, diyabet ve kalp hastalığı olasılığını artırdığı, obezite ve depresyona da neden olduğu iddia edilmektedir. Uyku düzeninin ve süresinin optimum düzeyde olabilmesi için alınması gereken diğer önemli tedbir de ışıksız ortamda uyunmasıdır. Uyku maskesi takmak da iyi bir uyku için önerilen diğer alternatiftir. Uyku esnasında yatak odasında ışık olacaksa, bu sarı veya turuncu olmalı, kesinlikle bir mavi ışık olmamalıdır.

Elektronik cihazların, floresan, enerji tasarruflu ampullerin ve led aydınlatmaların yaydığı “Mavi Işık” ın uyarıcı etkisini azaltmak için en etkili gözlükler, “Özel” turuncu renkli camlı gözlüklerdir. Renkli cam kullanmak istemeyenlere de vakum kaplama makinelerinde ön yüzeylerine yansıtıcı mavi-mor renkli kaplama uygulanan beyaz camlar (birçoğu hafif sarı renkte olmaktadır) önerilmektedir. Bu “renksiz” camlar genellikle UV ışınlarını %100 oranında absorbe etmekte ve Mavi-mor ışığı da %10-35 oranında yansıtmaktadır.

Yapılan deneylerde, geceleyin, elektronik cihazların, floresan, enerji tasarruflu ampullerin ve led aydınlatmaların yaydığı “Mavi Işık” ın uyarıcı etkisini azaltmak için özel turuncu boya ile boyanmış camların Mavi kaplamalı beyaz camlardan daha etkili olduğu görülmüştür.

Floresan ve led aydınlatmaların daha sarı ışık veren tiplerinin tercih edilmesi (“Cool White” yerine “Warm White” gibi), tv, bilgisayar, tablet ve akıllı telefonların ekran ışık ayarlarının yapılması, mavi ışığın olası olumsuz etkisini nispeten azaltacaktır. Mavi ışık yayan aydınlatmaları kendimizden olabildiğince uzak tutmak (en az 150 cm.) alınabilecek diğer bir tedbirdir. Geceleyin mavi ışığın zararını azaltmak için alınabilecek bir önlem de daha küçük ekranlı cihazların, daha uzak mesafeden ve daha kısa süre kullanılmasıdır. İhtiva ettiği düşük miktardaki “Mavi ışık” nedeniyle sağlığa zararı en düşük seviyede olan ampuller, şu anda birçok ülkede üretimi ve satışı yasaklanmış olan geleneksel tungsten filamanlı elektrik ampulleridir! Bu ampüllerin yasaklanma nedenlerinin başında, enerji tüketiminin ve atmosfere saldığı karbon dioksit miktarının yüksek olması gösterilmektedir.

TV ve bilgisayar ekranlarının, tablet ve akıllı telefonların göze olan diğer olumsuz etkisi, bu cihazların kullanımı esnasında gözlerin daha az kırpılması neticesinde oluşan göz kuruluğudur. Göz kuruluğu oluşmaması için gözlerin daha sık kırpılması ve gerektiği zaman da sahte göz yaşı kullanımı tavsiye edilmektedir. Bilgisayar kullananların göz yorgunluğunu azaltmak için tavsiye edilen 20-20-20 kuralı da genel kabul görmüş bir uygulamadır. Bu kural, bilgisayardaki her 20 dakikalık çalışmadan sonra 20 saniye ara verilerek en az 20 ayak (6 metre) mesafeye bakılarak gözlerin dinlendirilmesidir.

Gece kullanımı önerilen “Mavi Işık” koruma camlarının dezavantajları:

Beyaz olan “Mavi Işık” koruyucu “Mavi yansımalı” camların en önemli dezavantajı, istenilen korumayı gerçekleştirebilmesi için ön yüzeye uygulanan kaplamanın yansıtıcı özelliği nedeniyle bu camların , üzerlerine düşen ışığı normal camlardan daha fazla yansıtmalarıdır. Bu özellik nedeniyle “Mavi Işık” kesici “Mavi yansımalı” beyaz camlar özellikle geceleyin ışıklı ortamlarda ve araba kullanırken, anti-refle kaplamalı camlar kadar rahat olmamaktadır. Bu camların diğer dezavantajı da genellikle berrak olmayıp hafif sarı renkte olmalarıdır. Mavi ışığı yansıtma oranının %10-35 oranında olması da, korumanın birçok kez yetersiz olduğu eleştirisini getirmektedir.

“Özel” turuncu renkli gece gözlüklerinin, uyku düzeninin sağlanması konusunda mavi kaplamalı beyaz camlardan daha etkili olmalarına karşın, renkli olmaları nedeniyle ışık geçirgenliklerinin daha az olmaları ve görünüşleri itibarıyle birçok kullanıcı tarafından tercih edilmemeleri, bu camların en önemli dezavantajıdır.

Piyasaya kısa bir süre önce çıkan UV420 “Yeşil yansımalı” camlarda materyal 420 nm’ye kadar olan ışınları absorbe ettiğinden, bu banddaki ışınların yansıtılmasına gerek olmamakta ve dolayısıyle camların kullanımı özellikle geceleyin daha rahat olmaktadır.

“Mavi Işık” ın yararı var mıdır?

HEV kategorisinde olmakla birlikte 465-495 nm. bandındaki mavi-turkuaz ışınlar insan sağlığı için yararlıdır. Bu ışınların etkisi ile göz bebeklerinin çapı ve dolayısıyle göz içerisine giren ışığın miktarı ayarlanabilmektedir. Bu kategorideki ışınların etkisiyle örneğin Serotonin hormonunun (Mutluluk hormonu) salgılanması artmakta, konsantrasyon ve hafıza gibi yetenekler zirveye ulaşmakta ve kişiye canlılık ve zindelik vererek mutluluk hissi artırmaktadır. Bu özelliği nedeniyle kapalı ortamlarda karşılaştığımız “Mavi Işık”ın gün içerisinde yararlı olduğu; kişiyi iş saatlerinde uyanık tuttuğu, çalışma performansını artırdığı ve uyku saati geldiği zaman da sorunsuz bir şekilde uyumasını sağladığı bilinmektedir. Yapılan deneylerde gece sürüşünde arabanın ön bölümüne yerleştirilen mavi led aydınlatmaların sürücüyü uyanık tutmakta ve direksiyonda uyumakla sonuçlanan trafik kazalarını azaltmakta kafeinli kahveden daha etkili olduğu tespit edilmiştir.




Anizometropi nedir, ne gibi sorunlar yaratır, bu sorunlar nasıl çözülebilir?


Anizometropi, iki gözün refraksiyonlarının birbirinden farklı olması olarak tarif edilebilir.

Anizometropiyi üç gruba ayırabiliriz:

1.Düşük Anizometropi: Diyoptri farkı 0.25D ile 0.75D arasında olduğu zaman

2.Orta Anizometropi: Diyoptri farkı 1.00D ile 2.00D arasında olduğu zaman

3.Yüksek Anizometri: Diyoptri farkı 2.25’den daha fazla olduğu zaman

Anizometropinin yarattığı en önemli sorunlar Diferansiyel (dikey ve yatay) prizmatik etki, Anizokoni (iki gözün objeleri farklı boyutlarda görmesi), camların gözleri farklı oranlarda büyütmesi veya küçültmesi, camların ağırlık farkı nedeniyle gözlüğün dengesiz duruşu ve sairedir.

Diferansiyel Dikey Prizma:

İki gözün cam üzerindeki muhtelif bakış noktalarında oluşan dikey prizmatik etkiler arasındaki farka, “Diferansiyel dikey prizma” denir. Diferansiyel dikey prizma, anisometrinin bir neticesidir. Özellikle çok odaklı gözlüklerin kullanım rahatlığı için “Diferansiyel dikey prizma” son derece önemlidir.

Diferansiyel prizma miktarına tam olarak tolere edemeyen tek odaklı cam kullanıcısı , baş hareketleri ile camların optik merkezlerine yakın olan bölümlerinden bakarak , en azından camın bir bölümünden konforlu görüş elde edebilir. Anisometrop kişinin Uzak gözlüğünde optik merkezlerin göz hizasında , Yakın gözlüğünde de pupilla merkezinden 6-7 mm aşağıda monte edilmesi durumunda gözlüklerin kullanımı kolaylaşacaktır. (Tabii ki montaj yüksekliğine bağlı olarak Uzak ve Yakın gözlüklerinin pantoskopik açıları gerektiği şekilde ayarlanmalıdır). Fakat bifokal ve progresif cam kullanıcıları için böyle bir çözüm mümkün değildir. Diferansiyel dikey prizma miktarına olan tolerans kişiden kişiye farklılık gösteriyor. Bazı kişiler ½ D prizmatik etki farkına adapte olamaz iken, bazen 2-3 Diyoptri diferansiyel prizmaya ve hatta 5 Diyoptriye adapte olan kişilere de rastlıyoruz! Binoküler görüş kalitesi yüksek olan kişilerin diferansiyel prizma toleransları genellikle daha az olup sorun yaşama ihtimalleri daha yüksektir.

Diferansiyel dikey prizma miktarı camların optik merkezlerinden uzaklaştıkça artar. Örneğin, reçetenin Sağ. +1.00 ve Sol. +2.00 olduğu duruımda optik merkezin 5 mm altındaki noktalarda diferansiyel prizma 0.5D iken, 10 mm aşağıdaki noktalarda 1D oluyor. Tek odaklı gözlük kullanan kişi eğer 1D diferansiyel dikey prizmaya tolere edemiyorsa, baş hareketi ile optik merkezlere daha yakın noktalardan bakarak sorunu giderebilir. Diferansiyel dikey prizma bifokal ve progresif camlarda sorun yarattığı zaman birçok kez %100 tatmin edici çözüm mümkün olmamaktadır.

Diferansiyel dikey prizmanın kontrol altına alınması:

Tek odaklı, bifokal ve progresif camlarda “Slab –off” üretim tekniği ile diferansiyel dikey prizma sorununa kısmen çözüm getirilebilir. Diferansiyel prizmayı , tolere edilebilecek miktarlara düşürebilmek ancak cam üzerinde belirli bir alanda gerçekleştirilebildiğinden, bu yöntem de ne yazık ki her zaman %100 tatmin edici olmuyor. “Slab –off “ yapılan camların diğer dezavantajı da bu camların üzerinde E-line bifokal camlardaki gibi yatay bir çizginin oluşmasıdır.

Diferansiyel dikey prizma sorununu çözebilmek için sağ ve solda farklı çaplarda okuma segmenti olan bifokaller, yapıştırma segmentli bifokaller, “Franklin” bifokal camları ve prizmatik segmentli bifokal camlar da kullanılabilir. Bifokal ve progresif camların okuma bölgesindeki Diferansiyel dikey prizma ayrıca Fresnel prizmaları ile de kısmen kontrol altına alınabilir.

Yukarıdaki alternatifler dışında presbiyoplar için en iyi gözlük çözümü , daha önce de söz edildiği gibi Uzak ve Yakın için ayrı ayrı yapılacak olan iki tek odaklı gözlüğün tercihi olabilir. Böyle bir durumda Yakın gözlüğünde pantoskopik açı artırılarak optik merkezler pupilla merkezlerinden 6-7 mm aşağıya alınmalıdır. Anisometrop kişinin Uzak gözlüğünde de pantoskopik açı azaltılarak optik merkezler göz hizasına yükseltilmelidir.

Fakat Diferansiyel dikey prizma sorununu çözüp sağlıklı binoküler görüş elde etmenin en sağlıklı yolu, gözlük yerine kontakt lens kullanmak, veya , eğer kişi presbiyop ise, kontakt lensle beraber tek odaklı veya çok odaklı gözlük kullanmaktır. Presbiyop olan anisometrop kişiye Uzak görüşünü düzeltmek için kontakt lens verilip, presbiyopisini düzeltmek için de lenslerin üzerinden kullanacağı progresif gözlük vermek olası en uygun çözüm olabilir. Progresif veya bifokal kontakt lenslerin kullanımı da diğer alternatifler olabilir. Tabii ki şartların uygun olduğu durumlarda refraktif lazer uygulamaları ile gözler sıfırlanıp anizometropi ve dolayısıyle Diferansiyel prizma sorunu ortadan kaldırılabilir.

Diferansiyel yatay prizma:

İki göz arasındaki sferik ve silindir değer farkları ve aks yönlerindeki fark nedeniyle Diferansiyel prizma sadece yatay yönde de olabilir. Yatay yöndeki diyoptri farkının orta veya yüksek derecede olması durumunda tek odaklı camların her noktasında oluşan Diferansiyel prizmaya tolere edilemez. Fakat kişi baş hareketleri ile camların optik merkezlerine yakın olan bölümlerinden bakarak , en azından camların bir bölümünden konforlu görüş elde edebilir. Progresif ve bifokal cam kullanımında kişi, dikey yöndeki bakışta olduğu gibi yatay yöndeki bakışta da serbest olmadığından , bu camlarda böyle bir uygulama mümkün olmaz. Diferansiyel yatay prizmanın sorun yarattığı durumlarda en iyi alternatif çözüm yine kontakt lenslerin kullanımıdır. Bazen de kontakt lenslerle gözlüklerin beraberce kullanımı daha isabetli olmaktadır.




Anizokoni nedir? Nasıl önlenir?


Gözlükçünün orijinal sorusu şöyledir. "Sağ gözü +1.00 ve sol gözü de +5.00 olan 30 yaşındaki müşterim görüşte sorun yaşadığını ifade etmektedir. Ayrıca cisimleri sol gözüyle daha büyük olarak gördüğünü söylemektedir. Rx olarak sipariş verdiğim “balans” yapılmış 1.61 camlar da sorunu çözmedi. Sizce sorunun nedeni ne olabilir?"

Kişide anizometropi mevcuttur. Böyle durumlarda sorun yaşanması normaldir. En önemli sorunlar, oluşan “Diferansiyel Prizmatik Etki” ve “Anizokoni”dir. Pupilla mesafelerine uygun olarak merkezlenmiş camlarla, camların merkezi bölgesinden bakıldığı zaman “Diferansiyel Prizmatik Etki” sorununu çözmek kısmen mümkündür. Fakat “Anizokoni” sorununu çözmek daha zordur “Anizokoni” yi, iki gözün retinaları üzerinde oluşan görüntülerin algılanan büyüklükleri veya şekilleri arasında oluşan farklılık olarak tarif edebiliriz. Örneğin, bir gözde -2.00D ve diğer gözde de +1.50D cam kullanıldığı zaman iki gözde oluşan görüntü boyutları genellikle farklı olmakta ve “Anizokoni” oluşmaktadır. Ayrıca kare şeklindeki bir objenin, bazı nedenlerden dolayı bir göz tarafından kare, fakat diğer göz tarafından dikdörtgen veya paralelkenar şeklinde algılanması da “Anizokoni” olarak tarif edilebilir.

Anizokoni‘nin en yaygın nedeni , tabii ki “Anizometropi” dir, yani iki göz arasındaki refraksiyon kusurlarının belirgin derecede farklı olmasıdır (Refraktif Anizometropi). Diğer önemli neden de, refraksiyon kusurlarında sorun yaratacak kadar fazla bir farklılık olmamasına rağmen iki göz arasındaki aksiyel uzunluklar arasındaki farklılıktır (Aksiyel Anizometropi). Bazen de Anizokoni , her iki nedenin kombinasyonunun neticesinde veya beyindeki görme merkezindeki bir olumsuzluğun neticesinde oluşabilir.

Anizokoni durumunda görüntü boyutları arasındaki fark belirli bir oranı geçtiği zaman, beyindeki görme merkezi iki görüntüyü birleştirip 3 boyutlu tek bir görüntü elde edemez. Bazı kişiler retinalarda oluşan %1 oranındaki görüntü boyut farkına tahammül edemez iken bazı kişiler %5 farka dahi tolere edebiliyor. Kişi bu farka adapte olamadığı zaman görüş konforu bozulur , diplopi veya supresyon yaşanabilir veya ambliyopi oluşabilir. Anizokoni nedeniyle yaşanan diplopiye en güzel örnek, göz içi lenslerin henüz uygulanmadığı zamanlarda tek gözünden katarakt ameliyatı olup bu göze yüksek konveks cam verilirken diğer göze Verre Plan veya küçük diyoptrili camın verildiği durumlardır. Böyle durumlarda iki gözde oluşan görüntü boyutları o kadar farklı olur ki (ameliyat olan göze verilen cam örneğin +10.00 olduğu zaman magnifikasyon, verteks mesafesine , camın bombesine,indeksine ve tasarımına bağlı olarak %25-30 arasında olmaktadır) ameliyat olmayan gözde de kayda değer bir görüş kalitesi olduğu zaman, bu şahıslar mutlaka diplopi veya supresyon sorunu yaşarlar. Böyle durumlarda sorunun, birçok kez ameliyatsız gözün kapatılması suretiyle çözüldüğünü eski gözlükçüler iyi bilmektedirler. Katarakt ameliyatlarında göz içi lenslerin çok yaygın olarak kullanılması neticesinde, ameliyatlı göze yerleştirilen lens kayda değer magnifikasyon oluşturmadığından, günümüzde katarakt ameliyatları sonrasında böyle sorunlar artık pek sık yaşanmamakta ve tek gözünden katarakt ameliyatı olan ve gözüne göz içi lens yerleştirilen birçok hasta binoküler görüş elde edebilmektedirler.

Anizokoni’nin çözümünde bazen İzokonik camlar kullanılmaktadır. İzokonik camlar, diyoptrileri farklı olduğu halde oluşturdukları görüntü magnifikasyonları nedeniyle, algılanan görüntü boyutlarını eşitleyen gözlük camlarıdır.

Gözlerde oluşan görüntü magnifikasyonu (veya minifikasyonu) ametropinin refraktif veya aksiyel olmasına, düzeltme camlarının verteks mesafesine ve indeksine , ayrıca camların tasarımına bağlı olup her diyoptri için ortalama % 2 civarındadır. Fakat Anizokoninin hassas olarak özel cihazlarla ölçülmesi ve binoküler görüş konforunun “ölçü” camları ile test edilmesi mümkündür. Camın birisi +1.00 ve diğeri de +5.00 olduğu zaman gözlükteki iki camın retinalarda oluşturduğu görüntü magnifikasyon farkı tahminen % 8 civarında olmaktadır. Hasta binoküler görüşte sorun yaşarsa ve eğer kendisine İzokonik gözlük camları verilecekse, +5.00 camın verdiği görüntüye eşit boyutta görüntü verebilmesi için , özel olarak üretilecek olan İzokonik +1.00 camın oluşturduğu görüntünün % 8 civarında büyütülmesi gerekmektedir. Bu büyütmeyi yapabilmesi için +1.00 camın oldukça kalın olarak ve yüksek bazda üretilmesi gerekmektedir. Yukarıdaki örnekte oluşacak olan Anizokoninin çözümünde kullanılacak +1.00 İzokonik camın bazı 8 olduğu takdirde kalınlığı da 15 mm. civarında olacaktır. İzokonik camın bazını azaltmak istiyorsak kalınlığını artırmamız, kalınlığını azaltmak için de bazını artırmamız gerekmektedir.

İzokonik camlar çok kalın ve ağır olacağından, bunların kullanımı pratikte genellikle mümkün olmamakta ve dolayısıyle Anizokoni sorununun çözümünde birçok kez kontakt lenslerin kullanımı ilk tercih olmaktadır. Kornea ile temas etmeleri nedeniyle (arka verteks mesafeleri “sıfır” olduğundan) kontakt lenslerin oluşturduğu görüntü boyut farkları çok daha az olmakta ve birçok kez gözler bu farklılığa tolere edebilmektedir. Anizokoninin çözümünde bazen de kontakt lensle izokonik cam beraberce kullanılmaktadır. Bazen de iki cam arasındaki magnifikasyon farkını azaltıp hastayı rahatlatmak için, Göz Hekimi, görüş keskinliği daha az olan gözdeki camın diyoptrisini diğer camın diyoptrisine yaklaştırıp, daha bulanık görüşe razı olarak sorunu kısmen çözmektedir. Görüş konforu için, görüş keskinliği daha az olan gözün kapatılması da bazen uygulanan bir çözümdür.




Kromatik aberasyon nedir ve görüş kalitesini nasıl etkiler?


Kromatik aberasyon, optik camlarda görüntü kalitesini düşüren önemli bir etkendir. Konuyu iyi anlayabilmemiz için “Kırılma İndeksi” ve “Abbe Değeri” konularını tam olarak anlamamız gerekiyor.

Bir optik meteryalin kırılma indeksi , ışığın boşluktaki (uzaydaki) hızının, materyal içerisindeki hızına bölünmesi ile elde edilen değerdir. Işığın boşluktaki hızının yaklaşık 300,000 km/sn olduğunu biliyoruz. Işığın, gözlük camı dahil diğer saydam materyellerdeki hızı 300,000 km/sn’den daha azdır. Örneğin, içerisinden geçen ışığın hızının 200,000 km/sn olan materyalin kırılma indeksi 1.500 olarak hesaplanır. (300,000/200,000= 1.500)

Kırılma indeksi genellikle “n” harfi ile ifade edilir. Havanın kırılma indeksi “1” olarak kabul edilir. Hava dışındaki birçok saydam maddenin kırılma indeksi 1’den daha büyüktür. Örneğin suyun kırılma indeksi 1.333’dür.

Abbe Değeri:

Optik ortamlardan geçen beyaz ışık renklere ayrışmaktadır. Bu ayrışmaya kromatik aberasyon denilmektedir. Bu ayrışma yüksek indeksli camlarda, düşük indeksli camlara kıyasla genellikle daha fazla olmaktadır. Kromatik aberasyonun fazla olması özellikle optik merkez dışındaki bakışlarda elde edilen görüntüde kalitenin düşmesine neden olur. 1 rakamının kromatik aberasyon değerine bölünmesi ile elde edilen rakam, Abbe Değeri’dir.

Yani Abbe Değeri’nin düşük olması, kromatik aberasyonun yüksek olması anlamına geliyor. Abbe Değeri’nin yüksek olması özellikle yanal görüşte daha kaliteli görüntü elde edilmesini sağlar. Abbe Değeri daha düşük olan yüksek indeksli camların sağ ve sol pupilla mesafelerinin dikkate alınarak optik merkezlerin hassas bir şekilde monte edilmesi, olası sorunları asgariye indirir.

İndeksin daha yüksek olmasının genellikle Abbe Değeri’nin düşmesine neden olmasına rağmen, son yıllarda yapılan çalışmalarla yüksek Abbe Değeri’ne sahip daha yüksek indeksli organik camlar üretilmektedir. Türkiye’de yaygın olarak kullanılan organik optik cam hammaddelerinin kırılma indeksleri ve Abbe Değerleri aşağıdaki gibidir:

Kromatik Aberasyon (Renk Sapması):

Optik camın değişik renklerdeki ışık için olan kırılma indeksleri, üzerine gelen ışığın dalga boyuna bağlı olarak küçük farklılıklar gösterir. Değişik renkler için olan Kırılma İndeksi’nin farklı olması neticesinde “Kromatik Aberasyon” (Renk Sapması) olarak tanımlanan bir “sapma” (aberasyon) oluşmaktadır. “Renk Sapması”, esasında beyaz ışığın, mercek, prizmalar vs. tarafından kendisini oluşturan renklere ayrışmasıdır.

Kırmızı ışık ile kıyaslandığı zaman daha yüksek kırılma indeksine sahip olan Mavi ışık, bir mercek veya prizma tarafından daha fazla kırılır. Renk sapması (veya kromatik aberasyon), daha kısa dalga boyuna sahip olan ışıkların (örneğin mavi) saydam materyel içerisinde daha uzun dalga boyuna sahip olanlardan (örneğin kırmızı) daha yavaş yol alması neticesinde oluşur. Mavi ışığın frekansı kırmızı ışığın frekansından daha yüksektir. Bu nedenle mavi renkte dispersiyon (ışığın dağılma veya saçılması) durumu ile de karşılaşırız.

Bir materyalin mavi ışık ve kırmızı ışık için olan kırılma indeksleri arasındaki fark ne kadar fazla ise, o materyalin oluşturduğu dispersiyon (sapma) o kadar fazla olacaktır. Ayrıca bir merceğin ışığı kırma gücü direkt olarak o materyalin kırılma indeksine bağlıdır. Neticede ışığın dispersiyonu, değişik renklerdeki ışığın prizmalar tarafından farklı oranlarda kırıldığı ve mercekler tarafından da farklı noktalarda odaklandığı anlamına gelmektedir. Bu kırılma farkı ve odaklanma pozisyonları arasındaki fark, “Renk sapması” veya “Kromatik aberasyon” olarak adlandırılmaktadır. Örneğin, mavi ışığın kırılma indeksinin kırmızı ışığınkinden daha yüksek olması nedeniyle merceğin kırdığı mavi ışığın odak uzaklığı, kırmızı ışığın odak uzaklığından daha kısa olur. Optik camlarda oluşan Kromatik aberasyonu (renk sapması) iki kategoriye ayırabiliriz:

  • Aksiyel Kromatik Aberasyon. Bu sapma, optik camın diyoptrik gücü ile orantılı olarak oluşur.
  • Yanal Kromatik Aberasyon. Bu sapma da optik camın oluşturduğu prizmatik güç ile orantılıdır.

Saydam materyellerin kırılma indeksi her renk ışık için farklı olduğundan, materyaller için belirli bir ışık renginin baz alınarak tek bir kırılma indeksi verilmesi düşünülmüştür. İngiliz ve Amerika’lılar 587.56 nm dalga boyundaki ışığı baz alarak ölçtükleri indeksi “nd” olarak göstermekte, Japon ve Avrupalı’lar ise 546.07 nm dalga boyundaki ışıkla ölçtükleri değeri “ne” olarak göstermektedirler. Örneğin, CR39 camların indeksinin bazı kaynaklarda 1.498 olarak gösterilirken başka kaynaklarda da 1.502 olarak gösterilmesinin nedeni budur. Aynı şekilde Trivex materyelin indeksi “nd” olarak 1.530 olarak ifade edilirken “ne” olarak da 1.533 değeri ile gösterilmektedir. Özetleyecek olursak, bir merceğin veya prizmanın gerçek gücü , baz olarak alınan dalga boyuna bağlıdır.

Aksiyel Kromatik Aberasyon:

Ideal olan, beyaz ışığı oluşturan tüm bileşen renkteki ışığın mercek tarafından tek bir noktada odaklanmasıdır. Bu, tüm renklerin mercek tarafından eşit oranda kırılması ve aynı noktada odaklanması anlamına gelir. Aksiyel Kromatik Aberasyon, görünen ışık bandının uc kısımlarındaki renklerin (mor ve kırmızı) oluşturduğu odak noktalarının arasındaki mesafe ile ölçülür. Aksiyel Kromatik Aberasyonu aşağıdaki formül ile “Diyoptri” olarak hesaplayabiliriz:

Aksiyel Kromatik Aberasyon = Diyoptrik Güç / Abbe Değeri

Aksiyel Kromatik Aberasyon neticesinde retina üzerinde odaklanmayan renkler flu olarak algılanır. Örneğin kırmızı veya mavi renkli ışıklı bir tabelanın net olarak görülememe nedeni budur. Aksiyel Kromatik Aberasyonun mevcut olduğu durumda mercekten geçen her renkteki ışık , mercekten farklı bir mesafede odaklanmakta ve dolayısı ile her rengin mercek için olan odak mesafesi farklı olmaktadır. Kırılma indeksi daha yüksek olan mavi ışık, kırmızı ışıktan daha fazla kırılmaktadır. Diğer bir ifade ile, mercekten geçen mavi ışığın kırmızı ışığa kıyasla daha kısa bir odak mesafesi ve dolayısı ile daha yüksek bir diyoptrik gücü olmaktadır.

Abbe Değeri 30 olan -8.00 gücündeki polikarbonat camı düşünelim. Bu camda oluşan Aksiyel Kromatik Aberasyon, 0.27 Diyoptri’dir. Abbe Değeri 58 olan -8.00 gücündeki CR39 camdaki Aksiyel Kromatik Aberasyon ise neredeyse bunun yarısı kadar, yani 0.14 Diyoptri’dir.

Yanal Kromatik Aberasyon:

Yanal Kromatik Aberasyon, görünen ışık bandının uc kısımlarındaki renklerin (mor ve kırmızı) maruz kaldığı prizmatik sapmalar arasındaki kırılma farkı ile ölçülür. Yanal Kromatik aberasyonun olumsuz ektisi, genellikle Aksiyel Kromatik Aberasyon’dan daha fazladır. Yanal Kromatik Aberasyonu aşağıdaki förmül ile “ Prizma Diyoptrisi” olarak hesaplayabiliriz:

Yanal Kromatik Aberasyon = Prizmatik Etki / Abbe Değeri

Formüle dahil edilecek “Prizmatik Etki” ile, referans olarak alınan noktada “Prentice Formülü” ile hesaplanan prizmatik etki kastedilmektedir. Yanal Kromatik Aberasyonun mevcut olduğu durumda mercekten geçen her renkteki ışık , merceğin farklı noktalarındaki prizmatik güç dolayısı ile farklı oranlarda kırılacaktır. Kırılma indeksi daha yüksek olan mavi ışık, kırmızı ışıktan daha fazla kırılır. Diğer bir ifade ile, mercekten geçen mavi ışık kırmızı ışığa kıyasla daha yüksek bir prizmatik etkiye maruz kalacaktır.

Yeniden Abbe Değeri 30 olan -8.00 gücündeki polikarbonat camı düşünelim. Bu cam üzerinde, optik merkezden 15 mm mesafede oluşan prizmatik etki, 8 x 1.5 = 12 Prizma Diyoptrisi’dir. Bu camda oluşan Yanal Kromatik Aberasyonu da 0.40 Prizma Diyoptrisi olarak hesaplayabiliriz. Abbe Değeri 58 olan -8.00 gücündeki CR39 camdaki Yanal Kromatik Aberasyon ise neredeyse bunun yarısı kadar, yani 0.21 Prizma Diyoptrisi’dir.

Kromatik aberasyon mevcut olduğu zaman mercekten geçen her renkteki ışık, kendi görüntüsünü oluşturur. Yanal Kromatik Aberasyon nedeniyle her renk ışık farklı oranda kırıldığından, renklerin oluşturduğu görüntüler, nokta bazında üst üste gelmez; her rengin görüntüsü diğerinden az ötede oluşur. Objenin orta bölümlerinden gelen ışınların retina üzerinde üst üste gelerek oluşturdukları görüntünün rengi, objenin gerçek rengidir. Fakat objenin kenar sınırlarında renkli bandlar oluşur. Kromatik Aberasyonu yüksek (Abbe Değeri düşük) olan optik camlarda, yanal alanlardaki bakışlarda kişiyi rahatsız eden, obje çevresinde algıladığımız renkli oluşumların nedeni budur. Abbe Değeri düşük olan örneğin -5.00 Diyoptri bir camın optik merkezi dışından floresan bir ışığa baktığımız zaman lambanın bir kenarında mavi ve diğer kenarında da kırmızı olarak gördüğümüz renkli bandlar, Yanal Kromatik Aberasyonu göstermektedir.

0.12 Diyoptri altındaki Yanal Kromatik Aberasyon genellikle kişinin dikkatini çekmemekte ve sorun yaratmamaktadır. Fakat ilk kez yüksek indeksli cam kullanan bazı kişilerin 0.12 Diyoptri altındaki Yanal Kromatik Aberasyon’dan şikayet etmelerine nadiren de olsa şahit olmaktayız. Optikçinin konu hakkındaki bilgilendirmesi neticesinde kullanıcı bu küçük olumsuzluğu dikkate almadığı durumda birkaç hafta içerisinde kromatik aberasyon sorun olmaktan çıkmaktadır. Sorunun giderilemediği durumda ise tek çare, Abbe Değeri daha yüksek olan camların kullanılmasıdır.

Yanal Kromatik Aberasyonun oluşturduğu diğer olumsuzluk da “Görüş Keskinliği” nin olumsuz yönde etkilenmesidir. Yapılan deneylerde Yanal Kromatik Aberasyonun “Görüş Keskinliği”ni aşağıdaki oranlarda düşürdüğü gözlemlenmiştir. Tabii ki görüş keskinliğini etkileyen etken sadece kromatik aberasyon değildir. Optik camlarda oluşan diğer aberasyonlar ve gözün anatomik yapısı (örneğin pupilla çapı gibi) da görüş kalitesini etkilemektedir.

Bir örnek verelim: Abbe Değeri 30 olan -5.00 gücündeki polikarbonat cam üzerinde, optik merkezden 15 mm mesafede oluşan prizmatik etki 5 x 1.5 = 7.5 Prizma Diyoptrisi ve Yanal Kromatik Aberasyon da 0.25 Prizma Diyoptrisi olarak hesaplanır. Yukarıdaki tablodan da görebileceğimiz gibi, optik merkezden 15 uzaklıktaki noktadan bakışta bu kişinin elde edeceği görüş keskinliği %70-75 aralığında olur.

Kromatik aberasyonun olumsuz etkilerinin azaltılması:

Gözlük camlarında oluşan “Renk Sapması” nın (Kromatik Aberasyon) olumsuz etkilerini azaltmak mümkündür. Unutmayınız ki kromatik aberasyonun olumsuz etkileri camların diyoptrisi ile doğru orantılı ve Abbe Değeri ile de ters orantılı olarak artar. Diğer bir deyişle, sorunlar genellikle daha yüksek diyoptrili ve Abbe Değeri daha düşük olan camlarda karşımıza çıkar. Kromatik aberasyonun olumsuz etkilerini şu şekilde azaltabiliriz:

  • Abbe Değeri yüksek olan optik camları tercih ediniz. Düşük Abbe değerinin sorun yaratabileceği konusunda kuşkunuz varsa bu hususa özellikle dikkat ediniz.
  • Çerçevenin iyi merkezlenmiş olmasına dikkat ediniz. Tek odaklı camların montajında fazla düşük duran çervelere monte edilen camların üzerinde genellikle daha yüksek prizmatik etki ve dolayısıyle daha fazla Yanal Kromatik Aberasyon oluşmaktadır. Bu nedenle Uzak veya Yakın bakış noktasının çerçeve dikey merkezinden fazla uzakta olmaması önerilir.
  • Optimum baz ve tasarımda olan camları tercih ediniz. Camların optimum bazda , asferik veya freeform tasarımda olması oblik aberasyon ve benzeri sapmaları azaltacağından , camlarda kromatik aberasyon neticesinde oluşacak olan deformasyona ek olarak görüş keskinliğini azaltıcı bir olumsuzluk ilave olmayacaktır.
  • Çerçeve ayarlarına dikkat ediniz. Verteks mesafesi olabildiğince az ve pantoskopik eğim normal değerlerde olmalıdır. Bu şekilde kişi ,camların merkezi bölgelerini daha fazla ve tüm aberasyonların daha fazla olduğu yanal alanları daha az kullanacaktır.
  • Camların merkezlenmesine özen gösteriniz. Özellikle yüksek indeksli ve yüksek diyoptrili camların montajında dikkatli olunuz. Camlar tek odaklı da olsalar, montajı yatayda monoküler pupilla mesafelerine göre yapınız. Dikey merkezlemeyi de çerçeve pantoskopik açısını dikkate alarak yapınız. Dikey montajın doğru olarak yapılabilmesi için camların, pantoskopik açının her derecesi için ortalama 0.5 mm aşağı yönde desantre edilmesi gerekir. Örneğin pantoskopik açı 10 derece ise, dikey yöndeki aşağı desantrasyon 5 mm olmalıdır. Aşağı yönde daha az dikey desantrasyon yapmak istediğimiz zaman da pantoskopik açısı daha düşük olan çerçeve tercih etmek zorundayız.

Yatay merkezlemenin temel kural olduğunu ve bakış noktalarında prizmatik etki oluşmaması için montajda bu kurala uyulmasının şart olduğunu zaten tüm optikçiler bilmektedir.

Dikey merkezleme kuralına riayet edildiği takdirde de kromatik aberasyon dahil tüm aberasyonların olumsuz etkileri azalacak ve ayrıca camların üst-alt kalınlıkları daha dengeli olacaktır.

Yukarıdaki hususlar dikkate alındığı takdirde yüksek diyoptrili reçetelerde daha az sorun yaşanacaktır.